YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19793
KARAR NO : 2023/1536
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/222 Esas, 2015/78 Karar
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/222 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyizi; dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyizi; alınan bilirkişi raporunda, suça konu sözleşmedeki imzaların sanığa ait olmadığı tespit edilmesine rağmen özel belgede sahtecilik suçundan sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine hükmolunması nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan … Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesi ile 15.07.2012 tarihinde Huzur Ticaret unvanlı firmanın elamanı olduğunu söyleyen sanık … isimli şahıstan fırın ve tencere satın alarak 250 TL tutarında senet imzaladığını, senet bedelini PTT Bank aracılığıyla sanığın bildirdiği hesaba yatırdığını ancak sonraki bir tarihte adının B.K. olduğunu söyleyen bir şahsın kendisini arayarak 950 TL tutarında bir senedin bulunduğunu ve 4 aydır paranın ödenmediğini söylediğini, kendisinin de borcunun 250 TL olduğunu ve onu da ödediğini söyleyerek söz konusu belgeyi fakslamasını istediğini fakslanan belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını gördüğünü belirterek sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
2. Grafoloji uzmanı bilirkişilerden 09.12.2013 tarihinde alınan raporda; suça konu belgedeki teslim alan bölümündeki … adına atılı bulunan imzaların sanığın; 24.04.2013 tarihli raporda ise söz konusu imzaların katılanın eli ürünü olmadığı; Emniyet Genel Müdürlüğü grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişiden 09.06.2014 tarihinde alınan raporda ise, 250 TL bedelli sözleşme fotokopisindeki ve 850 TL bedelli suça konu sözleşme aslındaki yazı ve rakamların sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında; Huzur Ticaret isimli işletmenin isim hakkını yapmış olduğu pazarlama işlerinde kullanmak için 9.500 TL bedel karşılığında B.K. isimli kişinin ağabeyi olan Y.K. ile anlaşma yaptıklarını, olay tarihinde arkadaşı olan katılan …’e 250 TL karşılığında sözleşme düzenleyerek fırın ve tencere sattığını, katılan tarafından satış bedelinin PTT Bank aracılığıyla kendisine gönderildiğini, katılan ile ikinci bir satış sözleşmesi yapmadığını, bu nedenle katılanın kendisine herhangi bir borcunun bulunmadığını, suça konu sözleşme üzerindeki malın cinsi, adedi, tutarı, ödeme tarihi ile taksit miktarına ilişkin yazıların kendisine ait olduğunu, sözleşme düzenleme tarihi, malın teslim tarihi, satış elemanı ve şikayetçi adresindeki yazıların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
4. Tanık B.K. beyanında; kendisine ait araçla sanığın Türkiye’de dolaşarak kapıdan satış yaptığını, kendisine olan borçlarını ödemeyerek işi terk ettiğini, Zonguldak’ta bir çok kişiden borç para aldığını, ayrıca ürün satmadığı halde prim almak için hayali satış sözleşmeleri düzenlediğini, arabasını da Zonguldak’ta bırakıp gittiğini, araç içinde evraklar ve senetler olduğunu, … adına 250 TL’lik bir senedin ödenmiş, 850 TL’lik senedin ise ödenmemiş olarak göründüğünü, bu nedenle … isimli şahsı aradığını, …’in de senetteki imzanın kendisine ait olmadığını söylediğini beyan etmiştir.
5. Mahkemece, sanığın katılana karşı aldatıcı bir davranışta bulunmadığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçundan beraat, suça konu sözleşme üzerindeki imzanın şikayetçiye ait olmadığının, yazıların ise sanığa ait olduğunun bilirkişi raporları ile tespit edilmesi, sanığın gerçek bir satış olmadığı halde 950 TL tutarında satış yapmış gibi sahte satış sözleşmesi düzenlediği ve bunu elemanı olduğu Huzur Ticaret isimli firmaya verdiği gerekçesiyle özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın Temyizinin İncelenmesi
Sanığın temyiz talebinde beraat hükmünün gerekçesine yönelik bir temyiz isteminin olmaması nedeniyle hükmü temyiz de hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Cumhuriyet Savcısının Temyizinin İncelenmesi
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık hakkında kurulan hüküm de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın temyiz talebinde beraat hükmünün gerekçesine yönelik bir temyiz isteminin olmadığı, bu itibarla temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/222 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.