YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20165
KARAR NO : 2023/1063
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/252 E., 2015/103 K.
KATILANLAR : …, …, Ing Bank A.Ş
Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki …’un kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği, yukarıda belirleme yapılan durum dışında temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/252 Esas, 2015/103 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ,
2. Resmi belgede sahtecilik, suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ,
3. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında kurulan hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan …’un Sanık Hakkında
Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği; verilen ceza miktarlarının az olduğuna, üst hadden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Sanık Hakkında
Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği; sanığın samimi ikrarda bulunmasına ve talebine rağmen hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine, bu nedenle hükümlerin yasaya ve usule aykırı olduğuna ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
C. Sanık …’ın Hakkında
Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği; banka görevlisi tarafından tuzağa düşürüldüğüne, suça konu sürücü belgesinin banka görevlisi ve polislerce özel incelemeye gerek olmadan sahte olduğunun anlaşıldığına, bu nedenle suçların unsurlarının oluşmadığına, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozularak beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde sanığın katılan … adına internet üzerinden kredi başvurusunda bulunduktan sonra kredi işlemlerini tamamlamak ve parayı almak üzere ilgili İNG Bankası şubesine gittiği, banka görevlisi Elif K. tarafından kimlik ibrazı istendiğinde, katılan … kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan suça konu sahte sürücü belgesini ibraz ettiği, banka görevlisinin sürücü belgesinden şüphelenerek katılan …’u sistemde kayıtlı telefon numarasından aradığı, …’un kredi başvurusu olmadığını söylemesi üzerine banka görevlisinin polis çağırarak sanığı oyaladığı, sahte sürücü belgesi nedeniyle karakola götürülen sanığın gerçek kimlik bilgileri sorulduğunda kardeşi … kimlik bilgilerini verdiği ve resmi belgede sahtecilik suçundan yapılan soruşturma kapsamında düzenlenen 11.09.2014 tarihli tutanağı … adıyla imzaladığı anlaşılmıştır. İlgili tutanak, katılanlar …, … ve tanık Elif K. beyanları ile 30.09.2014 tarihli Uzmanlık Raporu ve ING Bankası A.Ş’nin 03.11.2014 yazıları dosya arasındadır.
2. ING Bankası A.Ş’nin 03.11.2014 tarihli yazıları ekinde sahte kimlik bilgilerine istinaden … adına onaylanmış 15.000,00 TL ihtiyaç kredisine ilişkin kredi sözleşmesine ait evrakın gönderildiği anlaşılmıştır.
3. Suça konu sürücü belgesinin mahkemece yapılan gözlem ve İstanbul Kriminal Polis Labarotuvarı tarafından düzenlenen 30.09.2014 tarihli Uzmanlık Raporu ile tamamen sahte oluşturulduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
4. Sanık hakkında, mahkemece sabit görülen, katılan adına kredi başvurusu yapması eylemi nedeniyle banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçundan, sahte sürücü belgesi düzenleyip kullanması eylemi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan ve yapılan soruşturma kapsamında …’ın kimlik bilgilerini kullanması eylemi nedeniyle başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan temyize konu mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu, tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle hakkında tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve yasal koşulları oluşmadığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükme Yönelik …’un Temyiz İsteği Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki …’un kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
B.Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle uzlaşma kapsamına alınmış olması nedeniyle,
uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre söz konusu ilam veya diğer adli sicil kayıtları esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğu, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezayı belirleyen mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görülmediği ve kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının bulunmadığının anlaşılması nedenleriyle hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık, ve müdafi ile katılan …’un yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
C.Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve müdafi ile katılan …’un diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden; sanığın eyleminin, kredi işlemleri sırasında Emniyet Müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte sürücü belgesinin kullanması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde düzenlenen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu ve kanunun birden fazla hükmünü ihlal eden sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde bu husus gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
2.Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden; hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu; 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen “Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz” şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.Kabule göre;
a)Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle uzlaşma kapsamına alınmış olması nedeniyle, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre söz konusu ilam veya diğer adli sicil kayıtları esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği,
b)5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A.Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükme Yönelik …’un Temyiz İsteği Yönünden,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki …’un kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, …’un temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/252 Esas, 2015/103 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii ile katılan … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafii ile katılan …’un temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C.Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde C bendinde açıklanan nedenle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/252 Esas, 2015/103 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii ile katılan …’un temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.