YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19245
KARAR NO : 2023/1651
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/98 E., 2015/120 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2015 tarihli ve 2013/98 Esas, 2015/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci, 52 nci , 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın çekleri müşteki Tahir’e nakit paraya çevirmesi için yanındaki tanıklar Recep ve Esen’in yanında tanzim ederek verdiği, kastının olmadığı, çek bedelinin ödenmiş olması sebebiyle 168 inci maddede düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, eksik inceleme yapıldığı, çekin sahibinin sanık olduğu, çekte silinti, kazıntı, tahrifat olmadığı, çeki verdiğinde … ismi altında imza olmadığı, çek geri geldiğinde imza bulunduğu, şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığı, kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın Garanti Bankası A.Ş Bor Şubesine ait 30/07/2012 – 30/06/2012 tarihli 8000943 ve 8000944 numaralı ve 7.500,00 TL bedelli çekleri arkasına kimliği belirlenemeyen bir şahsa … ismini yazdırarak imza attırdığı ve bu çekleri kullanarak katılan …’dan laminat parke satın aldığı anlaşılmaktadır.
2. Katılan … tarafından söz konusu çekin tahsili için bankaya ibraz edildiğinde, karşılığının olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle … hakkında Bor İcra Müdürlüğünün 2012/1079 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı belirtilmiştir.
3. Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 03/01/2013 tarih ve BLG-2012/01054 nolu ekspertiz raporuna göre, çek üzerinde bulunan imza, yazı ve rakam örneklerinin müşteki …’in eli mahsulü olmadığı, 06/03/2013 tarih ve BLG-2013/00092 nolu ekspertiz raporuna göre, çeklerin ön yüzlerindeki yazı-imzalar ile …’ın mukayese yazı ve imzaları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde kalgrafik özellikler ve itiyadi hususiyetler yönünden uygunluk görüldüğü, bahse konu yazı rakam ve imzaların şüphelinin eli mahsulü olduğu belirtilmiştir.
4. Mahkemesince, sanığın bankanın maddi varlıklarından olan suça konu çekleri müşteki Ali Sami ile yaptığı alışveriş karşılığında sahte ciranta imzası ile kullanması şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle, her ne kadar sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamayı reddederek ciroyu kendisinin yapmadığını savunmuş ise de, müşteki Ali Sami aşamalarda istikrar arz eden beyanları, bilimsel verilere dayalı olarak hazırlanmış kriminal raporları nazara alındığında çekteki ciranta imzasının …’e ait olmadığı, sanığın bunu bilerek başka birine yaptırdığı ciro ile müşteki Ali Sami ile yaptığı alışveriş karşılığında suça konu çekleri kullandığı anlaşıldığından sanığın savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle atılı suçlardan mahkumiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde, asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20,00 -100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurmak suretiyle eksik adli para cezası tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2015 tarihli ve 2013/98 Esas, 2015/120 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,
a.Sanığa ait hüküm fıkrasında Bor Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/299 Esas, 2011/88 Karar sayılı ilamı uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulandığı, tekerrüre esas alınan ilamın konut dokunulmazlığını ihlal suçuna ilişkin bulunduğu, aynı Kanun’un 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçu ile birlikte işlendiği için uzlaşma hükümlerine tabi olmadığı, ancak hükümden sonra bu suçun sonradan uzlaşma kapsamına alındığı ve anılan mahkemenin 04.02.2020 tarihli ek kararıyla uzlaşma sebebiyle hükmün tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve sanığın adli sicil kaydında sözü edilen ilamı dışında tekerrüre esas alınabilecek kayıt bulunmadığı halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2015 tarihli ve 2013/98 Esas, 2015/120 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasına dair bölümlerin tamamen çıkartılması; hüküm fıkrasından aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine “Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.