Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13211 E. 2023/3514 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13211
KARAR NO : 2023/3514
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/169 E., 2017/311 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2011 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2011 tarihli ve 2011/69 Esas, 2011/60 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 … maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve bu davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
3. İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2011 tarihli ve 2011/417 Esas, 2011/694 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 51 … ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 10 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezalarının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2011 tarihli ve 2011/417 Esas, 2011/694 Karar sayılı kararının katılanlar vekili ile sanık … müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 17.02.2016 tarihli ve 2013/24187 Esas, 2016/1783 Karar sayılı kararı ile sübutu halinde eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2016/212 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak görevsizlik kararı verilmiştir.
6. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2017 tarihli ve 2016/169 Esas, 2017/311 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis ve 333.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin … muhasebeci olup şirkette ön muhasebe elemanı olan ve bütün işleri yapmaya yetkili olarak bildiği diğer sanık …’nın banka hesap numarası istemesi üzerine yıllardır muhasebeciliğini yaptığı için yardım etme ve müşterisini kaybetmemek adına arkadaşları ile konuşarak hesap numaralarını alıp diğer sanık …’ye verdiğine, arkadaşlarının hesaplarına yatan paraları da …’ye verdiğine, …’nin de savunmalarında bunu kabul ettiğine, müvekkilinin bu paralardan muhasebe ücreti dışında hiç bir ücret almadığına, suçsuz olduğuna, ayrıca eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna, teşdiden ceza verilmesinin de hakkaniyete uygun olmadığına, ilişkindir.
Sanık … müdafiinin temyiz isteği; katılanların 2009 -2010 yıllarında toplam 7 ay içinde hesaplarından çekilen yaklaşık 124 bin liranın eksikliğini fark etmemelerinin mümkün olmadığına, katılanların bilgisi dahilinde hesaplarından para çekildiğine, buna rağmen müvekkilinin iddia edilen suçtan oluşan zararın bir kısmını karşıladığı halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına ve teşdiden ceza verilmesine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanların muhasebe işlemlerini yapan ancak para tahsil yetkileri bulunmayan sanıklar hakkında, kes kopyala yöntemi ile hazırlanan yazılara, daha önce başka işlem için hazırlanan imza ve kaşeyi fotokopi ile ekleyerek katılanlar tarafından düzenlenmiş gibi oluşturdukları talimatları bankaya fakslayarak katılanların hesabından sanık …’a banka hesap numaralarını veren şahısların hesaplarına çeşitli tarihlerde toplam 121.678,07 TL havale işlemi gerçekleştirdikleri ve bu paraları hesaplarına gönderilen kişilerden aldıkları iddiasıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Katılanlar anlatımlarında; Bankaya yolladıkları tüm talimatları ıslak imza ile düzenlediklerini, suça konu talimatların ise kes-kopyala-yapıştır yöntemi ile sahte olarak hazırlandığını, bu havalelerden haberdar olmadıklarını, beyan etmişlerdir.
3. Sanık … sorgusunda; suça konu havalelerin tamamının katılan …’ün talimatı doğrultusunda yapıldığını, şirketin zaman zaman gayri resmi çalıştığını, fatura düzenlenmedikleri için şirket hesabına alınamayan ödemeleri havale yoluyla özel hesaplara göndererek paraları akladıklarını, bu şekilde şirketin vergi kaçırdığını, olayda kendisinin herhangi bir menfaatinin olmadığını, beyan etmiştir.
4. Sanık … sorgusunda; katılan …’in kes-kopyala-yapıştır suretiyle yapılan tüm havalelerden haberdar olduğunu, katılanların banka tarafından aranmak suretiyle bilgilendirildikleri gibi yapılan tüm işlemlerin şirketin banka defterine kayıt edilmesi nedeniyle de haberlerinin olmamasının mümkün bulunmadığını, bazı vergisel işlemler nedeniyle şirkete ceza geldiğini, bu durumdan kendilerini sorumlu tutan katılanlarla aralarında husumet doğduğundan iftira attıklarını, beyan etmiştir.
5. Tanık … yeminli anlatımında; yirmi yıldır bankada çalıştığını, gelen talimatlarda sadece imzaya baktıklarını, sadece limit üstü işlemlerde hesap sahibini aradıklarını, suça konu havalelerde ise teyit için kimsenin aranmadığını, beyan etmiştir.
6. Tanık … yeminli anlatımında; Sanıklardan …’ın iş arkadaşı olduğunu, …’ın borçlarından dolayı banka hesabını kullanamadığı için kendisinin hesap numarasını istediğini, katılan …’in hesabından kendi hesabına gelen paraları çekip …’a verdiğini, bilahare hesabına yatan paralar nedeniyle katılanlar tarafından aleyhine icra takibi yapılınca … ve …’den parayı ödemelerini istediğini, bildiği kadarıyla …’ın kayınvalidesinden para alıp ödemeyi yaptığını beyan etmiştir.
7. Tanıklar … ve … de yeminli anlatımlarında; sanıklardan …’ın iş yeri komşusu olduklarını, kendi hesabında problem olduğunu söyleyerek hesap numaralarını isteyince hesap numaraları ve ATM kartlarını …’a verdiklerini, beyan etmişlerdir,
8. Tanık … … anlatımında; sanıklardan …’nin kardeşi olduğunu, …’nin üzerinde yüklü para olduğu için bir kaç kez arkadaşından aldığı araç ile iş yerine bıraktığını, bir kaç kez de patronlarının eve gelip …’den para aldığını gördüğünü beyan etmiştir.
9. Mahkemece, sanıklar tarafından tanık …’ya gönderilen havalelerin bir kısmı katılanlara iade edilmiş ise de icra takibi ve tanık baskısıyla ödemenin yapılması, bizzat pişmanlık göstererek iadenin sağlamaması ve kısmi iadeye … gösterilmemesi nedenleriyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; iddia, savunma, tanık anlatımları, ilgili cevabi müzekkereler ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların eylemlerinin sübut bulduğu ve nitelik dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kanaatine varan, bizzat pişmanlık gösterilmemesi ve kısmi ödemeye … gösterilmemesi nedenleriyle etkin pişmanlık hükümlerini uygulamayan, sanıkların kastının yoğunluğunu, elde ettikleri menfaati, suçun işleniş şekli ve özelliklerini dikkate alarak teşdiden ceza tayin eden Mahkemenin kabul ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2017 tarihli ve 2016/169 Esas, 2017/311 Karar sayılı kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.05.2023 tarihinde karar verildi.