Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/155 E. 2021/7308 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/155
KARAR NO : 2021/7308
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik

A) Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, adına düzenlenmiş sahte basın kartını, sahte polis basın kartını ve … haber Ajansı kaşeli basın kartını kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; dosyada aslı bulunan suça konu basın kartları üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, sahte sarı basın kartının hologramının ve fotoğrafın üzerinde soğuk mühür izinin olmadığının, … Haber Ajansına ait basın kartının üzerinde de bulunan yazıların düzensiz bir görüntü arzettiğinin tespiti karşısında; yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliği bulunmadığından, bu kartlar bakımından yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı, suça konu Merkez Haber Gazetesi polis basın kartı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, belgenin ilk bakışta ve kolaylıkla sahteliğinin anlaşılmadığı ve bu nedenler aldatma niteliği bulunduğundan, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
B) Sanık hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
1) TCK’nin 262/1. maddesinde düzenlenen kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun hareket ögesini; bir kamu görevini kanun ve diğer mevzuata aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs edilmesi oluşturmaktadır. Bu suçun meydana geldiğinden söz edilebilmesi için yalnızca bir kamu görevine ilişkin sıfatın kullanılması yeterli görülmemekte, eylemli olarak bir kamu görevinin fail tarafından yerine getirilmeye kalkışılması zorunlu bulunmaktadır. Bu bakımdan, suçun oluşabilmesi için failin üstlenmeye kalkıştığı kamu görevine ilişkin bir faaliyette bulunması veya işlem yapması gereklidir. Dosya kapsamına ve olayın oluş biçimine göre; sanığın, bir kamu görevini yerine getirmeye kalkıştığından söz edilemeyeceği ve sadece kendisini polis olarak tanıttığı anlaşılmakla; atılı suç yasal unsurları itibarıyla oluşmadığından, sanığın beraati yerine mahkumiyetine hükmolunması,
2) Kabule göre de; Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 27.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.