Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18499 E. 2023/4204 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18499
KARAR NO : 2023/4204
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, güveni kötüye kullanma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kdz. Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2014/485 Esas, 2015/568 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması ve hak yoksunluklarına,
2. Güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması ve hak yoksunluklarına,
3. Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 … maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; şikâyetçilerin çelişkili ifadeleri dışında sanığın atılı suçları işlediğine dair delil bulunmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanlar ile sanığın komşu oldukları, katılan …’nın 01.01.2014 tarihinde … plakalı aracı park etmeye çalıştığı sırada sanığa ait araca çarptığı, sanık ile katılan …’in uzlaşarak aracı tamire verdikleri, bu sırada araca ihtiyacı olduğunu söyleyen sanığa …’in … plakalı aracını emanet olarak verdiği, aynı gün saat 22:00 sıralarında sanığın aracı getirmemesi üzerine …’in sanığı arayarak aracı getirmesini istediği, sanığın uzakta olduğunu söylediği, bunun üzerine …’in karakola giderek sanıktan şikâyetçi olduğu, 06.01.2014 tarihinde 00:15 sıralarında sanığın kaza yaptığı, tanık Ö.K.’nın kaza yapan sanığın yanına geldiği, sanığın tanıktan kendisini eve bırakmasını istediği, evin önüne geldiklerinde çöp dökmek amacıyla dışarıya çıkan katılan …’yı gören sanığın araç içerisinden sinkaflı sözlerle hakaret ettiği iddiasıyla atılı suçlardan kamu davası açılmıştır.
2. Katılan … beyanında; sanığın aracına çarptığını, korkudan birkaç gün söyleyemediklerini, daha sonra eşini bulup aracı yaptırmak istediklerini, sanığın ayrıca para istediğini, sadece aracı yaptıracaklarını söyleyerek aracı tamire gönderdiklerini, sanığın eşi …’ten emanet olarak araç istediğini, kusurlu oldukları için kabul ettiklerini, ancak sanık aracı geç getirince eşi ile tartıştıklarını, kendisinin görmediğini, eşi şikâyet için karakola gittiğinde kendisinin de çöp dökmeye çıktığını ve bu sırada sanığın kendisini gördüğünü, “çingeneler benim aracımı kırdılar” dediğini, özellikle kendisini işaret ettiğini, şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.
3. Katılan … beyanında; olay günü diğer şikâyetçi …’nın yanına Hatip Sokağa gittiğini, …’nın aracını alarak kullandığını ve park ederken sanık …’in aracına çarptığını, sanık ile konuşup aracı sanayiye gönderdiklerini, sanığın kendisinden aracını istediğini, aracı verdiğini ancak akşam saat 09:00’da getirmesini söylediğini, sanık gelmeyince aradığını, alkollü olan sanığın kendisine hakaret ettiğini, bunun üzerine kendisinin de şikâyet için karakola gittiğini, ifade verirken dosyada tanık olarak adı geçen kişinin geldiğini ve ihbarda bulunurken kulak misafiri olduğunu, karakola yakın yerde bir aracın kaza yaptığını belirtip plakasını söyleyince kendi aracı olduğunu anladığını, araç yoldan kaldırıldığında eve gittiğini, sanığın tanıkla birlikte evin önüne geldiğini, bu sırada …’nın kendisini aradığını ve sanığın evin yanına geldiğini söyleyerek eve gelmesini istediğini, gittiğinde sanığın aracın içerisinde olduğunu, aşırı alkollü olduğunu gördüğünden birşey söylemediğini, ancak …’nın sanığın kendisine hakaret ettiğini söylediğini ve tekrar şikâyetçi olduklarını ifade etmiştir.
4. Sanık … savunmasında; olay tarihinden önce şehir dışına gittiğini, döndüğünde aracına birisinin çarptığını öğrendiğini, araştırınca katılan …’in yakının araca çarptığını kamera görüntülerinden tespit ettiğini, …’in “biz aracı tamir ettiririz” dediğini, kendisinin köye gidip gelmesinden dolayı araç lazım olacağını söylediğini, …’in kendi arabasını verdiğini, araçla Subaşı Köyüne hayvanlarıma bakmak için gittiğini, ancak katılanın kendisini arayarak aracı istediğini, biraz gecikeceğini söyleyince hastası olduğunu ve acil getirmesini söylediğini, kendisinin de kızıp arabayı getirirken yolda kaza yaptığını, alkollü olmadığını, katılan …’ü hiç görmediğini, muhatap olmadığını beyan etmiştir.
5. Tanık Ö.K. yeminli beyanında; olay günü önünde seyreden sanığın arabasının refüje çıktığını, sanığı hastaneye götürmek istediğini, sanığın kendinde olmadığını, bir şeyler mırıldadığını ancak ne dediğini anlayamadığını, kendisini eve bırakmasını istediğini, ancak orada herhangi bir kadınla muhatap olduğunu görmediğini, sanığa bir şey olur diye gelip karakola haber verdiği sırada aracın esas sahipleri şikâyetçilerin orada olduğunu, hazırlıkta vermiş olduğu beyanını okumadan imzaladığını, ifade etmiştir.
6. Katılanların ve tanık Ö.K.’nın, soruşturma ve kovuşturma aşamasında vermiş oldukları ifadeleri karşılaştırıldığında, özellikle hakaret eyleminin gerçekleşme şekli, oluşu ve saati hususunda çelişkiler bulunduğu anlaşılmıştır.
7. Yargılama sonucunda, mahkeme sanığın üzerine atılı suçları işlediğini kabul ederek mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.

IV.GEREKÇE
A. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık …’ın sevk ve idaresindeki … plakalı araç ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yaptığı olayda, sanığın savunmasında alkollü olmadığını beyan etmesi ve sanığın kazanın gerçekleştiği 06.01.2014 tarihinde alkollü olduğunu gösterir herhangi bir alkol raporu veya adli muayene raporunun dosyada bulunmadığının anlaşılması karşısında, soyut iddialar dışında sanığın atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden eksik inceleme ile mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Kabule göre de; sanığa isnat edilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 ve 251 … maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Sanığın savunmasında olay tarihinden önce şehir dışına gittiğini, döndüğünde aracına birisinin çarptığını öğrendiğini, araştırınca katılan …’in yakının araca çarptığını kamera görüntülerinden tespit ettiğini, …’in “biz aracı tamir ettiririz” dediğini, kendisinin köye gidip gelmesinden dolayı araç lazım olacağını söylediğini, …’in kendi arabasını verdiğini, araçla Subaşı köyüne hayvanlarıma bakmak için gittiğini, ancak müştekinin kendisini arayarak aracı istediğini, biraz gecikeceğini söyleyince hastası olduğunu ve acil getirmesini söylediğini, kendisinin de kızıp arabayı getirirken yolda kaza yaptığını beyan etmesi, katılan …’in saat 22:00 sıralarında sanığı aradığı ve sanığın da 00:15 sıralarında kaza yaptığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de;
a) 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek, güveni kötüye kullanma suçundan uzlaştırma işlemi uygulanıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanığa isnat edilen güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Katılan …’e Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Olay ve olgular bölümünde açıklandığı üzere, sanığın suçlamayı kabul etmemesi, tanık Ö.K.’nın yeminli beyanında sanığın savunmasını doğrular şekilde ifade vermesi ve sanık ile katılanlar arasında olayın öncesinde herhangi bir husumet bulunmaması karşısında, katılan …’nın soyut iddiası dışında tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediğinin sabit olmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümü (A), (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Kdz. Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2014/485 Esas, 2015/568 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.05.2023 tarihinde karar verildi.