Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18399 E. 2023/1112 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18399
KARAR NO : 2023/1112
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/160 E., 2015/106 K.
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/160 Esas, 2015/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının f bendi ve son maddesi, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 48.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası 62, 53 ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında
Kurulan hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın suç işleme ve dolandırıcılık kastının bulunmadığına, suça konu çeki vekaleten imzaladığına, dava süreci içerisinde de borcu ödediğine, mahkemece bu hususun araştırılmadığına, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Eşi … adına kurulu Üstün Oto Lastik isimli işletmeyi 20.12.2010 tarihli genel vekaletnameye istinaden işleten sanığın, öncesinde ticari alışverişi olan katılan …’in yetkilisi olduğu Artvin Otomotiv şirketinden suç tarihinde 200 adet lastik aldığı ve karşılığında Emin Demir Day. Tük. M. İnşaat Taş. Tem. Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti’ye ait Üstün Oto Lastik … namına yazılı 05/01/2012 keşide tarihli 28.855,00 TL bedelli Silva Halk Bankası Şubesine ait suça konu çeki, Üstün Oto Lastik … kaşesi üzerine imzalayarak cirolamak suretiyle katılan şirkete verdiği, çekin bankaya ibrazda karşılıksız çıkması ve zamanında ödenmemesi üzerine katılan şirket tarafından İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/632 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibi sırasında sanığın eşi … adına imza ve borca itiraz ettiği, itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında imza örneği vermeye gidilmemesi nedeniyle itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Suça konu çeke ilişkin keşideci şirket ve ilgili banka nezdinde yapılan araştırmada, çekin sahteliğine ilişkin bir tespit bulunmadığı ve sanık hakkında suça konu çekin arka yüzünde Üstün Oto Lastik … kaşesi üzerini imzalamak ve yapılan takipte eşi adına imza inkarında bulunmak suretiyle çek üzerinde sahte ciro işlemi yaptığından bahisle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
3. Sanık aşamalardaki savunmalarında, Üstün Oto Lastik isimli işletmenin kağıt üzerinde eşi adına olduğunu ancak vekaleten kendisinin işlettiğini, işletme adına imza yetkisinin bulunduğunu, katılan şirket ile daha önceden de ticari ilişkilerinin bulunduğunu, suç tarihinde aldığı lastikler karşılığında suça konu çekin arkasını vekaleten ciro ettiğini, imzanın kendisine ait olduğunu, ödeme zorluğuna düşmesi ve katılan şirketin ödeme kolaylığı sağlamaması nedeniyle eşi adına imza inkarında bulunduğunu, dolandırıcılık kastının bulunmadığını, borcun bir kısmını ödediğini, bir kısmına istinaden de haciz işlemi uygulandığını beyan etmiştir. … beyanlarının da benzer mahiyette olduğu anlaşılmıştır.
4. Mahkemece oluşan kanaat ve kabule göre; sanık …’nin suça konu çekin arkasına …’nin kaşesini basıp vekaleten şerhi düşmeksizin …’nin imzasını taklit etmek suretiyle imzalayarak resmi belgede sahtecilik ve yapılan icra takibine borçlu olduğunu bildiği halde itiraz etmek suretiyle hileli davranışta bulunarak banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı, “belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede suç kastının varlığının kabul olunamayacağı..” yönündeki kararı da göz önünde bulundurularak, katılan şirket tarafından Fatma Çitçi’ye ait Üstün Oto Lastik isimli işletmenin sanık … tarafından işletildiğinin bilindiği, sanığın 20.12.2010 tarihli genel vekaletnameye göre işletme adına çek keşide ve ciro etme yetkisinin bulunduğu, yapılan itirazın iptali ile de takibin devamına karar verildiği hususları dikkate alındığında, sanığın vekaleten işlettiği Üstün Oto Lastik adına suça konu çeki kendi imzasını atarak cirolayıp katılandan aldığı emtia karşılığı verdikten sonra borca ve imzaya itiraz etmesi eyleminde, sahtecilik kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyeceği gibi sonradan ödeme güçlüğü yaşaması nedeniyle ticari ilişkiden kaynaklanan borcu ödememe ve erteleme kastıyla hareket ettiği yönündeki savunmasının aksine de baştan itibaren ödememe ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği yönünde dosya kapsamında, cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, yüklenen resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi, nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 Tarihli ve 2014/160 Esas, 2015/106 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde karar verildi.