YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20388
KARAR NO : 2023/1950
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/246 E., 2015/132 K.
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre sanık hakkında Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2013 tarihli ve 2013/374 sayılı iddianamesi ile;
a) Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi,
Uyarınca Uşak Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli ve 2013/200 Esas, 2014/448 Karar sayılı kararı ile bankanın maddi varlığı olan çekin hile aracı olarak kullanılması nedeniyle sanığın fiilinin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna temas edeceği gerekçesiyle üst dereceli ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2014/246 Esas, 2015/132 Karar sayılı kararı ile ;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi son cümlesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin bir inci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede, vareste talebi bulunmayan sanığın karar duruşmasında cezaevinde bulunması ve yokluğunda hüküm kurulması nedeniyle her iki suç yönünden de savunma hakkının kısıtlanması, kabule göre de nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde haksız menfaatin eksik hesaplandığı, tekerrüre esas alınan suçun vasfının basit dolandırıcılık olması nedeniyle uzlaştırma işleminin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmesi gerekliliği nedenleriyle bozma yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi son celsede cezaevinde olması ve yokluğunda karar verilmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’ın 20 DT…. plaka sayılı TATA marka aracını satmak için sahibinden.com adlı sitede ilan verdiği, bu ilanı gören ve firari olan sanık …’un katılanı telefonla arayarak kendisini Halil İbrahim Türkoğlu ismiyle tanıttıktan sonra aracı almak istediği ve tarafların bir araya geldikleri, sanığın 5.000, 00 TL peşin para ve 29.000,00 TL tutanak suça konu sahte yasal unsurları haiz çeki Halil İbrahim Türkoğlu adı ile ciro ederek katılana verdiği, katılanın ise sanığın talebi üzerine temyiz dışı sanık …’a satış vekaletnamesi verdiği anlaşılmıştır.
2. Bu vekaletnameyi alan temyiz dışı sanık … ve sanığın arabayı piyasada sattıkları ve aracın sürekli devredilerek 4-5 el değiştirdiği belirlenmiştir.
3. Temyiz dışı sanık …, arkadaşı sanık …’ın galericilikle uğraştığını öğrenince ucuza araç sorduğunu, Serkan’ın kendisinden araç almak için satış vekaletnamesi istediğini bu araç ile birlikte iki aracı satış vekaletnamesi ile aldığını ancak araçları görünce pahalı olduğunu anlayarak almak istemediği için sanık …’ın yönlendirmesiyle hatırlamadığı kişilere sattığını, kendisinin menfaat temin etmediğini savunmuştur.
4. Sanık ise firari olduğu için adını Halil İbrahim Türkoğlu olarak bildirdiğini ve bu kişinin kimlik bilgilerini kullandığını, çeki Lepos… Şirketi yetkilisine araç satıp aldığını ve Halil İbrahim Türkoğlu adıyla ciro ederek katılana verdiğini belirtmiştir.
5. Tanık A.Z. ise suça konu çekteki ilk cironun kendisine ait olmadığını, bir firmada işçi olduğunu ve hayatında hiç çek kullanmadığı gibi alışveriş de yapmadığını beyan etmiştir.
6. Suça konu çek mahkeme tarafından gözlemlenerek özellikleri tutanağa geçirilmiştir.
7. UYAP üzerinde yapılan araştırmada İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2014 tarihli ve 2014/48 Esas, 2014/310 Karar sayılı kararında aynı sanığın benzer türden Lepos… Şirketi’ne ait çeki kullanarak başka bir katılandan da dört gün önce araç satın aldığı ve çeki ikinci sırada ciro edip sözü edilen dosyadaki katılana vererek temyiz dışı sanık … adına satış vekaletnamesi aldığı, sonrasında arabanın elden çıkarılarak piyasada satıldığı gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetlerine hükmedildiği ve bu kararların Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14/06/2021 tarihli ve 2017/35822 Esas, 2021/7060 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği tespit edilmiştir.
8. Mahkemece sanığın ikrar niteliğindeki savunması, katılan ile tanık beyanları, oluş ve tüm dosya kapsamına göre suça konu sahte çeki kullanarak katılandan araç alarak haksız menfaat temin etmesi nedenleriyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın UYAP kayıtlarına göre hüküm tarihinde Mahkemenin yargı çevresi dışında başka suçtan Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, sorgusunda duruşmadan vareste tutulma talebi de bulunmayan sanığın hükümlerin tefhim olunduğu oturuma getirtilmesi veya SEGBİS yolu ile katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü ve 196 ncı maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2. Kabule göre de;
a) Resmi belgede sahtecilik suçu açısından sanığın suça konu sahte çeki araba alımı karşılığında katılana verdiği iddia ve kabulüyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan Olay ve Olgular Bölümünün 7. paragrafında belirtilen, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin de olmadığı tespit edilen ve mahkumiyet ile sonuçlanarak kesinleşen dosyasının bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği de gözetilerek, sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında varsa başkaca sahtecilik eylemlerinin ve bağlantılı dava dosyalarının araştırılıp, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde Olay ve Olgular bölümünün 7. paragrafında belirtilen kesinleşmiş mahkumiyet ile sonuçlanan dosyası ile başkaca dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanığın farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç işleme kararını yenileyip yenilemediği, suç işleme kararını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK’ nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması,
b) Nitelikli dolandırıcılık suçu açısından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği hâlde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin son cümlesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırı olan 3 yıl hapis cezası belirlenmesine rağmen adlî para cezasının haksız menfaat miktarına göre alt sınır olan 2.900 gün yerine, 3.000 gün olarak belirlenmek suretiyle fazla adli para cezası tayini,
c) Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasında tekerrür hükümleri uygulanırken ayrıntıları YCGK’nin 18.06.2013 tarih ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği gözetilmeden ve adli sicil kaydında bulunan hangi ilamın tekerrür uygulamasına esas alındığı hükümde gösterilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde ise tekerrür hükümleri hiç tatbik edilmeksizin uygulama yapılması,
d) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmesi zorunluluğu,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2014/246 Esas, 2015/132 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın bozulan hükümden dolayı kazanılmış hakları saklı tutulmak suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.