Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13482 E. 2023/824 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13482
KARAR NO : 2023/824
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/624 E., 2016/279 K.
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2016 tarihli ve 2015/624 Esas, 2016/279 Karar sayılı kararı ile sanıklar … ve … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından, sanıklar … ve … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, sanık … hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (a) bentleri uyarınca beraat kararları verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.06.2018 tarihli ve 2016/371320 sayılı, eksik araştırma talebi içeren bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekillerinin vermiş oldukları dilekçelerdeki temyiz istekleri; sanık …’un kendisine duyulan güveni kullanarak şirket hesaplarından şahsi hesabına para aktarılmasını sağladığı, bunu diğer sanıkların kendisine yardım etmesi ile gerçekleştirdiği, şirketten avans çekmek isteyen müdürlerin bu talebi yazılı olarak ve yılın ilk çeyreğinde yapmaları gerekirken sanık …’un buna dair bir belge sunamaması, yine avans verilecekse bunun şahsi hesaba değil müdürün sahip olduğu şirket hesabına yatırıldığı, sanık …’un şirkette herhangi bir hissesinin bulunmadığı, %1’lik hissesinin Viyana’daki başka bir şirkette olduğu, duyulan güven nedeniyle şirket hesaplarını günlük olarak kontrol etmemelerinin olağan olduğu, bilirkişi raporu alınmadan beraat hükümleri kurulduğu, sanık …’un çelişkili beyanları olduğu, eyleminin nitelikli dolandırıcılık kapsamında kaldığı ve Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından davaya bakılması gerektiğine ve diğer sanıkların da eylemlere iştirak ettiğinin kendi beyanları ve tanık ifadeleri ile belirlendiği ve bu nedenle sanıklar hakkındaki beraat kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Roxcell Kağıt Pazarlama.. Şirketinin mali hesapları üzerinde 2014 yılında yapılan denetimde, şirket müdürü olarak çalışan sanık …’un şirket hesaplarından kendi hesabına 3.000.922,00 TL para aktardığının, sanıklar … ve …’in bu aktarımlar için bankaya yazılan talimat yazılarında belli bir miktara kadar imza atma yetkileri olduğundan imzalarının bulunduğunun, sanıklar … ve …’in yetkilerini aşan tutarlardaki banka talimatlarının ise, şirketin diğer müdürü olan … tarafından imzalanarak boş olarak sanık …’ye bırakılan kağıtların kullanıldığının, yine sanık …’nin hesabına da şirket hesabından para yatırılması ve onun bu parayı çekerek sanık …’a vermesi nedeniyle eylemlere iştirak ettiği iddiası ile haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık … savunmalarında, şirketin hem ortağı hem de genel müdürü olduğunu, zamanla hisselerini devrettiğini, en son %1 hissesi kaldığını, bunu da devretmek istediğini şirketin sahibi olan …’a söylediğini, …’ın hisseyi devretmesini istemediğini, hissesini devretmemesi karşılığında yapacağı yatırımlara kaynak sağlama konusunda kendisinden iş avansı adı altında para vereceğine dair söz aldığını, almış olduğu avansların yıl sonundaki alacağı kardan düşüleceğini, bu söze güvenerek bir depo satın aldığını, ödemeleri yapmak için çeşitli tarihlerde iş avansı adı altında bahsedilen paraları aldığını, şirketin üç ayda bir denetlendiğini, bu nedenle bu miktarlardaki paranın şirketin bilgisi dışında şirketten çıkarılmasının mümkün olmadığını, çekleri ve senetleri şirketin muhasebesinde sorun olmasın diye verdiğini, senetlerden şirketin faiz geliri elde ettiğini, çeklerin de şirketin kredi kullanması sırasında teminat olarak kullanıldığını, o dönem eşi ile arasındaki problemler nedeniyle hesaplarına bloke konulduğunu, bu nedenle bir kısım paraların başka şahısların hesabına yatırıldığını, kendisinin şirketten ayrılıp başka bir şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle hakkında şikayette bulunulduğunu, borcun kendi borcu olduğunu, bunu inkar etmediğini, yapılan tüm işlemlerin muhasebe kayıtlarında göründüğünü, daha önce de bu şekilde avans alıp ödediğini, şu anki borcunun da 700.000,00 TL sini ödediğini, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Diğer sanıklar savunmalarında, sanık …’un talimatı ile hareket ettiklerini, sınırsız yetkiye sahip olduğu için onun işlemlerini sorgulama gibi bir haklarının olmadığını, suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmişlerdir. Ayrıca sanık …, çekilen iş avansları ile ilgili olarak bağımsız denetçi firma yetkilisi ….’a söylediğini, ayrıca daha önceki senelerde de şirketin avans verme durumlarının olduğunu, yine talimatlarda eksik imzalar olduğunu ve banka çalışanı G. K’nin şirkete gelerek bunları bizzat …’e imzalattığını, …’in bu nedenle haberinin olmamasının mümkün olmadığını söylemiştir. Yine sanık … de daha önceki dönemlerde de sanık …’un ve başka kişilerin bu şekilde avans kullandığını beyan etmiştir. Sanık … kendisine bırakılan kağıtların para aktarımlarında da kullanıldığını söylemiştir. Sanık … ise, sanık …’un hesaplarında bloke olması nedeniyle paranın kendi hesabına geldiğini, bu paranın çekilerek imzalı belge karşılığında sanık …’a verildiğini söylemiştir.
4. Katılan … beyanlarında, şirketlerinde sanığın bahsettiği gibi bir usullerinin olmadığını, avans taleplerinin yazılı olarak yapılması gerektiğini, sanığa asla avans çekebilmesi için onay vermediğini, … tarafından verilen imzalı ve boş kağıtların da sadece akreditif işlemlerde kullanılabileceğini, para transferi için kullanılmasının yasak olduğunu, avans için izin vermiş olsa idi o zaman senet ya da çek vermesine gerek olmayacağını belirtmiştir.
5. Katılan …, kendisi tarafından verilen imzalı ve boş kağıtların İran ülkesi ile olan akreditif işlemleri için kullanılabileceğini, bunların da yalnızca sanık …’de olduğunu ve onun kullanabileceğini, para transferi için kullanılamayacağını, avans için sözleşme yapılması gerektiğini, diğer sanıkların sanık …’un talimatlarına çekince koyma yetkileri olmadığını, talimatlarını yerine getirdiklerini, ayrıca üç ayda bir yapılan denetimin vergi denetimi olduğunu, Ocak ayında yapılan denetimin ise genel denetim olması nedeniyle olayın ortaya çıktığını beyan etmiştir.
6. Tanık olarak beyanı alınan G. K. talimatlarda eksik imzalar olduğu için …’e bunları imzalattırdığını söylemiştir.
7. Tanık olarak beyanı alınan E. K. ise; 2014 senesinin kasım ayında sanık …’ın para çıkışı ile ilgili bilgi verdiğini, kendisinin de belge isteneceğini, belge yoksa paranın iade edileceğini, yoksa bu paranın şirketin kendi çalışanına borç olarak verildiği kabul edilerek faiz işletilmesi gerekir şeklinde beyanda bulunduğunu ifade etmiştir.
8. Mahkemece, diğer sanıkların, şirketin iç ilişkisi mahiyetindeki …’la … ve … arasında geçen para alma verme olaylarını tam olarak bilmelerinin mümkün olmaması, sanık … dışındaki sanıklarda olay bakımından hukuka aykırılık bilinci içerisinde olmadıkları, suç kastıyla hareket ettiklerinden bahsedilemeyeceği gerekçesi ile, sanık …’un eylemlerinin de tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki alacak verecek meselesi olarak değerlendirilmesi gerektiği ve unsurları oluşmayan suçlardan beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçeleri ile sanıkların beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık …’un savunmalarında söz konusu paraları kendisinin aldığını kabul etmesi, paraların kendi şahsi hesabına yatırılması, borcunun 700.000,00 TL’lik kısmını ödemesi, kalan borcunu da ödeyeceğini beyan etmesi, tüm banka yazılarının dosya arasında bulunması, bu yazılarda sanık …’un isminin yazılı olması, bu para çekme eylemlerinin muhasebe kayıtlarına işlenmesi, yine sanık … tarafından kendisini borç altına sokan gerçek senet ve çeklerin aldığı borç karşılığında şirkete verilmesi, ayrıca daha önceki tarihlerde de sanık ve başka şirket çalışanları tarafından şirketten avans alındığının sabit olması, dosyaya sunulan Ticaret Sicil Gazetesinden 05.12.2016 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında sanığın da içinde olduğu şirket müdürlerinin ibra edildiğinin belirlenmesi nedenleri ile katılan şirket ile sanık arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, katılan … tarafından imzalı ve boş olarak bırakılan kağıtların onun bilgisi dışında kullanıldığına dair de dosya arasında delil olmaması, diğer sanıkların da şirket müdürü olan sanık …’un talimatları ile hareket ettikleri ve kastlarının bulunduğuna dair herhangi bir delil olmadığının anlaşılması karşısında, Tebliğname’de bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekillerinin yerinde görülmeyen temyizinin reddine karar verilmesi gerektiği
anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2016 tarihli ve 2015/624 Esas, 2016/279 Karar sayılı kararında katılan vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.