YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18139
KARAR NO : 2023/563
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/239 E., 2015/80 K.
SUÇLAR : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
SUÇ TARİHLERİ : Katılan … yönünden 06.01.2014, katılanlar … ve … yönünden 18.11.2013, katılan … yönünden 30.03.2014, mağdur … yönünden 29.03.2014 ve mağdur … yönünden 03.03.2014; verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunda 18.04.2014 tarihleri
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/80 Karar sayılı Kararı ile
A. Sanık … hakkında
1. Katılan …’e karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba,
2. Katılan …’a karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba,
3. Mağdur …’e karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba,
4. Katılan …’a karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba
5. Katılan …’ya karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba,
6. Mağdur …’a karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba,
7. Katılan …’e karşı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mahsuba,
8. Müşteki …’a karşı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mahsuba,
9. Katılanlar …, …, … ve mağdurlar …, …, …’ye karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca, altı kere 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
B. Sanık … hakkında
1. Katılanlar …, …, …, … ve mağdurlar …, …’a karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine,
2. Katılan … ve müşteki …’a karşı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık …’in, diğer sanık … hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine konu eylemleri bu sanık ile fikir ve eylem birliği içerisinde doğrudan doğruya birlikte işledikleri sübut bulduğundan mahkûmiyeti yerine verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; sanıkların gayriresmî evli oldukları ve bu birlikteliklerinden üç tane çocuklarının bulunduğu, sanık …’ın başka şahıslara ait araçları gerçek kimliği dışındaki isimlerle www.sahibinden.com internet sitesinde satılık ilanı verdiği, sitedeki ilanı görüp aracı almak isteyen katılan ve mağdurlar ile sanık …’in görüştüğü, karşısındaki şahıslara güven vererek ilanda belirtilen aracın satımı konusunda anlaşma sağladığı, karşılığında kapora olarak bir miktar parayı hesabına gönderttiği, sanık …’in hesabına yatırılan parayı çekerek sanık …’a verdiği, sanık …’in sanık …’ın baskı ve zorlamasıyla eylemlere katıldığı, suç işleme kastının bulunmadığı anlaşıldığından, sanık …’ın bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince altı kez ayrı ayrı cezalandırılmasına,
Sanık …’ın kolluk kuvvetlerince durdurulduğunda, kendisini katılan … olarak tanıttığı ve bu kişi adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, sanığın dolandırıcılık eylemini gerçekleştirirken katılanlar ve mağdurlara kendisini … veya … olarak tanıttığı sabit olduğundan, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında kovuşturma ve soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla katılan … ve müşteki …’ın kimlik bilgilerini kullanması şeklindeki eylemleri 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasının yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrasındaki iftira suçu olarak kabul edilerek anılan madde gereğince iki kez ayrı ayrı cezalandırılmasına,
Sanık …’ın katılanlar …, …, … ve mağdurlar …, …, …’ye ait nüfus cüzdan fotokopilerini hukuka aykırı olarak ele geçirdiği, bu kişilerin sanığı tanımadıkları, nüfus cüzdanlarının sanığın eline nasıl geçtiğini anlamadıklarını beyan ettikleri, 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için belirli veya belirlenebilen bir kişinin nüfus bilgisi, adresi, parmak izi, DNA bilgisi, sağlık bilgileri, cinsel eğilimi, etnik kökeni, siyasi görüşü, felsefi ve dini görüşü gibi kişiye ilişkin her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesinin gerektiği, sanığın, anılan kişilere ait nüfus bilgilerini hukuka aykırı olarak ele geçirdiği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince altı kez ayrı ayrı cezalandırılmasına,
Sanık …’in sanık …’ın gayriresmî eşi olduğu, sanık …’ın kendisini darp ederek dışarıya atmakla tehdit ettiği, gidecek herhangi bir yerinin olmadığı, sanık …’ın baskı ve zorlaması ile katılan ve mağdurlar ile telefonda görüştüğü, katılan ve mağdurların, adına gönderdiği paraları çektiği, sanığın suç işleme kastının bulunmadığı kabul edilerek, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince ayrı ayrı beraatine,
Sanık …’in katılan … ve müşteki …’a karşı başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan iki kez ayrı ayrı cezalandırılması için açılan davada, sanığın isnat edilen eylemi işlediği konusunda savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince ayrı ayrı beraatine,
Karar verilmiştir.
2. Sanıkların, üzerlerine atılı suçlamaları kısmen tevilli olarak ikrar ettikleri belirlenmiştir.
3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, katılan ve mağdurların beyanları, araç satışına ilişkin internet ilan örnekleri, havale ve ödeme dekont örnekleri, resmî ve özel kurumların cevabi yazıları, sanıkların güncel adli sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Katılanlar …, …, …, … ve Mağdurlar …, …’a Karşı Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler İle Katılanlar …, …, … ve Mağdurlar …, …, …’ye Karşı Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular bölümünün (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükümlerinin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunda 5237 sayılı Kanun’un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen alt sınır bir yıl hapis cezası iken 06.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile söz konusu alt sınır iki yıl şeklinde değiştirilmiş olup sanığın sübut bulan eylemlerinde 18.04.2014 olan suç tarihine nazaran hapis cezalarının alt sınırının iki yıl yerine bir yıl olarak belirlenip uygulama yapılması suretiyle eksik cezalar tayini ve sanığın adli sicil kaydında yer alan İzmir 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2009 kesinleşme tarihli 2007/59 Esas ve 2009/371 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir bir örneği dosya arasına getirtilerek incelenip sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de; aleyhe temyiz bulunmadığından bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda katılan … yönünden 06.01.2014, katılanlar … ve … yönünden 18.11.2013, katılan … yönünden 30.03.2014, mağdur … yönünden 29.03.2014 ve mağdur … yönünden 03.03.2014 tarihleri ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunda 18.04.2014 tarihi olarak gösterilmesi gerekirken, 21.02.2014 şeklinde gösterilmesi hususu mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık … Hakkında Katılan … ve Müşteki …’a Karşı Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
1. Katılan … Yönünden
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hakkında yürütülen suç soruşturmaları nedeniyle firari olan sanığın 18.04.2014 günü araç ile seyir halindeyken kolluk görevlilerince görülmesi üzerine takibe alındığı, aracı park edip indikten sonra kolluk görevlilerinin kendisine yaklaşıp usulüne uygun tanıtarak kimliğini istedikleri, sanığın üzerinde kendi fotoğrafı bulunan katılan … adına düzenlenen kimliği ibraz ettiği, görevlilerin kendisine “Siz … değil misiniz” diye defalarca sormalarına rağmen sanığın kesinlikle … olmadığını, … olduğunu beyan ettiği olayda, sanığın kimliğinin kolluk görevlilerince baştan beri bilindiğinden ve … adına herhangi bir resmi belge düzenlenmediğinden, eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 18.04.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Müşteki … Yönünden
Sanık hakkında mağdurlar …ve S.B.ye yönelik eylemleri nedeniyle verilen ve temyize konu edilmeyen beraat hükümlerinde, bu kişilere kendisini … olarak tanıtması şeklindeki eyleminde 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması,
3. Kabul ve Uygulamaya Göre de
Gerekçeli karar başlığında suç adının başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması yerine iftira olarak yazılması, suç tarihinin 18.04.2014 yerine 21.02.2014 şeklinde gösterilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince hapis cezası tayini sırasında uygulamanın yasal dayanağı olan “5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle” ibaresinin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanık … Hakkında Katılan … ve Müşteki …’a Karşı Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Sanığın sorgusu 16.10.2014 tarihinde yapılmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 16.10.2014 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
D. Sanık … Hakkında Katılanlar …, …, …, … ve Mağdurlar …, …’a Karşı Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Mahkemece sanığın suç kastıyla hareket etmediği gerekçe gösterilerek beraat hükümleri verilmiş ise de; sanığın internet sitesine verilen satılık araç ilanları ile ilgili olarak katılan ve mağdurlar ile telefon görüşmesi yaptığının, diğer sanıkla birlikte bu kişileri kapora adı altında çeşitli miktarlarda para göndermeye ikna ettiğinin ve bu şekilde hesabına yatırılan paraları çektiğinin toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, diğer sanık … ile birlikte tam bir işbirliği ve iştirak iradesiyle hareket eden sanığın katılan ve mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle atılı suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yerine, suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilip delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Katılanlar …, …, …, … ve Mağdurlar …, …’a Karşı Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler İle Katılanlar …, …, … ve Mağdurlar …, …, …’ye Karşı Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenlerle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 Tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/80 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştirilen hususlar dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Katılan …’e Karşı Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-1) bendinde açıklanan nedenle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 Tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/80 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 18.04.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve Kabahatler Kanunu’nun 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
C. Sanık … Hakkında Katılan … ve Müşteki …’a Karşı Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) kısmında açıklanan nedenle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 Tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/80 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
D. Sanık … Hakkında Müşteki …’a Karşı Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm İle Sanık … Hakkında Katılanlar …, …, …, … ve Mağdurlar …, …’a Karşı Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-2-3) bentleri ve (D) kısmında açıklanan nedenlerle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 Tarihli ve 2014/239 Esas, 2015/80 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.