Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19744 E. 2023/2651 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19744
KARAR NO : 2023/2651
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR :Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/299 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a.Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 11.234,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, imza incelemesi yapılmadığından eksik incelemeye, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne ve sanığın lehine uygulanması gereken hüküm fıkralarının yeterli ve haklı gerekçelerden uzak olarak uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …’ın, katılan …’dan aldığı pijama karşılığında, tespit edilemeyen bir şekilde ele geçirdiği … Makine San.ve Dış Tic.Ltd.Şti.’ne ait çeki ön yüzündeki bir kısım ibareleri fiziksel yolla silip sahteleştirerek, 10.12.2012 keşide tarihli, 5.617,00.TL bedelli olarak doldurulmuş şekilde verdiği, son yetkili hamil tarafından bankaya ibraz edildiğinde çekin sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık …’ın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, suçlamaları kabul etmeyerek, suça konu çekten haberinin olmadığını, çekin üzerinde yazılan telefonu 5-6 senedir kullanmadığını, imzaların kendisine ait olmadığını, tanık N.’nin bir dönem yanında çalıştığını, bu olayla hiç bir alakasının olmadığını belirtmiştir.
3. Katılan … …, aşamalarda alınan beyanlarında, suç tarihi itibariyla tekstil işinde çalıştığını, fason mal dikim işi yapan tanık N.O’nun dükkanında sanık ile tanıştığını, daha sonra orada pazarlık yapıp pijama takımı sattığını, sanığın 2.000,00 TL’lik mal aldığını, sonra da biraz daha mal alacağını, bunun karşılığında kendisine suça konu çeki verdiğini, aldığı çeki de borcuna karşılık tanık N.’ye verdiğini, çekin ön ve arka yüzündeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.
4. Katılan …, aşamalarda alınan beyanlarında, suça konu çekte lehtar ve birinci ciranta olarak gözüken … Yüzey İşlem Limited Şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğunu, çekin ön ve arka yüzündeki hiç bir yazı ve imzanın kendisine ait olmadığını, tarafları tanımadığını, çekteki kaşenin şirket kaşesi olmadığını, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.
5. Tanık N. O.; katılan … …’nın beyanlarını doğrulayarak, aşamalarda alınan anlatımında, çekin arka kısmında ismi üzerindeki cironun kendisine ait olduğunu, suça konu çeki sanık …’dan aldığını, o tarihlerde dikim atölyesi olduğunu ve katılan …’ya fason mal diktiğini, olay tarihinde sanık ile katılan …’nin birlikte geldiklerini, katılan …’nin sanığa mal sattığını, malların kendi dükkanında olduğunu, malları paketleyip sanığa verdiklerini, sanığın çeki katılan …’ye, onun da kendisine verdiğini, aldığı çeki kira borcuna karşılık tanık E. K.’ye verdiğini belirtmiştir.
6. İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünden alınan 12.12.2012 tarihli ekspertiz raporuna göre; suça konu çekin hakiki olduğu, ancak ön yüzündeki bir kısım ibarelerin fiziksel yolla silinmesinden sonra husule getirilmiş olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğu şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.
7. Mahkeme gözleminde; suça konu çek yaprağında sahtecilik yapıldığına dair vicdani kanaat edinilemediğinin tutanak altına alındığı tespit edilmiştir.
8.Mahkemesince sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Her ne kadar sanık, üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ve de suça konu çekin üzerindeki yazı ve imzaların aidiyatı hususunda uzmanlık raporu alınmamış ise de; soruşturma aşamasında alınan uzmanlık raporunda orjinal çekin ön yüzündeki bir kısım ibarelerin silinerek tahrif edildiğinin rapor edilmiş olması, katılan … …’nın aşmalarda alınan istikrarlı ve birbiri ile çelişmeyen beyanlarında suça konu çeki sattığı mal karşılığında sanıktan aldığı ve aldığı çeki borcuna karşılık tanık N.’ye verdiği yönündeki anlatımları, katılan …’in beyanlarının tanık tarafından doğrulanmış olması ve çekin arka yüzündeki ciroda bulunan GSM hattı numarasının sanık adına kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, imza incelemesi yapılmadığından eksik incelemeye ve delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne yönelik sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık … hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği takdirî indirim nedeninin uygulandığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında haklı ve yeterli gerekçe gösterildiği belirlenmekle; sanığın lehine uygulanması gereken hüküm fıkralarının yeterli ve haklı gerekçelerden uzak olarak uygulanmadığına yönelik sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulanmanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dava dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, alınan uzmanlık raporu, sanık savunması, katılan beyanları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, imza incelemesi yapılmadığından eksik incelemeye, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne ve lehine uygulanması gereken hüküm fıkralarının yeterli ve haklı gerekçelerden uzak olarak uygulanmadığına yönelik temyiz itirazları yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/31696 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uygulanması istenerek kamu davası açıldığı halde, 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma … verilmeden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi gereğince temel ceza belirlenirken önce suçtan elde olunan haksız menfaat dikkate alınmaksızın, gün adli para cezası belirlenip indirimler yapıldıktan sonra doğrudan suçtan elde olunan haksız menfaat miktarının iki katı adli para cezası belirlenmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
4. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/299 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/299 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.