Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13224 E. 2023/2362 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13224
KARAR NO : 2023/2362
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2014 tarihli ve 2014/237 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; usul ve yasa hükümlerine aykırı kararın temyizi ile resen nazara alınacak nedenlerle bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, muhasebecisi olması nedeniyle sanığa 1.000,00 TL borçlu olduğu, borcunu dört taksit halinde ödeyebileceğini söylemesi üzerine sanığın kendisinden senet istediği, bunun üzerine aralarında dört adet 250,00 TL’lik senet düzenleyerek imzaladıkları, ancak bedelin yazıyla yazılmadığı, senetlerden bir tanesinin katılan tarafından ödendiği, kalan üç senetten bir tanesinin ise “250,00 TL” rakamının önüne “1” ilave edilerek katılan aleyhine icra takibine konu edildiği iddiasıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Katılan tarafından, sanığın el yazısı ile yazılmış “250,00 TL x 4 = 1.000,00 TL yılbaşına kadar ödenecek, …” yazılı belgenin dosyaya sunulmuş olduğu görülmüştür.
3. Sanık savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, katılanın kendisine 1.500,00 TL borcu bulunduğunu, 250,00 TL’sini peşin ödediğini, 1.250,00 TL’yi de 01.03.2013 tarihinde ödemek üzere senet düzenlediklerini, senetteki yazıların kendisine ait olduğunu, ancak senet üzerinde herhangi bir tahrifat yapmadığını beyan etmiştir.
4. Bilirkişi raporu ile “1.250,00” ibaresinin orijinalinde “250,00” olduğu, yüzler basamağında bulunan “2” rakamının önüne sonradan farklı bir cins mürekkepli kalem ile “1” rakamı ilave edilerek “1.250,00” ibaresine dönüştürülmek suretiyle senette tahrifat yapıldığının tespit edildiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
5. Mahkeme tarafından katılanın senetlerden birini ödeyip kalan üç adet 250,00 TL’lik senedi ödememesi üzerine sanığın, elinde olan gerçekte 250,00 TL meblağlı olarak düzenlenen senetlerden birini, meblağ kısmına rakamla “1” ibaresini eklenmek suretiyle senedi 1.250,00 TL meblağlı hale dönüştürerek 04.09.2013 tarihinde sadece 1.000,00 TL alacak üzerinden icra takibine koyduğu, katılanın borcunu yılbaşına kadar ödeyeceği halde icra takibinin yapıldığı Eylül ayına kadar ödememesi nedeniyle geçen zaman içindeki gecikme zammı ve faizler dikkate alındığında sanığın tahrifat yaptığı senet meblağı daha yüksek olmasına rağmen sadece alacağı kadar miktar üzerinden takip yaptığının anlaşıldığı, sanığın bu şekilde bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 211 inci, 62 nci maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası yönünden ise, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturmadığı, sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket etmediği, haksız menfaat edinmeye çalışmadığı, katılanda mevcut olan ve ödenmeyen alacağını tahsil amacıyla hareket ettiği, bu nedenle yüklenen dolandırıcılık suçu bakımından suç kastının bulunmadığı kabulü ile sanığın beraatine ilişkin temyiz incelemesine konu hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında 01.11.2012 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, suça konu senedin icra takibine konu edildiği 04.09.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Katılanın, muhasebecisi olan sanığa olan 1.000,00 TL borcuna karşılık 4 adet 250,00 TL bedelli senet verdiği, borcun 2013 yılbaşına kadar ödenmesi konusunda tarafların anlaştığı, ancak katılanın senetlerden birini ödeyip kalan üç adet 250,00 TL bedelli senedi ödememesi üzerine sanığın, elinde bulunan 250,00 TL meblağlı olarak düzenlenen senetlerden birini, meblağ kısmının başına “1” rakamını eklemek suretiyle senedi 1.250,00 TL meblağlı hale dönüştürerek 04.09.2013 tarihinde 1.000,00 TL alacak üzerinden icra takibine konu ettiği olayda; katılanın borcunu yılbaşına kadar ödeyeceği halde icra takibinin yapıldığı Eylül ayına kadar ödememesi nedeniyle geçen zaman içindeki gecikme zammı ve faizler dikkate alındığında sanığın tahrifat yaptığı senet meblağı daha yüksek olmasına rağmen sadece alacağı kadar miktar üzerinden takip yaptığının kabul edilmesi karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 159 uncu maddesinde düzenlenen bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 159 uncu maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü,
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 24.11.2014 tarihinde alınan sanığın savunması olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2014 tarihli ve 2014/237 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2023 tarihinde karar verildi.