Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19427 E. 2023/2484 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19427
KARAR NO : 2023/2484
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 Tarihli ve 2014/279 Esas, 2015/129 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay 10 gün hapis ve 320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Sanık Hakkında
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin onanması görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi, suçtan kaynaklanan zararları giderdiğine, icra takiplerini kaldırdığına, pişman olduğuna, hakkında verilen cezaların fazla olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, aslı ele geçmeyen … kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanını kullanarak, Zonguldak ve çevre illerdeki iş yerlerinden çeşitli miktarlarda alışverişler yaptığı, bu alışverişlere ilişkin … adına borçlu sıfatıyla sahte senetler düzenleyerek ilgili iş yerlerine verdiği, bu kapsamda mağdur …’e de benzer şekilde yaptığı 500,00 TL ‘lik alışveriş karşılığında … kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş kimliği ibraz ederek, 15.04.2014 düzenleme tarihli … adına suça konu sahte senedi düzenleyerek verdiği, senetlerin ödenmemesi üzerine icra takibiyle karşılaşan …’ın şikayeti üzerine sanığın kimliğinin tespit edildiği, yapılan soruşturma kapsamında sanık …’nun mağdurun kimliğini kullanarak çeşitli iş yerlerinden yaptığı alışverişler karşılığında sahte senetler düzenlediğini ikrar ettiği anlaşılmıştır.
2.Sanık tarafından soruşturma aşamasında, mağdur …’in zararının giderildiği belirlenmiştir.
3.Mahkemece sanık hakkında, suça konu senet, icra takip dosyası, mağdur beyanları ve aşamalardaki sanık savunmaları ile sübutu kabul edilen nüfus idaresinin maddi varlıklarından olan sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve sahte senet düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. Suça konu nüfus cüzdanı aslının ele geçmemesi nedeniyle aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı tespit edilemediğinden resmi belgede sahtecilik suçu yönünden zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim maddesi uygulandıktan sonra cezanın “6 ay 20 gün) yerine “6 ay 10 gün” olarak eksik tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3.Sanık hakkında kurulan hükümde; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2007 tarihli ve 2007/67 Esas, 2007/128 Karar sayılı üç yıl hapis cezasına mahkumiyete ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/41 Esas, 2005/124 Karar sayılı iki yıl hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün esas alınmasına ilişkin hukuka aykırılığının Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından,sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Ancak; dosya kapsamı ve UYAP üzerinden yapılan incelemede sanığın, Olay ve Olgular başlığı altında birinci sırada anlatılan benzer eylemleri nedeniyle hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış davalar bulunduğunun anlaşılması karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen veya kullanılan belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43 ncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak; ilgili dosyaların getirtilerek incelenmesi, bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örneklerinin dosya içerisine konulması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, bu şekilde eksiklik tamamlandıktan sonra eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarih, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması,
3. Kabule göre de;
a.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi 04.04.2007 tarihli ve 2007/67 Esas, 2007/128 Karar sayılı üç yıl hapis cezasına mahkumiyete ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/41 Esas, 2005/124 Karar sayılı iki yıl hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün esas alınması,
b.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli ve 2014/279 Esas, 2015/129 Karar sayılı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün ikinci fıkrasının üçüncü paragrafında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılması ile yerine Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesi 04.04.2007 tarihli ve 2007/67 Esas, 2007/128 Karar sayılı üç yıl hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmü tekerrür oluşturduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin 6 ncı ve 7 nci maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına’ ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli ve 2014/279 Esas, 2015/129 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.