YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14476
KARAR NO : 2022/14174
KARAR TARİHİ : 12.09.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Müşteki … A.Ş vekilinin katılma talebinin 23.07.2014 tarihli celsede kabulüne karar verildikten sonra 17.10.2014 tarihli celsede müştekinin herhangi bir zararının bulunmadığı gerekçesi ile katılma kararı kaldırılmış ise de; sanığa yüklenen suçlardan doğrudan zarar görüp kamu davasına katılma hakkı bulunan şikayetçi adına vekilinin 5271 sayılı CMK’nin 260/1. maddesi gereğince yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğu kabul edilip aynı Kanun’un 237/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
I) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet ve özel belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, müşteki … adına düzenlenmiş olan fakat kendisine ait fotoğraf bulunan sahte nüfus cüzdanı ile katılan … Şubesine başvurarak 30.000 TL kredi talebinde bulunduğu, bu esnada banka formlarını da …’ın bilgilerini kullanarak doldurup imzaladığı, katılan bankanın Genel Müdürlüğü tarafından kimliğin sahte olduğunun anlaşılması nedeniyle sanığın kredi kullanamadığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın eyleminin kül halinde zincirleme şekilde işlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
II) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekili ile sanık ve müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
A)Sanığın, katılan bankadan kredi çekmeye çalışırken Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanı kullanması nedeniyle eyleminin TCK’nin 158/1-j maddesinin yanında aynı Kanun’un 158/1-d maddesine de temas etmesine rağmen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B) 5237 sayılı TCK’nin 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasına hükmedilirken, suçtan elde olunan haksız menfaatin belli olması durumunda, tespit olunacak temel günün, bu menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve ayrıca, 5237 sayılı TCK’nin 52. maddesi gereğince adli para cezasının gün olarak belirlenmesinden sonra, belirlenen gün adli para cezasının aynı maddenin 2.fıkrası gereğince 20-100 TL arasında belirlenecek miktar ile çarpılması suretiyle sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği halde; Mahkemece 18 tam gün olarak belirlenen adli para cezasının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarı belirtilmeden ve sonuç adli para cezası belirlenmeden hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekili ile sanık ve müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 12.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.