YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20118
KARAR NO : 2023/229
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/50 E., 2015/27 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : İade, onama
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 42 nci maddesinin birinci fıkrasına göre eski hale getirme talebi hakkında inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması nedeniyle 15.07.2015 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11 inci maddesi gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği, müdafiliğin üstlenilmesi için vekaletnamenin zorunlu olmadığı gözetilmeden, yoklukta verilen kararın duruşmayı sanık ile birlikte müdafii sıfatıyla takip eden Av. … yerine sanığa tebliğ edilmesi nedeniyle sanık müdafiinin öğrenme üzerine 21.04.2015 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin süresinde olduğu belirlenip temyiz talebinin reddine ilişkin 04.06.2015 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede:
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/50 Esas, 2015/27 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5271 Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
2. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve aynı fıkrasının son cümlesi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 35.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteği, karar ve hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suça konu çekin tahsili amacıyla bankaya ibrazı üzerine çekteki keşideci imzası ile banka kayıtlarındaki yetkili (temyiz dışı sanık …) imzasının birbirini tutmaması nedeniyle ödeme yapılmamış, katılan vekilinin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada, sanık hakkında ortağı olduğu şirkete ait olup sahte keşideci imzası atılan suça konu çeki ticari ilişkide kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Soruşturma aşamasında alınan kriminal raporda; suça konu çekin ön yüzündeki el yazıları ile arka yüzü birinci ciranta hanesindeki … ibareli el yazısı ve ciro imzasının sanık …’in eli ürünü olduğu, çekin ön yüzündeki keşideci imzasının basit tersimli ve kolay yapıda olması nedeniyle sanıklar … ve …’e aidiyeti hususunda müspet veya menfi yönde bir kanaat beyan etmenin mümkün olmadığı, çekin arka yüzündeki diğer el yazısı ve ciranta imzaları ile sanıklar … ve …’in mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir.
3. Kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda; çekin ön yüzündeki el yazıları ile arka yüzün birinci ciranta hanesindeki imzanın sanık …’in eli mahsulü olduğu, sanık …’in örnek imzasının çekteki keşideci imzasına kıyasen farklı yapı ve görünümde olduğu, …’in örnek imzasının keşideci imzasına şekli benzerlik dışında kıyasen farklı yapıda olduğu belirtilmiştir.
4. DenizBank A.Ş.nin 30.01.2013 tarihli yazısı ile, 27.08.2012 tarihinde banka şubesine ibraz edilen suça konu çekin imzanın tutmaması nedeniyle iade edildiği, çek üzerinde İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.09.2012 tarihli ve 2012/189 Esas sayılı ödeme yasağı kararına istinaden yasaklı kodu konulduğu bildirilmiş; ancak İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/189 Esas sayılı dava dosyasının getirtilip incelenmediği anlaşılmıştır.
5. Dosya kapsamına göre suça konu çekin İstanbul 4. İcra Dairesinin 2012/19871 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğu anlaşılmış; ancak söz konusu takip dosyası getirtilip incelenmemiştir.
6. Sanık … aşamalardaki savunmalarında özetle, hesap sahibi şirketin ortağı olduğunu, şirket yetkilisinin diğer sanık … olduğunu, Mehmet Can isimli kişinin hukuka aykırı olarak ele geçirdiği suça konu çeki kırdırmak amacıyla katılana verdiğini beyan etmiştir.
7. Temyiz dışı sanık … savunmalarında özetle, hesap sahibi şirketin yetkilisi olduğunu, ilk defa gördüğü suça konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
8. Katılan mahkemede, suça konu çeki Salih Arslan’dan aldığını, sanıkları tanımadığını, zararının giderilmediğini beyan etmesine rağmen Cumhuriyet savcısına, çeki Salih Arslan’dan aldığı esnada sanık …’ün de Salih’in yanında olduğunu, sanık …’ün çeki ciroladığını ve çek bedelini de ödediğini, herhangi bir alacağının kalmadığını beyan etmiş; ancak katılanın aşamalardaki beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmıştır.
9. Çekin arka yüzünde, sanık …’den sonra katılandan önce ciranta olarak isimleri yazılı Mehmet Can ve Salih Arslan’ın dinlenmedikleri anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki
düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık … ile katılan arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından; katılanın aşamalardaki beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, icra takibine ilişkin İstanbul 4. İcra Dairesinin 2012/19871 Esas sayılı takip dosyası ve ödeme yasağı kararına ilişkin İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/189 Esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenerek, söz konusu dosyaların asıllarının veya onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dava dosyasına konulması; suça konu çekin arka yüzünde ciranta olarak isimleri yazılı Mehmet Can ve Salih Arslan’ın açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık olarak çağrılmaları, duruşmada çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra sanık … ve katılanı tanıyıp tanımadıkları, suça konu çeki hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden alıp kime verdikleri, çekteki keşideci ve ciranta imzalarının kendilerine ait olmadığının sorulması, gerekirse söz konusu imzaların adı geçen tanıklara aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
2. İddianamede talep edilmediği hâlde, 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine göre ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uygulanarak savunma hakkı kısıtlanmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince temel ceza belirlenirken suçtan elde olunan haksız menfaat dikkate alınmadan hükmedilen gün adli para cezası üzerinden indirim yapıldıktan sonra doğrudan haksız menfaat miktarının iki katı adli para cezası belirlenmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiştir.
4. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtarat yapılmıştır.
5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hüküm bu nedenlerle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde A. bendinde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin kanun yolu başvurusu itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Sanık Hakkında Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde B. bendinde açıklanan nedenle İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2015 tarihli ve 2014/50 Esas, 2015/27 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık hakkında verilen hükmün İNFAZININ DURDURULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.