YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12817
KARAR NO : 2023/328
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun ( 1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2012 tarihli ve 2012/173 Esas, 2012/399 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında basit dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 … hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2012 tarihli ve 2012/173 Esas, 2012/399 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 29…..2015 tarihli ve 2015/6195 Esas, 2015/3035 Karar sayılı kararı ile “sanığın katılan adına sahte borç istek formu hazırlayarak … Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na verdiği ve kredi alarak menfaat temin ettiğinin iddia olunması karşısında, TCK’nın 158/1-d maddelerinde öngörülen vakfın vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği” belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2015 tarihli, 2015/504 Esas, 2015/645 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak görevsizlik kararı verilmiştir.
4. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.11.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 51 ve 53 üncü maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, daha önce verilen kararın sanık müdafiinin temyizi üzerine bozulduğu ve bozma sonrası verilecek cezanın önceki cezadan fazla olamayacağı dikkate alınarak 1412 sayılı CMUK’nın 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca 1 yıl 6 … hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve verilen hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekili, sanığın iki ayrı nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerektiğini, kazanılmış hak uygulamasının yanlış olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Sanık müdafii, katılanın rızası ve haberi olduğundan suç unsurlarının oluşmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. GEREKÇE
TCK’nın 158 inci maddesinin (d) bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi bakımından kamu kurum ve kuruluşları ile kamu meslek kuruluşlarına, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerine zarar verilmesi gerekli değildir. Önemli olan hileli davranışların icrasında bu kurum ve kuruluşların araç olarak kullanılmış olmasıdır. Kurum ve kuruluşların araç olarak kullanılmasından maksat, bu kurum ve kuruluşların adını geçirmek suretiyle dolandırıcılık fiilinin gerçekleştirilmesi değildir. Hileli davranışların icrasında bu kamu kurum ve kuruluşlarının maddi olarak kullanılmış olması gerekir. Araç olarak kullanmanın anlamı mağduru aldatmak için kamu kurumuna ait araç, bilgi ve belgelerin kullanılmasıdır. Kanun koyucu bunların hileli hareketle menfaat temin etme aracı olmasını istememiştir. Mağdur çeşitli hilelerle kandırılıp mal varlığı aleyhine haksız bir menfaat temin edilmek istenildiğinde kamu kurum ve kuruluşları hilenin bir parçası olarak kullanılmakta ve mağdur dolandırılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu’nun 29…..2022 tarihli ve 2021/15-241 Esas, 2022/506 Karar sayılı kararı)
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın paraya ihtiyacı olduğundan … Çalışanları ve Emeklileri Sosyal Yardımlaşma Vakfından 13…..2005 tarihinde 3.000,00 TL borç-kredi para talep ettiği, bunun için düzenlediği 13…..2005 tarihli borç istek formuna katılanı bilgisi dışında kefil olarak yazıp onun yerine imza attığı, formu kurum yetkililerine onaylatıp vakfa gönderdiği ve talebi yerinde görülünce 15.07.2005 tarihinde 3.000,00 TL kredi aldığı, sanığın bu kredinin bir kısmını ödediği, geri kalan kısmını ödemekte sıkıntı yaşayınca katılandan çekeceği krediye kefil olmasını istediği, katılanın bu talebi kabul ettiği ve 02.02.2006 tarihli borç istek formunu kefil olarak imzaladığı, ancak sanığın katılana sormadan bu borç istek formundaki 02.02.2006 olan tarihi kalemle belli olacak şekilde 02.05.2006 olarak değiştirip 3.000,00 TL borç-kredi talebinde bulunduğu, bu talebin uygun görülmesi üzerine sanığa 15.05.2006 tarihinde 2005 yılında aldığı krediden kalan taksitler düşülerek ödeme yapıldığı, sanık yeni aldığı kredinin bazı taksitlerini ödemeyince krediden kalan 2.181,00 TL nin faiz ve masrafları ile birlikte tahsili için borçlular sanık … katılan aleyhine 25…..2007 tarihinde … 31. İcra Müdürlüğünün 2007/5764 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, maaşına haciz konulması üzerine katılanın durumdan haberdar olduğu, … Çalışanları ve Emeklileri Sosyal Yardımlaşma Vakfına ait herhangi maddi varlığın katılana yönelik eylemde kullanılmadığı, olayda sanığın hileli eylemlerle vakfı dolandırdığı, bu nedenle sanığın eyleminin TCK’nın 157/1 inci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve 02.05.2006 olan suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.11.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.