Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18311 E. 2023/1242 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18311
KARAR NO : 2023/1242
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/287 E., 2015/81 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli ve 2014/287 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile son cümlesi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis ve 26.640,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2019 tarihli ve 15-2015/201725 sayılı tebliğnamesi ile suça konu çekte herhangi bir kazıntı tahrifatın olmadığı, ticaret kanunundaki unsurları taşıdığı, çekte sanığın eli ürünü herhangi bir yazı ya da imza bulunmadığı hususları dikkate alındığında, çekin ne şekilde sahte olduğunun ortaya konulmasının suçun oluşumu bakımından zorunlu hale geldiği, bu konuda çekte keşideci olarak görülen ve tanık olarak beyanı alınan …’nın bu çekin çalıntı olduğu yönündeki beyanı ile yetinildiği, 2 nolu celse de …’nın yazı ve imza örneklerinin alınmasına, bu örneklerin ve çekin grafolog bilirkişiye teslim edilerek rapor alınmasına karar verilmesi ve bu örneklerin de talimat kanalıyla alınmasına rağmen bu kararın gereğinin yerine getirilmeyerek çekin sahte olarak oluşturulduğuna dair herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin bozulması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, suça konu çek üzerinde sanığa atfedilebilecek herhangi bir yazı, rakam, ciro bulunmadığına, bu çekin sanık tarafından sahte olduğu bilinerek kullanıldığına dair dosyada delil olmadığına, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, katılanın her zaman alacak davası açarak zararını tazmin etme imkanı olduğuna, sanığın atılı suçlardan beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’ın sanık …’a 13.320,00 TL bedelli çeltik sattığı, ancak sanığın yaklaşık 9 ay boyunca herhangi bir ödemede bulunmadığı, suç tarihinde borcuna karşılık katılana iletilmek üzere katılanın halası B.P’ye suça konu Türkiye İş Bankası Tekirdağ Şubesine ait keşidecisi … olan, … namına keşide edilmiş 23.000,00 TL bedelli ve 27.07.2013 keşide tarihli çeki ciro etmeksizin bıraktığı, çekten şüphelenen katılanın muhatap bankaya sorduğunda çekin çalıntı olduğunu öğrenip şikâyetçi olması üzerine, sanık hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; katılanı ve çekte isimleri geçen …, … ile …’u tanımadığını, suça konu çeki kendisinin vermediğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılan … 11.06.2013 tarihli şikâyet dilekçesinde ve aşamalarda alınan beyanlarında; 19.10.2012 tarihinde sanığa 11.020 kg çeltik sattığını, sanığın satın aldığı malın bedelini bir hafta sonra ödeyeceğini söylediği halde ödemediğini, 03.06.2013 tarihinde çekle ödeme yapacağını söyleyerek suça konu çeki Edirne’de bulunan halası B.P’ye bıraktığını, çeki sorgulattıklarında çalıntı olduğunu öğrendiklerini beyan ederek sanıktan şikâyetçi olmuş; 03.03.2015 tarihli celsede malı sattığı kişinin sanık … olduğunu mahkeme huzurunda teşhis etmiştir.
4. Çekte keşideci olarak görünen … beyanında; suça konu çekin de içerisinde bulunduğu boş çek koçanının 06.03.2013 tarihinde ikametinden çalındığını, bu çeklerden 6 tanesinin kullanıldığını gelen tebligatlardan öğrendiğini, çeklerin iptali için açtığı davanın kabul edildiğini, katılanı ve sanığı tanımadığını beyan etmiş; … tarafından ibraz edilen Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2013 tarihli ve 2013/115 Esas, 2013/263 Karar sayılı çek iptali kararı dosyaya eklenmiştir.
5. Tanık olarak bilgisine başvurulan B.P., katılanın halası olduğunu, sanığı tanımadığını, katılanın kendisine … isimli kişinin iş yerine çek bırakacağını haber vermesi üzerine, 1-2 saat sonra sanığın gelerek kendisine suça konu çeki bıraktığını beyan etmiş; 16.04.2014 tarihli teşhis tutanağına göre çeki bırakan kişinin sanık olduğunu teşhis etmiştir.
6. Suça konu çek aslı Adli Emanetin 2014/603 sırasında muhafaza altına alınmış; Mahkemece 31.10.2014 ve 31.03.2015 tarihli celselerde yapılan incelemede, çek üzerinde herhangi bir silinti ve kazıntı olmadığı, çekin Türk Ticaret Kanunu’nun aradığı unsurları taşıdığı belirlenmiştir.
7. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 30.05.2014 tarihli ve BLG-2014/4962 uzmanlık numaralı raporu ile çekte yer alan yazı ve imzalar ile sanığın mukayeseye esas yazı ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir.
8. Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli ve 2014/287 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararı ile sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ile bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Çekte keşideci olarak görünen …’nın çekin boş olarak çalındığı yönündeki beyanı, dosyada bulunan Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2013 tarihli ve 2013/115 Esas, 2013/263 Karar sayılı kararı ile suça konu çekin suç tarihinden önce iptal edildiğinin anlaşılması, sanığın katılanı tanımadığı ve çeki kendisinin vermediği yönündeki savunmasının aksine tanık B.P.’nin sanığı teşhis etmesi karşısında, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden tebliğnamede yer alan eksik inceleme nedeniyle kararın bozulmasına ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın savunması, katılan ve tanık B.P.’nin beyanları, 16.04.2014 tarihli teşhis tutanağı ve dosya kapsamında elde edilen diğer deliller doğrultusunda; Mahkemenin resmi belgede sahtecilik suçunun sübutuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin bu suça yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de kabul edilmemiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın, katılan ile aralarında gerçekleşen çeltik alışverişinden yaklaşık 9 ay sonra, borcuna karşılık katılana sahte çek vermek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı nazara alındığında; dosya kapsamına göre, sanığın önceden doğan borç sebebiyle suça konu çeki katılan …’a verdiğinin anlaşılması karşısında, somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine hükmolunması,
2. Kabule göre de;
a. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde, aynı fıkranın son paragrafı gereğince temel para cezası suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde gün karşılığı olarak tespit edilerek, artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılması ve buna göre sonuç para cezasının saptanması gerekirken, sanık hakkında temel cezanın 1.200 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenip, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katı olan 26.640,00 TL adli para cezasına çıkartılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
b. Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
c. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli ve 2014/287 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair yönlerden, herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Bilişim Sistemleri, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarihli ve 2014/287 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.