YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16452
KARAR NO : 2023/1686
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2013 tarihli ve 2013/317 Esas, 2013/894 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi ve 51 nci maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2013 tarihli ve 2013/317 Esas, 2013/894 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 31.05.2017 tarihli ve 2017/5284 Esas, 2017/12608 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillleri takdir ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2017/428 Esas, 2019/48 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi ve 51 nci maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği sanığın üzerini atılı suçu işlemediğine, paranın çekim anına ilişkin güvenlik kamera kayıtlarında sanığa rastlanılmadığına ve katılanı arayan kişinin araştırılmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanı, suç tarihinde telefonla arayan ve kendisini başkomiser olarak tanıtan erkek bir şahsın katılanın hesaplarına ulaşıldığını söyleyerek bu kişilerce hesabındaki paranın çekilmesini önlemek amacıyla katılandan bütün parasını sanığa ait hesap numarasına yatırmasını istediği, katılanın da telefondaki kişinin kendisini yönlendirmesi sonucu toplam 9.800 TL’yi sanığa ait hesap numarasına yatırdığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; … ismiyle tanıdığı kişiye ricası üzerine hesap numarası verdiğini ve hesabına yatan parayı çekerek bu kişiye teslim ettiğini, katılanın dolandırılmasıyla bir ilgisinin bulunmadığını ancak katılanın zararını karşılamak istediğini beyan etmiştir.
3. Sanığın, katılanın zararının giderdiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunamamıştır.
4. Katılanın gönderdiği paranın çekim anına ilişkin güvenlik kamera kayıtları incelenmiş ve 23.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda bu görüntülerdeki kişinin sanık ile tam uygunluk gösterdiği belirtilmiştir.
5. Katılanı arayan telefon numarasının … adına kayıtlı olduğu tespit edilmiş, 15.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda bu hatta ait abonelik sözlemesi üzerindeki imzanın … eli ürünü olmadığının belirtilmesi üzerine … hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
6. 28.07.2018 havale tarihli uzlaştırma raporunda uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilmiştir.
7. Mahkemece sanığın katılana yönelik sübut bulan eyleminin, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında düzenlenen kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmekle birlikte, suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası lehe kabul edilerek sanığın bu maddeye göre cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, sanık müdafiinin, sanığın üzerini atılı suçu işlemediği ve eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu yönündeki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Ancak;
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2017/428 Esas, 2019/48 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.