YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14831
KARAR NO : 2021/9223
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, bilinen en son adresine hatalı olarak tebliğe çıkartıldığı, tebliğ yapılmaması üzerine mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılmak suretiyle hükmün kesinleştirildiği görülmüş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre bilinen en son adreste tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde yer alan adresi araştırılarak buraya tebligat yapılması, bunun da bulunmaması halinde, kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan yasanın 35. maddesine göre tebligat yapılması, daha önce kendisine tebligat yapılan adresin de olmaması halinde ise, adres araştırması ile yeni adres tespitine çalışılıp, bulunamaması halinde ilanen tebligat yapılması gerektiği, bilinen son adresinden farklı bir adrese çıkartılan tebligatın iadesi üzerine, daha önce aynı adrese kanuni usullere göre yapılmış bir tebligat bulunmamasına rağmen, bu kez mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, aynı yasanın 32/2 maddesi gereğince usulsüz tebliğ halinde, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi kabul edilmesi gerektiği, bu bilgiler ışığında sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın temyiz başvurusunun öğrenme üzerine ve süresinde olduğu, ayrıca 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde, bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, 24.07.2012 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun bulunduğu değerlendirip, bu ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
A) Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun Kanun’daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 10.04.2012 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B) Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyizinin incelenmesinde;
Sanığın, kendisini …’nde çalışan personel olarak tanıtıp ve … İdare Amiri … tarafından düzenlenmiş ve imzalanmış şeklinde … Bankası Şube Müdürlüğü’ne hitaben yazılmış işe başlama tarihi 22/11/2009, brüt maaşı 3.750 TL, net maaşı 3.500 TL olan ve …/17 sicil numaralı … Başkanlığı’nda görevli olduğunu gösterir sahte bir belgeyi … Bankası Ankara … şubesine faksladığı, faks üzerine sanığa 28.02.2011 tarihinde 10.000 TL tutarında tüketici kredisi verildiği, sanığın bu suretle atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda;
TCK’nın 158/1-j maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun banka olduğu, aynı bankanın değişik şubelerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği, buna göre, sanığın, aynı suç işleme kararı ile kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda ve aynı mağdura karşı birden fazla kez ihlal etmesi halinde tek bir suçtan hüküm kurularak TCK’nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiği dikkate alındığında; sanığın benzer şekilde aynı bankanın değişik şubelerinden kredi alması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılarak mahkûmiyet hükmü tesis edilmiş olması ve dosya kapsamı ile UYAP kayıtlarının incelenmesinde; sanığın … Bankası Ankara Ulus şubesine yönelik eylemi nedeniyle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17.07.2012 tarih ve 2012/123 Esas, 2012 232 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi’nin 01.11.2013 tarih ve 2013/20504 Esas, 2013/16420 Karar sayılı ilâmı ile onandığının anlaşılması karşısında, ilgili dosyanın getirtilerek incelenmesi, bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örneklerinin dosya içerisine konulması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, bu şekilde eksiklik tamamlandıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin uygulama şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak gerekli değerlendirmelerin yapılması, kesinleşen hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15/03/2016 tarih ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 26.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.