YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18487
KARAR NO : 2023/1888
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/462 E., 2015/124 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2014/462 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 18.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; hakkında iyi hal indirimi yapılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılandan satın aldığı ürünler karşılığında 12.05.2013 keşide tarihli ve 9.100,00 TL bedelli sahte çeki ciro ederek verdiği, bu suretle hakkında bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, söz konusu çeki ismini ve soy ismini hatırlamadığı bir şahıstan aldığını beyan etmiştir.
3. Katılan; zararının giderilmediğini, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.
4. Suça konu çeke ilişkin olarak;
a. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan 20.05.2013 tarihli;
” çekin tamamen sahte olarak oluşturulduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğu”,
b. Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı Bilirkişi tarafından tanzim olunan, 16.04.2014 tarihli;
“Çekteki keşideci imzasının …’nün eli ürünü olmadığı, çekin arka yüzündeki 1.ciranta imzasının Levent Hasan İnam’ın eli ürünü olmadığı”,
Görüşlerini içerir kriminal raporu ve bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.
5. Mahkemece yapılan yargılamada; yüklenen suçların sübut bulduğu kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, sanığın bahse konu çeki hangi ticari ilişkiye istinaden kimden aldığına ilişkin herhangi bir belge sunamaması ve dosya arasında yer alan kriminal ve bilirkişi raporları uyarınca sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Mahkemece çok sayıda sabıkası olan sanık hakkında lehine sonuçlar içeren 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince takdiri indirim uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirildiği, ancak “Sanığın geçmiş hali ve suç işleme hususundaki eğilimi göz önünde bulundurularak” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile takdiri indirim uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki
belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
5. Sanık kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezası belirlenirken, tespit olunacak temel gün, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanık hakkında fazla adli para cezası tayin edilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu belgenin duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliği hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2014/462 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “460 TAM GÜN” ve “18.400 TL” terimlerinin çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “455 TAM GÜN” ve “18.200,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2014/462 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.