Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20433 E. 2023/4368 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20433
KARAR NO : 2023/4368
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2015 tarihli ve 2014/373 Esas, 2015/297 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; cezayı kabul etmediğine bu nedenle kararın temyizen incelenmesini istediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, kendisini alacaklı şikâyetçi …’i borçlu olarak gösterdiği 28.06.2012 düzenleme, 25.03.2013, 25.04.2013, 25.05.2013, 25.06.2013 vade tarihli dört adet bonoyu sahte olarak düzenleyerek yaptığı alışveriş karşılığında … Kimya isimli firmaya verdiği, … Kimya tarafından bonoların icra takibine konulması sonrasında …’in yaptığı itiraz üzerine adına atılan imzaların …’e ait olmadığının anlaşıldığından bahisle sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Şikâyetçi … beyanında; sanıkları ve katılanı tanımadığını, senetlerdeki TC kimlik numarasının kendisine ait olduğunu, adresin ve imzaların ise kendisine ait olmadığını, TC kimlik numarasının ne şekilde temin edildiğini bilmediğini beyan etmiştir.
3. Katılan şirket yetkilisi … anlatımında; suç tarihinde satış elemanları olarak çalışan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanıklardan … aracılığıyla sanık …’a ham profil sattıklarını, satış elemanları bono getirdiğinde müşterinin bizzat kendilerinin yanında ciro edip etmediğini özellikle sorduklarını, ödenmeyen bonoları bir süre bekletip ondan sora yasal işlem başlattıklarını, şikâyetçi … aleyhine takip yapınca imzanın kendisine ait olmadığını söylediğinde olayın ortaya çıktığını, bonolardan ötürü bono bedelleri tutarında zararlarının olduğunu ve giderilmediğini beyan etmiştir.
4. Sanık sorgusunda; katılan şirkette çalışan birçok elemanın kendisine dışarıdan başka işler getirdiğini, yaptığı işten aldığı paranın yarısını işi kendisine getirene verdiğini, müşteri bilgilerini de bu kişilerin getirdiğini ve bu bilgilere göre bonoları doldurduğunu, imzalatması için işi getiren kişiye verdiğini, sanık … ile de bu şekilde çalıştığını, borçlu görünen şikâyetçi …’i tanımadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

5. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen … anlatımında; suç tarihinde katılan şirket … Kimya’da sigortalı satış elemanı olarak çalıştığını, diğer sanık …’ün de müşterileri olduğunu, … Kimya üretim işine geçmeden önce …’e bazı işler götürüp komisyon aldığının doğru olduğunu, bonolarda borçlu görünen …’i tanımadığını, teslim edilen bonolarda boş kısımlar mevcut ise bunları şirket yetkilisine götürüp teslim etmeden önce kendisinin doldurduğunu, ancak mutlaka müşteriye kendi yanında imzalatıp kaşesini bastırdığını, suça konu bonoları hatırlamadığını, ancak sahte bono düzenlemediğini beyan etmiştir.
6. Emniyet Kriminal Ekspertiz Raporunda; suça konu bono ön yüzündeki yazılar ile borçlu imzalarının adına atfen imza atılan şikâyetçi …’e ait olmadığı, “ödeme tarihi”, “… Lirası”, ödeyecek bölümündeki “ad soyad” ve “TC No” hanelerindeki yazıların ve “Adana Pen Hazır Kapı…” içerikli kaşe üzerindeki ikinci ciranta imzasının sanık …, ön yüzdeki diğer yazılar ile arka yüzdeki … isim yazısının hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen …’ın eli ürünü olduğu, borçlu görünen şikâyetçi … adına atılan imzaların ise sanıkların elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik bulgu tespit edilemediği belirtilmiştir.
7. Katılan şirket tarafından suça konu bonolara dayalı olarak Adana 5. İcra Müdürlüğünün 2013/10956 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
8. Katılan ve şikâyetçi beyanları, savunma, icra dosyası, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın yüklenen suçları işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Suça konu bonoların sanık tarafından alınan mal karşılığında katılan şirkete verilmesi ve katılan şirket tarafından icra takibine konulması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alınan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2. Dosya içerisinde mevcut Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/413 Esas ve 2015/197 Karar sayılı ilamının incelenmesinden; sanık hakkında farklı şahısları borçlu göstererek sahte olarak düzenlediği 24.03.2012 düzenleme tarihli bonoları işbu dava dosyasının da katılanı olan …ne vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği gerekçesiyle mahkûmiyet hükümleri kurulduğu ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden yapılan incelemede, hükümlerin temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu gözetildiğinde, sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde işlenmiş resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu dosyasının getirtilmesi, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/487 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirlediği ilkeler uyarınca mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2015 tarihli ve 2014/373 Esas, 2015/297 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.05.2023 tarihinde karar verildi.