YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14318
KARAR NO : 2022/18709
KARAR TARİHİ : 09.11.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
…
…
A)Sanığın katılan …’ya yönelik nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve tefecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; 5271 sayılı CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki resmi belgede sahtecilik suçu yönünden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA,
B)Sanığın, katılan …’a yönelik dolandırıcılık ve katılan …’ya yönelik resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
1)Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden;
Sanığın, 01.07.2012 tanzim, 01.08.2012 vadeli, 260.000,00 TL bedelli, borçlusu katılan … olan senedi, katılanın bilgi ve rızaları dışında düzenleyerek aldığı borç karşılığında katılan …’a verdiğinin iddia ve kabul edildiği olayda;
a)Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, suça konu senet aslının getirtilerek duruşmada incelenmek suretiyle unsurları tam olarak taşıyıp taşımadığı ve aldatıcılık niteliğini haiz olup olmadığı hususunda gözlem yapılarak ve denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Dolandırıcılık suçu yönünden:
a)Sanığın, katılan …’ı emeklilik işlerinde yardımcı olacağı vaadi ile aldattığı, para karşılığında geriye dönük hizmet satın alacağı ve emekli ettirebileceğine ikna ederek farklı tarihlerde para aldığı, sanığın sigorta işlemlerini yapmadığı gibi farklı gerekçelerle aldığı hiçbir parayı iade etmediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; sanığa yüklenen ve TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,
b)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca dolandırıcılık suçu yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin BOZULMASINA, 09.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.