Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19011 E. 2023/3475 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19011
KARAR NO : 2023/3475
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/159 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve aynı maddenin son cümlesi, 62, 52, ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 9.583,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, Mahkemenin çekteki ciro silsilesinde bulunan şirketler arasındaki ticari faaliyete ilişkin araştırma yapmadığına, beyanlara dayanarak karar verdiğine, suça konu çeki müvekkiline veren kişinin … olduğuna, asıl bu kişinin araştırılması gerektiği halde eksik inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğu ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararların bozulmasına karar verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikayetçiler … Tasarım ve Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilisi …’a ait çeklerin suç tarihinden önce çalındığı ve hırsızlık suçuna ilişkin soruşturmanın devam ettiği, çalınan çeklerden 2000114 numaralı çekin sanık tarafından ele geçirilerek, 20.10.2011 tarih, 5.750 TL bedelli olarak … adına düzenlendiği ve sanığın bu şekilde kendi lehine, şikayetçiler aleyhine yarar sağladığı iddiasıyla, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 23.12.2013 tarihli uzmanlık raporunda, suça konu çekin ön yüzündeki “20/11/2011”, “5.750” ve “… KASAB” ibareleri ile arka yüzündeki ikinci ciro yazı ve imzasının sanığın eli ürünü olduğu, bu yazılar ve imza dışında diğer yazı ve imzaların sanığın ve …’ın eli ürünü olmadığı belirtilmiş, Mahkemece çek aslı üzerinde yapılan incelemede, yasal unsurların bulunduğu ve aldatıcılık niteliğinin olduğu belirtilmiştir.
3. Sanık soruşturma evresinde alınan beyanında, suça konu çeki …’a ait şirkette yaptığı asansör tamirat işi karşılığında, …’tan aldığını ve aldığı malzemeler karşılığında … …’a verdiğini, …’ın çeki keşide edilmiş şekilde, iş yerinde kendisine verdiğini; Mahkemedeki beyanında ise; çekin … ve … isimli kişiler tarafından bu kişilere verdiği malzemeler karşılığında aldığını, …’nin güzel yazamadığını söyleyerek kendisinden çeki yazmasını istediğini, kendisinin de bedeli ve … ismini yazdığını, …’nin çekin şirketlerine ait olduğunu söylediğini, çekin çalıntı olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

4. … soruşturma evresinde alınan beyanında; sanık … çek hesabı sahibi şirket ile bir ticari ilişkisinin olmadığını, suça konu çekteki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece, dosya içeriği ve kapsamında mevcut bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de, sanığın çekin ön yüzünü kendisinin doldurup arkadaki ciroyu da kendisinin yaptığına yönelik beyanları, …’ın sanıkla herhangi bir ticari ilişkisi olmadığına ve çeki kendisinin vermediğine ilişkin beyanları ile sanığı doğrulamamış olması, sanığın çek kendisine verilirken, “senin yazın güzel, sen yaz” dedikleri için çeki kendisinin yazdığına ilişkin savunmalarının tevil yollu ikrar mahiyetinde olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanığın şikayetçi …’a ait çalıntı çeki bir şekilde ele geçirerek tedavüle soktuğu, bu şekilde isnat edilen suçları işlediği kanaatine varılarak atılı suçlardan mahkûmiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
2. Dosya kapsamında toplanan delillerden sanığın, suça konu çalıntı çeki bu özelliğini bilerek cirolayıp tedavüle koymak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmakla, sanık müdafiinin eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz nedenleri yerinde bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, temyize konu kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Dolandırıcılık Suçuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Şikayetçiler … Tasarım ve Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilisi …’a ait suça konu çalıntı çekin, sanık tarafından ciro yoluyla malzeme aldığı … …’a verilmesi bilahare … tarafından ticari ilişki nedeniyle … …’e ciro edilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın şikayetçilere yönelik dolandırıcılık eylemi olmadığı, dolandırıcılık suçunun mağdurunun … … ve … … olduğu ancak iddianame anlatımında bu hususa yer verilmediği anlaşılmakla, sanığın, … … ve … …’e yönelik dolandırıcılık eylemi nedeniyle suç duyurusunda bulunularak, dava açılması halinde dosyaların birleştirilmesi, delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

2. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (i) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezası belirlenirken, tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca temel ceza belirlenirken önce 5 gün adli para cezası belirlenmesi, daha sonra da haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması suretiyle, infazda tereddüt oluşturacak şekilde gün sayılı belirtilmeden doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi,
Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

IV. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/159 Karar sayılı kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/159 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.