Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19936 E. 2023/2656 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19936
KARAR NO : 2023/2656
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 Tarihli ve 2014/257 Esas, 2015/81 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
1. Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci, 62 nci, 52 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6.000,00 TL ve 20,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, delillerin yanlış takdir edildiğine, suç unsurlarının oluşmadığına, sanığın kastının olmadığından beraatine karar verilmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Temyiz dışı sanık …’ın SS … Köyü Kalkındırma Kooperatifi isimli kooperatifin başkanı, eşi olan sanık …’ın da kooperatif üyesi olup 18/03/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sanıkların görevlerini yeni yönetime devrettikleri, sanık …’in kooperatif defter ve kayıtlarına yansımayan alacak olarak suça konu 30/04/2011 düzenleme tarihli ve 5.500,00 TL bedelli bonoyu düzenlediği, sanık …’in de 07.11.2012 tarihinde kooperatif aleyhine icra takibi yaptığı, ancak borçlu itirazı neticesinde alacağın tahsil edilemediği, yaptırılan bilirkişi incelemesinde söz konusu senet tutarında defterlere ve belgelere yansıyan meblağ gözükmediği, yönetim kurulu kararlarında da söz konusu borcun bahsi geçmediğinin anlaşıldığı, bu suretle sanığın temyiz dışı sanıkla iştirak halinde olmayan borcu var göstererek bono düzenleyip icra takibi yapmak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık …, kooperatif yeni kurulduğunda yapılan masraflardan dolayı eşi sanık …’in alacaklı olduğundan bu bononun düzenlendiğini, yeni yönetimin masraflarını ödemeyi başlangıçta kabul edip sonradan ödemediğinden icra takibi yaptıklarını, … ve …’ın da bonoyu alacakları karşılığı imzaladıklarını bildiğini, eşi ormanda çalıştığı uzun süre eve gelmediğinden kendisinin icra takibi yaptığını, yeni dönemde seçilemediklerinden yeni başkanın bu şekilde asılsız şikayette bulunduğunu, kooperatif hukuku konusunda bilgi eksikliğinden borcu kayıtlara geçmediklerini beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.

3. Sanık …, kooperatifin kurucusu olarak kuruluş aşamasında masraflar için başkalarından borç aldığını, süreç içerisinde de kooperatiften olan alacağını alamadığından yönetimde bulunduğu esnada suça konu bonoyu düzenleyip o zamanda kooperatif yönetim kurulunda bulunan … ve …’a imzalattırdığını, kooperatif hukuku konusunda bilgi eksikliğinden borcu defterlere işlemediklerini, alacaklı olduğunu yeni başkanın da bildiğini, yeni dönemde başkan seçilmemesi nedeniyle hakkında asılsız suçlamada bulunduklarını, ormanda çalıştığından eşinin icra takibi yaptığını beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.
4. Bilirkişi raporuna göre sonuç olarak, takip konusu olan 30.04.2011 tanzim tarihli ve 5.500,00 TL tutarlı borç senedinin kooperatif muhasebe işlemlerinde herhangi bir kaydına rastlanmadığı, belirtilen tarihte ya da 2011 yılı genelinde kooperatifin bu miktarda bir giderinin de olmadığı, dolayısıyla kooperatifin belirtilen miktarda borçlanma yapmasını gerektiren bir durumunun da olmadığı, dönem içerisinde kooperatif kasasındaki nakit mevcudu yetmediği zamanlarda başkan … tarafından ödendiği kaydedilen toplam 2.347,11 TL’nin kooperatif kasasından 10.12.2011 tarihinde ödenerek borcun kapatıldığı, … başkanlığındaki yönetim kurulu tarafından hazırlanıp imzalanarak genel kurula sunulan 2011 yılı hesap raporlarının 18.03.2012 tarihli genel kurulda kabul edilerek yönetim kurulunun ibra edildiği, ancak bu hesap raporlarında borç senedi hakkında hiçbir bilginin yer almadığı, söz konusu borç senedinin adı geçen kooperatifle bir ilgisinin olmadığı, kooperatifin … ya da …’a borcunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
5. Mahkemece, tanık … bonoda imzası bulunan tanıkların iddayı doğrulayan beyanları ve bilirkişi raporu dikkate alınarak temyiz dışı sanık …’in, başkanlığı sona … kooperatiften bir alacağı olmamasına rağmen seçimi kaybettikten sonra suça konu bonoyu düzenlediği ve tanıklar … ve …’a imzalattırdıktan sonra durumu bilen sanık …’e ciro ettiğinden eylemin zimmet suçu olmadığı, kooperatif üyesi olup aslında kooperatiften alacaklarının olmadığını bilen sanık …’in yasal şartları tamam olan bonoyu icra takibine koyduğu kabul edilerek kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
2. a) Suç tarihinin 07.11.2012 olduğu gözetilmeden 30.04.2011 olarak belirlenmesi,
b) 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına eklenen “denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine” dair hükmün suç tarihinde yürürlükte bulunmadığı dikkate alınmadan, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaat nedeniyle cezası ertelenen sanık hakkında, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğundan” şeklindeki isabetsiz ve yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) Nitelikli dolandırıcılık suçunda belirlenen 10 ay hapis cezası 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına çevrildiği halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/257 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.