Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18351 E. 2023/385 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18351
KARAR NO : 2023/385
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/227 E., 2015/67 K.
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Esas dosyada Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2014 tarihli ve 2014/500 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve 53 üncü ve 58 inci maddeleri,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü ve 58 inci maddeleri,
Uyarınca Antalya Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Birleşen dosyada Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2014 tarihli ve 2014/4819 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca Antalya Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
3. Her iki dosyanın fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle birleştirilmesi neticesinde Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/227 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararı ile;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
4. Tebliğnamede, nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmünün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Beraat Kararına Yönelik Temyiz İsteği
Sanık hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen lehine vekalet ücretine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Mahkumiyet Kararına Yönelik Temyiz İsteği
Sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, mahkumiyet hükmü kabul edilse dahi maddi zararın giderilmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168 inci ve 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanması gerektiğine ve re’sen tespit edilecek diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, mağdurun yetkilisi olduğu Azmioğlu Lastikçilik…. Şirketinden daha önceden satın aldığı lastiklerin borcuna karşılık suça konu olan ve esas dosyada dava konusu yapılan Türkiye İş Bankasına ait 44.830,00 TL’lik lehtarı Bilal Yalçın, keşidecisi Kartal Otomotiv… Şirketi olan 31.12.2013 keşide tarihli ve birleşen dosyada dava konusu yapılan aynı bankaya ait 39.400,00 TL’lik lehtarı İsmail Şahin, Kartal Otomotiv… Şirketi olan 21.01.2014 keşide tarihli yasal unsurları haiz çekleri ciro ederek aynı anda mağdura verdiği ve çeklerin mağdur tarafından kullandığı krediye teminat olarak verildiği banka tarafından vadesi geldiğinde tamamen sahte olduğunun ihbar edildiği anlaşılmıştır.
2. Mağdur suça konu çekleri lastik borçları nedeniyle sanıktan aldığını ve durumun ortaya çıkmasıyla sanığın borçlarını ödediğini beyan etmiştir.
3. Kabakuşak Nakliye…. Limited Şirketi’nin yetkilisi olan sanık ise suça konu çekleri üçüncü ciranta olarak imzası bulunan Musa Kaya isimli açık kimlik bilgilerini bilmediği bir kişiden elma ve nar satışı mukabilinde aldığını, bu çekleri borcu nedeniyle mağdura verdiğini, sahte olduğunu bilmediğini, Musa Kaya adlı kişiden alışveriş nedeniyle fatura, sevk irsaliyesi almadığını savunmuştur.
4. Bilirkişi incelemesi sonucu tanzim edilen 18.04.2014 tarihli raporda 44.830,00 TL bedelli çekteki ön yüz yazılarının, birinci ve ikinci cirantalarda yer alan Bilal Yılan ile Mehmet Emin Güzel yazılarının sanığın eli ürünü olduğu, ciranta imzalarının ise sanığın eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu , 08.05.2014 tarihli raporda ise 39.400,00 TL bedelli çekin ise tamamen sahte ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece çekler üzerinde gözlem yapılarak aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu tutanağa dercedilmiştir.
6. Sanığın mağdura olan borcundan dolayı birden fazla çek kullandığı, çeklerin sahte olduğu ayrıca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan araştırmada aynı sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan hukuki kesintiye de uğramamış benzer türden Dairemizde temyiz incelemesine konu olan dosyalarının bulunduğu, sanığın ciro ettiği sahteleştirilmiş bir çek yönünden UYAP’ta herhangi bir kaydında olmadığı,
Bu cümleden olarak;
a) Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli, 2015/180 Esas, 2015/599 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmünü havi suçtan zarar göreni Hasan Çelik olan,
b) Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.02.2015 tarihli, 2014/247 Esas, 2015/60 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet, nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat hükmünü havi mağduru Hasan Çelik olan ,
c) Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 21.03.2018 tarihli, 2017/1104 Esas, 2018/540 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmünü havi, suçtan zarar görenler Hasan Kaya ve Salih Çağlayan olan,
Yargılama dosyalarının olduğu anlaşılmıştır.
7. Mahkemece suça konu çeklerin sanık tarafından mağdura verilmesi, sanığın çeki aldığını belirttiği Musa Kaya isimli kişinin kimlik ve adres bilgileri hakkında bilgi verememesi, aralarındaki ticari ilişkiyi ortaya koyacak belgeleri ibraz edememesi, bilirkişi raporuna göre 44.830,00 TL bedelli çekteki ön yüz yazılarının, birinci ve ikinci cirantalarda yer alan Bilal Yılan ile Mehmet Emin Güzel yazılarının sanığın eli ürünü olması, çeklerin tamamen sahte ve aldatıcılık niteliklerinin bulunması gerekçeleriyle aynı anda verildikleri de gözetilmek suretiyle TCK’nın 61 inci maddesi uyarınca teşdiden temel ceza belirlenerek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden ise suça konu çekin önceden doğan borca karşılık verilmesi gerekçesiyle beraat hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarihli ve 2011/5-137 Esas, 2013/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere “aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkum olan sanık hakkında müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmeyeceği” nazara alındığında; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi sebebiyle, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı yönünden sanığın vekalet ücretine hak kazanamayacağı ve vekalet ücreti verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmayacağı nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın, çek hamilinin zararını gidermiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin, ayrıca aynı Kanun’un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz istekleri; resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinde tahdidi olarak sayılan mal varlığına karşı suçlardan olmaması, aynı Kanun’un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmamasının ise ceza miktarı itibariyle mümkün olmaması nedenleriyle yerinde görülmemiştir.
2. Diğer temyiz sebepleri yönünden; sanığın suça konu sahte çekleri 2013 yılında suçtan zarar gören …’a verdiği iddia ve kabul edilen olayda; UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan Olay ve Olgular bölümünün 7 nci paragrafında da belirtilen, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin de olmadığı tespit edilen birden çok derdest dosyasının bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı anda verilen çekler yönünden ise 5271 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği de gözetilerek, sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında Olay ve Olgular bölümünün 7 nci paragrafında belirtilenler ile varsa başkaca sahtecilik eylemlerinin ve bağlantılı dava dosyalarının araştırılıp, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanığın çekleri aynı anda ya da farklı zamanda verip vermediği de tespit edilerek eylemlerinde 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılması gereken bir durumun var olup olmadığının, farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç işleme kararını yenileyip yenilemediği, suç kastını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK’nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulmasından dolayı sanık müdafiinin temyizi yerinde görüldüğünden açıklanan nedenle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/227 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen ve vekalet ücreti ile sınırlı temyiz sebebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinin ikinci paragrafında açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/227 Esas, 2015/67 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.