Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/12587 E. 2021/6507 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12587
KARAR NO : 2021/6507
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

1) Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafilerinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde:
Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanun’daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 06.11.2008 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, sanık müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
2) Sanık hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde:
Sanığın, yetkilisi olduğu şirket adına … isimli banka ile arasında imzaladığı 06.02.2008 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kredinin devamlılığını sağlamak ve peyder pey kredi alabilmek amacıyla katılan … adına sahte olarak düzenlenmiş dört adet senedi ilgili bankaya cirolayıp yarar sağlamak suretiyle “nitelikli dolandırıcılık” suçunu işlediği iddia olunan olayda; sanığın mahkemeye sunduğu yazılı savunmasında bankadan çektiği kredi için başka teminatların da bulunduğunu savunması, sanığın yetkilisi olduğu şirket ile ilgili banka arasında birden fazla genel kredi sözleşmesi düzenlenmiş olması ve suça konu senetler bankaya verildikten sonra sanığa kredi kullandırılıp kullandırılmadığının, kullandırılmışsa sanığa ne kadar ödeme yapıldığının tespit edilmemiş olması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; öncelikle suça konu senetlerin banka ile düzenlenen hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında ve teminat olarak mı yoksa tahsil amaçlı mı verildiğinin belirlenerek, önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketlerin dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği de dikkate alınarak, suça konu senetlerin kredilerin kullanımı sırasında mı yoksa kredi kullandırıldıktan sonra mı verildiği, söz konusu senetler verildikten sonra bu senetlere istinaden sanığa kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, bu senetlerin banka kayıtlarına hangi tarihte geçtiği, borcu karşılamaya yeterli başkaca bir teminat alınıp alınmadığı, suça konu senetler olmadan da sanığa bu miktar kredi kullandırılıp kullandırılmayacağı, kredinin sanığın hesabına ne zaman aktarıldığı ve kullanılan kredi miktarı hususlarının ilgili banka nezdinde araştırılması, bulunması halinde ilgili belge ve kayıt asıllarının ya da onaylı suretlerinin getirtilip dosyaya eklenmesi, suça konu senetlerde yer alan el yazıları üzerinde gerekli yazı incelemesinin yapılmamış olması karşısında, sanığın ve katılan …’ın karşılaştırmaya esas olabilecek el yazısı örneklerinin temin edilip, belge asıllarıyla birlikte gönderilmek suretiyle, uzman bilirkişi veya kurulundan aldırılacak raporla, suça konu senetlerin ön yüzündeki el yazılarının kime ait olduklarının kesin olarak belirlenmesi, suça konu senetlerin sanık ile katılan … arasındaki hangi hukuki ilişkiye istinaden verildiği sanıktan sorularak, varsa buna ilişkin belge ve kayıtların temin edilmesi, suça konu kredi borçlarına ilişkin olarak sanık tarafından ödemede bulunulup bulunulmadığı ve miktarı da kesin olarak belirlenip, kısmi ödeme varsa katılan şirketin TCK’nin 168/4. maddesi uyarınca sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvaffakat edip etmediğinin sorulmasından sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile sanığın beraatine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 15.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.