Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19764 E. 2023/4991 K. 08.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19764
KARAR NO : 2023/4991
KARAR TARİHİ : 08.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunamadığından 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmekle yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin ikinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasına mahkûmiyet ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; duruşma talep ettiği, katılan tarafından iftirada bulunulduğu, somut delil olmadığı, aralarındaki husumet nedeniyle intikam hırsından şikayette bulunulduğu, para almadığı, ödeme makbuzlarının sanığın müştekiden ricası üzerine ödeme yapılan 1-2 faturadan ibaret olduğu, görgüye dayalı değil duyuma dayalı tanık beyanının olduğu, teşdit gerekçesinin somut olarak gösterilmediği, 62 uygulanmamasına sebep olacak davranışlarda bulunulmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, İstanbul Tem Yolu Gaziosmanpaşa Mevkiinde, mülkiyeti karayollarına ait araziyi 49 yıllığına kiralamak için bakanlıklar ve genel müdürlükler nezdinde iş takibini gerçekleştirecek sanığa bir kısım tanıdıklar vasıtasıyla ulaştığı ve sanık ile görüştüğü, sanığın kendisinin bakanlıklar nezdinde iş takibi yapabileceğini ve kendisini Avrupa Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci …’ın danışmanı olarak tanıtmak suretiyle söz konusu yerin 49 yıllığına kiralanması konusunda yardım edeceğini, bunlar için de 100.000.00 TL para istediği ve sanık ile aralarında bu şekilde mutakabat sağlandığı, katılanın sanığa bu kapsamda 40.000.00 TL nakit para ödediği, sanığın katılana kiralama işi için bürokraside değişik kişilerle görüştüğünü, bu işi kısa sürede halledeceğini belirttiği, bütün bu süre zarfında katılanın sanığın değişik masraflarını, yeme içme ve konaklama masraflarını ve  sanığa ait … plakalı araca ait 1 adet ceza tutanağını ödediği, sanığın kredi kartına 315,00 TL ödeme gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.

2.Mahkemesince; katılanın aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, sanık tarafından müştekiye gönderilen 04.03.2013 tarihli mesaj içeriği, katılan tarafından ibraz edilen dosyada mevcut Halk Bankası ve Yapı Kredi Bankasına ait para yatırmaya ilişkin dekontlar ve tüm dosya kapsamında toplanan bilgi, belge ve delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde, sanığın kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri , kastın ağırlığı ve yoğunluğu,suç konusunun önem ve değeri gerekçeleriyle teşdit uygulandığı, yine sanığın suç sonrası ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak cezasında indirim yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı itibariyle verilen mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde katılandan haksız menfaat temin etmesi nedeniyle hakkında verilecek cezadan 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
3.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/209 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.06.2023 tarihinde karar verildi.