Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/16229 E. 2021/9289 K. 26.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16229
KARAR NO : 2021/9289
KARAR TARİHİ : 26.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

1)Sanığın kendisini … olarak tanıtıp katılanlara gümrükten ucuz araç alabileceğini belirttiği, bu kapsamda katılanlardan …’ın 1.835 TL, …’ın 7.500 TL, … …’nun 7.500 TL, …’in 10.400 TL ve …’nın 10.000 TL vermek suretiyle kendi aralarında topladıkları parayı sanığa verdikleri, sanığın parayı aldıktan sonra ortadan kaybolduğu ve katılanlara vaat ettiği araçları teslim etmediği, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda; sanığın katılanlara yönelik aynı anda hileli harekette bulunması ve menfaat temin etmesi halinde eylemlerinin TCK’nin 43/2 maddesi uyarınca zincirleme şekilde işlenmiş dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, sanığın katılanlara yönelik farklı zamanlarda hileli harekette bulunması halinde ise her bir katılana yönelik eyleminin ayrı suç oluşturacağı, bu hukuksal olgular ışığında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; katılanların yeniden ayrıntılı beyanları alınarak, sanığın katılanlarla müstakilen veya topluca görüşüp görüşmediğinin kesin surette belirlenip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2)Kabule göre de;
a) Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise, bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda, aynı yönetmeliğin 7/12. maddesi gereğince, öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligat yapılmadan iade edilmesi durumunda, muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi, MERNİS adresinin bulunmaması halinde ise kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese, anılan kanunun 35. maddesine göre tebliğ işlemlerini gerçekleştirdikten sonra yine de sanığa ulaşılamaması halinde uzlaştırma işlemlerinin sonuçsuz kaldığından söz edilebileceği nazara alındığında; somut olayda sanığın mahkemedeki beyanında uzlaşmak istediğini ve katılanların zararını gidereceğini beyan ettiği, uzlaşma tebligatlarının katılanlardan …, … ve … …’nun bilinen en son adreslerine, … ve …’ın bilinen en son adresinden farklı adreslere gönderildiği, katılanlara gönderilen tebligatların iade edilmesi üzerine, yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun tebligat yapılmadan uzlaşmanın sağlanamadığına dair rapor düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmediği gözetilmeksizin yargılamaya devamla sanık hakkında yazılı şekilde hükümler kurulması,
b)Sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkumiyetin, 765 sayılı TCK’nin 503/1. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
c)Bozmadan önceki hükmü sadece sanığın temyiz etmesi ve hükmün sanık lehine bozulmasına rağmen, sanığın bozmadan sonraki yargılama giderlerinden de sorumlu tutulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 26/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.