YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13210
KARAR NO : 2023/2633
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM :Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2012 tarihli ve 2012/88 Esas, 2012/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve son bendleri, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl 13 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 15.06.2016 tarihli ve 2015/9554 Esas, 2016/7764 Karar sayılı kararı ile hükmün eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2016/353 Esas, 2017/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve son bendleri, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 59.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın sorumlu tutulamayacağına, şube yetkilisinin ya da iş bölümüne göre görevli kişilerin sorumlu olacağına, şube ve acente bilgisi olmayan bilirkişiden alınan raporun yetersiz olduğuna, kararın gerekçesiz olduğuna ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteği; ise sanığa az ceza verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık … ile temyiz dışı beraat edip Yargıtay tarafından bozma öncesi onama kararı ile hakkındaki hüküm kesinleşen sanık … …’ın yetkili oldukları … Kargo Ltd. Şti.’nin verilecek teşvikten yararlanmak adına başka illerdeki çalışanlarını Adıyaman İlindeki şubede çalışıyor gibi göstermeleri şeklindeki eylem nedeniyle haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık …, 1800 kişilik çalışanı olan bir şirket olduklarını, çalışanların nerede çalıştığını bilemeyeceğini, yetkili şubenin sorumlu olacağını, düzenlenen iş bölümü gereğince sorumluların bulunması gerektiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Beraat eden temyiz dışı sanık … Yanaşan, % 93 payı olan kardeşinin şirket işlerini yürüttüğünü, kararları aldığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Dinlenen tanıkların Adıyaman’da çalışmadıklarını, bozma sonrası vefat ettiği için dinlenemeyen Adıyaman şube yetkilisi M.G.’nın müfettişlikte verdiği beyanında iş yerinde kendisi dışında kimsenin çalışmadığını, şirketin teşvikten faydalanmak için çalışıyor gibi gösterdiğini, bu yerin kiralayanı olan tanık K.K.’nın da söz konusu yeri M.G.’ye kiraladığını, ancak 30-40 kişinin aynı anda çalışmasının mümkün olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. Alınan bilirkişi raporunda; iş yeri dosyası ve Ticaret Siciline göre sanığın sorumlu olduğu ve menfaatin 28.381,20 TL olduğunun bildirildiği, Adıyaman şubesinin iş yeri bildirgesinin işveren sıfatıyla sanığın ismi ve imzası olduğu halde dosya arasında yer aldığı, yine Bakırköy 32. Noterliğinin 16.07.2003 tarihli ve 16421 yevmiye nolu şirket iş bölümünü gösterir belgenin de dosya arasında yer aldığı anlaşılmıştır.
6. Sanığın savunması, tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 15.06.2016 tarihli ve 2015/9554 Esas, 2016/7764 Karar sayılı bozma ilamından önce verilen Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2012 tarihli ve 2012/88 Esas, 2012/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2 yıl 13 ay hapis ve 31.240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün kurulduğu, bu hükmün sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine (katılan vekilince sadece beraat eden diğer sanık hakkındaki hüküm temyiz edilmiştir.) sanık yönünden bozulan dosyanın yapılan yargılaması sonunda, Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesince 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanık hakkında kazanılmış hak ilkesi gözetilmeden, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 59.360,00 TL adli para cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2016/353 Esas, 2017/298 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “Ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hak gözetilerek, sanık hakkında hükmolunan hapis ve adli para cezasının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanunun 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca 2 yıl 13 ay hapis ve 31.240,00 TL adli para cezasına indirilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.