Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/17696 E. 2023/513 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17696
KARAR NO : 2023/513
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/239 E., 2015/77 K.
ŞİKÂYETÇİ : Türkiye İş Bankası A.Ş.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümlerin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/77 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 10.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci madesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca;
a) İddianamede sanığın TCK’nın 158/1-f maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış olduğu halde mahkemece sanık hakkında TCK’nın 158/1-f-son maddesinin uygulanması ihtimaline binaen sanığın ek savunması alınmadan 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f-son maddesi uygulanmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, bu şekilde, 5271 sayılı CMK’nın 226/1 inci maddesine muhalefet edilmesi,
b) 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile TCK’ıun 53 üncü maddesinin bir kısım fıkra ve bentlerinin iptal edildiği gözetilerek bu hususta yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, yasaya aykırı bulunduğundan hükmün CMUK’nın 321 nci maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Türkiye İş Bankası Sakarya Adapazarı Şubesine 21.12.2011 tarihinde … tarafından ibraz edilen suça konu 20.12.2011 keşide tarihli 6.500,00 TL bedelli çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine banka tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur. … çeki ağabeyi olan …’ün kendisine verdiğini beyan etmiştir. …, çeki haricen sattığı araç karşılığında sanık … (Kurukafa)’den aldığını, ancak kendisine ciro yaptırmadığını, çekin sahte olduğunu öğrenmesinden sonra çekin fotokopisini alarak sanığın yanına gittiğini ve çek fotokopisine sanığın cirosunu aldığını beyan etmiş ve soruşturma aşamasında üzerinde sanık … (Kurukafa)’in isim ve imzası ile telefon numarasının yazılı olduğu, davaya konu çeke ait fotokopiyi sunmuştur.
2. Sanık, suça konu çek aslını …’e kendisinin vermediğini, …’ün kendisine bir çek göstererek bankadan sordurulmasını kendisinden talep ettiğini, kendisinin de kabul ederek çekin birinci ciranta ile ikinci ciranta arasında bulunan kısmı ciroladığını, ancak daha sonra …’ün bundan vazgeçerek çek fotokopisini kendisinden aldığını, imzaladığı belgenin fotokopi olduğunu da bilmediğini savunmuştur.
3. 10.12.2013 tarihli uzmanlık raporu ile suça konu 20.12.2011 keşide tarihli 6.500,00 TL bedelli çekin sahte olduğu, yapılan sahteciliğin ilk nazarda ve kolaylıkla farkedilemeyeceği ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu görüşü bildirilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde suç oluşturan fiil düzenlenmiş, aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi ise bu fiile uygulanacak ceza miktarı belirtilmektedir. Suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmıştır. Buna göre, sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmıştır. Sanık kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmektedir. Cezanın artırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu değildir. Kaldı ki; sanığın aşamalardaki savunmasında ve temyiz dilekçesinde, Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi uygulanması nedeniyle savunma hakkı verilmediğine dair bir itirazı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olduğundan tebliğnamede bu husustaki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyizi Yönünden
1. Sanık savunması, tanık anlatımı, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamından …’ün suça konu çeki sanık … (Kurukafa)’den aldığını bildirmesi, …’ün çekin sahte olduğunu öğrenmesinden sonra çek fotokopisi ile sanığın yanına gidip çek fotokopisine sanığın isim,telefon numarası ve imzasını alması, sanığın da beyanında söz konusu çek fotokopisindeki isim, telefon numarası ve imzası kısmının kendisi tarafından atıldığını kabul etmesi, sanığın söz konusu çekle ilgisi olmadığını bildirmesine rağmen söz konusu çek fotokopisinin arkasına birinci ciranta ile ikinci ciranta arasına isim, telefon numarası ve imzasını atmasının hayatın normal akışı ile uyumlu olmaması, tanık Recep’in beyanlarının tanık Aşkın

tarafından da teyit edilmesi hususları bir arada göz önüne alındığında sanığın inkara dönük savunmasının kendisini suç ve cezadan kurtarmaya dönük soyut bir savunma olduğu, mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ve yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğunun anlaşılması nedeniyle hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında temel ceza belirlenirken uygulanan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin (son) fıkrasının hükümde gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuş olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

C. Sanığın Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyizi Yönünden
1-Sanık savunması, tanık anlatımı, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamından sanığın suça konu sahte çeki, sahteliğini bilerek …’e verdiğinin anlaşılması karşısında hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/77 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-3) bendinde açıklanan nedenle Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/77 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün B-1 fıkrasında yazılı ”TCK’nın 158/1-f maddesi gereğince” ibaresinin çıkarılarak yerine ”5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f ) bendi ve son cümlesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

TEVDİİNE, 08.02.2023 tarihinde karar verildi.