YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13723
KARAR NO : 2023/3262
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2011 tarihli ve 2011/91 Esas, 2011/146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son fıkraları, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 9.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.11.2015 tarihli ve 2013/16961 Esas, 2015/31327 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma ve sair nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2015/266 Esas, 2018/176 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve son bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 8.160,00 TL adli cezası cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararın haksız olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nün, suç tarihinde yanında açık kimliği tespit edilemeyen ve kendini … … olarak tanıtan bir kişi ile galericilik yapan katılan …’ın iş yerine geldiği, akabinde bir araç satın alacaklarını söyleyerek … plaka sayılı aracı satın alma hususunda katılanla anlaştıkları, daha sonra aracın bedelini Halkbank Yalıkavak/Muğla Şubesine ait 20.10.2005 keşide tarihli ve 4.900,00 TL meblağlı çeki ciro ederek vermek suretiyle ödeyip söz konusu aracı alarak gittikleri, katılanın suça konu çeki tahsil etmek amacıyla muhatap bankaya ibraz ettiğinde sahte olduğunun anlaşılması üzerine bedelini alamadığı, bu şekilde sanığın hileli hareketler yapıp haksız menfaat temin ederek üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmediğini, kimseden araç almadığını ve çek vermediğini ifade etmiştir.
3. Katılan … gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında, satmış olduğu araç karşılığında kendisine sahte çeki verenlerden birisinin kendisini … … olarak tanıtan sanık … olduğunu kesin olarak teşhis ettiğini ifade etmiştir.
4. Katılan beyanlarında kendisini … … olarak tanıtan şahsın telefon numarasının 0537 (…) (…) 17 olduğunu belirtmiş, yapılan araştırmada söz konusu hattın sanık …’ye ait olduğu tespit edilmiş ve sanık … soruşturma aşamasında söz konusu hattı 2006 yılına kadar kendisinin kullandığını, kimseye vermediğini ifade etmiştir.
5. Tanıklar … ve … da gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında sanık …’ı kesin olarak teşhis etmişlerdir.
6. Suça konu çekin ön ve arka yüzünde bulunan el yazıları imzaların sanığın eli mahsulü olmadığına dair ekspertiz raporu dosyada mevcuttur.
7. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen ilk mahkumiyet kararını temyiz eden sanığın temyiz dilekçesinde, suçu babası …’nün işlemiş olabileceğini, temyiz dilekçesini de babasının imzalayıp verdiğini ifade etmesi üzerine, kararın sanığın dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların araştırılması ve sair sebeplerle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Tanık … beyanında, iddia edilen olaylar ile bir ilgisinin bulunmadığını, sanık …’ın oğlu olduğunu, ayrı evde yaşadıklarını, oğlunun psikolojik olarak rahatsız olduğunu, %90 oranında engelli olduğunu, bununla ilgili raporunun bulunduğunu, oğlunu yanına alarak müştekinin yanına gittiğini, müştekinin arabaya alan kişinin yaşlı olduğunu, … olmadığını söylediğini, kontörü bitince bazen oğlunun hattını kullandığını, ancak dolandırıcılık olayı ile ilgisinin olmadığını, temyiz dilekçesini de oğlunun adına arzuhalciye kendisinin yazdırdığını, imzayı kimin attığını bilmediğini ifade etmiştir.
9. Bozma sonrası beyanına başvurulan katılan …, fotoğrafta gösterilen …’yü kesinlikle tanımadığını, bu şahıstan çek almadığını, daha önce gösterilen ve bizzat teşhis ettiği … isimli şahıstan çeki aldığını, gelen şahısların sakallı ve başlarında örgü şapka bulunması nedeniyle yaşları konusunda yanılmış olabileceğini, dolandıran kişilerden birisinin … olduğunu kesin olarak teşhis ettiğini ifade etmiştir.
10. Bozma sonrası beyanına başvurulan tanık …, sanık …’ı kesin olarak teşhis etmiş, …’yü ise ilk kez gördüğünü ifade etmiştir. Tanık … ise, …’ı tanımadığını, …’ı ise benzettiğini, aradan uzun zaman geçtiği için tam teşhis yapamadığını beyan etmiştir.
11. Sanık bozma sonrası alınan savunmasında, olayla ilgisinin olmadığını, …’nün babası olup hattını kullandığını, bu olayla ilgisi olup olmadığını bilmediğini, suça konu aracı köylüsü Selim Ünlü’nün aldığını, aracı kimden aldığının sorulabileceğini ifade etmiştir.
12. Yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun sübutu kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2018 tarihli ve 2015/266 Esas, 2018/176 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.