Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18979 E. 2023/6 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18979
KARAR NO : 2023/6
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2015/160 Esas, 2015/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü ile 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası, hak yoksunlukları ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına; özel belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası, hak yoksunlukları ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, hakkındaki hapis cezalarının temyiz incelemesine gönderilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılan …’e ait kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak, katılan …’ın yetkilisi olduğu bayiide TTNET bilgisayar kampanyası taahhütnamesi sözleşmesi düzenletmek suretiyle kampanya dahilinde verilen bilgisayarı aldığı, katılan …’in aylık faturasının fazla gelmesi nedeniyle olaydan haberdar olup şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında sanığın açık kimlik bilgilerinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Sanık, aşamalarda alınan savunmalarında suçlamaları ikrar ederek, katılanların zararlarını karşılamayı taahhüt etmiş ise de; dosya içerisinde, sanığın katılanların zararlarını karşıladığına yönelik bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 18.06.2012 tarihli ve BLG-2012/2367 sayılı Ekspertiz Raporuna göre; suça konu sözleşme üzerinde yer alan imzanın katılan …’in elinden çıkmadığı belirlenmiştir.
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.06.2015 tarihli ve 2015/160 Esas, 2015/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; sanığın samimi ikrar mahiyetindeki savunmaları, katılanların ifadeleri ve sanığa yönelik teşhisleri, sözleşmedeki imzaların katılan …’in elinden çıkmadığını gösterir rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık …’un katılan …’e ait nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırarak diğer katılan …’ın işlettiği TTNET Türk Telekom bayiine gittiği ve burada bu nüfus cüzdanını kullanarak bilgisayar almak için taahhütname imzaladığı, sanığın bilgisayarı alarak katılanları dolandırdığı, ancak suç tarihi olan 21.02.2015 tarihinden önceki bir tarih olan 14.11.2005 tarihinde Türk Telekomünikasyon A.Ş’nin özelleştirilmesi ve kamu kurumu niteliğini taşımaması nedeniyle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca kamu kurumunun zararına dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu suretle eylemin aynı Kanun’un 157 nci madesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunu, özel sözleşme niteliğindeki belgenin imzalanmasının ise aynı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gerekçesiyle mahkûmiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemleri gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulü ile dolandırıcılık suçu yönünden 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun oluşmayacağına ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
A. Sanık Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden:
1. Sanığın üzerine atılı katılan …’e ait kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak katılan …’ın yetkilisi olduğu bayiide TTNET bilgisayar kampanyası taahhütnamesi sözleşmesi düzenletip, kampanya dahilinde verilen bilgisayarı almaktan ibaret eylemini, kamu kurumu niteliğinde olan nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanını kullanarak gerçekleştirmesi karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek aynı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
2. Kabule göre de;
a) 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak; somut olayda belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu ve dolandırıcılık suçunun mağdurunun ise katılanlar olduğu, bu itibarla atılı suçlar açısından mağdurların farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,
b. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
c. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
B. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden:
1. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarihli ve 27050 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve beşinci fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri karşısında; sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu ve sanığa ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, “özel belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 inci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen “Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 inci madde ile “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Kabule göre de;
a. Suç adı olan özel belgede sahtecilik suçunun, gerekçeli karar başlığında yazılmaması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2015/160 Esas, 2015/270 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca aleyhe temyiz bulunmadığından, dolandırıcılık suçunda sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.01.2023 tarihinde karar verildi.