Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/16924 E. 2022/18569 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16924
KARAR NO : 2022/18569
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık

1-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği gözetildiğinde; sanığın müşteki…’ın kimlik bilgilerini kullanarak katılan …’a ait aracı kiralayıp, Şanlıurfa’da sahte vekaletnameler kullanarak … isimli kişiye satması şeklinde gerçekleşen eyleminde davaya konu iddianamenin konusunun yalnızca sahte kimlik bilgileriyle araç kiralama sözleşmesi imzalamak ve katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin olduğu; eylemin devamındaki…’a adına düzenlenmiş sahte kimliği kullanarak sahte vekaletname ve belgelerle aracın satışını yapmasına ilişkin Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2012 tarihli ve 2012.6526 Esas sayılı iddianamesi ile ayrıca dava açılarak Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.05.2013 tarihli 2012/906 Esas ve 2013/674 Karar sayılı ilamıyla da mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sanığın eylemlerinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, sanık hakkında benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 07.11.2022 tarihinde 1 nolu onama kararı yönünden üye …’un karşı oyu ile oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.

(K.O)

KARŞI OY

Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde: sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle iştirak etmiyorum.
Sanığın müşteki…’ın kimlik bilgilerini kullanarak katılan …’a ait aracı kiralayıp, Şanlıurfa’da sahte vekaletnameler kullanarak … isimli kişiye satması şeklinde gerçekleşen eyleminde, temyiz konusu olan davanın iddianame konusunun yalnızca sahte kimlik bilgileriyle araç kiralama sözleşmesi imzalamak ve katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin olduğu; eylemin devamındaki… adına düzenlenmiş sahte kimliği kullanarak sahte vekaletname ve belgelerle …’e aracın satışının yapılmasına ilişkin Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18.06.2012 tarihli 2012.6526 esas sayılı iddianamesi ile ayrıca dava açılarak Şanlıurfa 1. Asliye Ceza mahkemesinin 21.05.2013 tarihli 2012/906 Esas ve 2013/674 Karar sayılı ilamıyla da hem sahtecilik hem de dolandırıcılık suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.
Dolandırıcılık suçunda fail hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına, kendisi veya başkası için yarar sağlayacaktır. Suçun konusunun bu yarar olduğu, somut olayda hile ile elde edilen aracın satılması sonucunda … isimli zarar görenden alınan para olduğu açıktır. Suçun yöneldiği kişiler farklı olup hem asıl araç sahibi hem de satın alıp parayı veren kişi zarar görmüştür. Sahte belgelerle yapılan satış ve tescil işlemi hukuken geçersiz olup sanığın nihai amacının bu aracın hile ile elde edilip satılarak bedelinin yarar olarak sağlanması olduğu da açıktır.
Bu şekilde gerçekleşen somut olayda fiilin devam eden zaman diliminde iki aşamada gerçekleşmesinin yanında iki ayrı kişinin zararına gerçekleştirildiği TCK’nın 43 maddesinin hem birinci hem de ikinci fıkrasının uygulanma ihtimalinin olduğu belli olduğundan; sanığın eyleminin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, iki ayrı kişiye karşı birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, sanık hakkında diğer dolandırıcılık suçuna ilişkin dava araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması, yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle hükmün onanması gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum.


11. Ceza Dairesi Üyesi