YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13894
KARAR NO : 2022/19899
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
BOZMA ÜZERİNE
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafisi, sanık …, Cumhuriyet savcısı
A-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren Mahkemenin suçun vasfına ve alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tayinine ilişkin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden bu hususlarda bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş; sanık hakkında TCK’nin 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, bu hususun kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasının kanuni sonucu olması nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren Mahkemenin suçun vasfına ve alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tayinine ilişkin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden bu hususlarda bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık … müdafisi ve Cumhuriyet savcısının diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 tarihli, 2010/4-71 Esas ve 2010/76 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesiyle bir infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir denetim süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği ve denetim süresinin mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiği nazara alındığında; somut olayda anılan emredici düzenlemeye aykırı olacak şekilde, mahkemece sonuç olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası verilerek cezası ertelenen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi,
2-5237 sayılı TCK’nin 53/4. fıkrası gereğince, kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi halinde anılan maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluğuna hükmolunamayacağı, sanığa verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının kısa süreli olmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki yazılı hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık … müdafisi ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, erteleme hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımdan TCK’nin 51/3. maddesi uyarınca takdiren 1 yıl süre ile denetim süresi belirlenmesine’’ cümlesinin çıkartılarak yerine “sanığın TCK’nin 51/3. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay süre ile denetim süresine tabi tutulmasına” cümlesinin eklenmesi ve yine hüküm fıkrasına ,uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına ” cümlenin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.