Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20458 E. 2023/790 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20458
KARAR NO : 2023/790
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/303 E., 2015/32 K.
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2012/303 Esas, 2015/32 Karar sayılı Kararı ile sanıklar hakkında
1. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları (sanık … hakkında ayrıca 58 inci maddesi) uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis ve 32.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, (sanık … hakkında ayrıca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine),
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları (sanık … hakkında ayrıca 58 inci maddesi) uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, (sanık … hakkında ayrıca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine),
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanığa atılı suçların unsurları itibarıyla oluşmadığına ve bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğine, delillerin takdirinde hata edildiğine, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, re’sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
2. Sanık …’ın temyiz isteği; suça konu çeki yazısı güzel olduğu için doldurduğuna, sahte olduğunu bilmediğine, eyleme iştirak etmediğine ve hükümleri temyiz ettiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde, sahte olarak tanzim edilen suça konu çek karşılığında katılandan 2 adet Plotter makinesi satın aldıkları, çekin ön yüzündeki tanzimle ilgili tüm el yazılarının sanık … eli ürünü olduğunun anlaşılması ve çekin ön yüzünde atılı bulunan keşideci imzasının… eli ürünü olduğu hususunun kuvvetle muhtemel olduğunun belirtilmesi karşısında sanık …’ın diğer sanık …’yı kastederek “…Abi benim yazım güzel değil, ben makine satın aldım şunu doldururmusun dedi, ben de çeki doldurdum, kendisi imzaladı, imza ona ait yazı bana aittir…” şeklindeki beyanları da içeren, somut delillere uygun düşmeyen, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen savunmasına itibar edilemeyeceği, suça konu çekin lehtarı ve birinci ciro sahibi olan sanık …’nın “…ben sanıklardan …’ı tanımam. …’un Lena reklam isimli işyerinde 1,5 yıl kadar çalıştım, daha sonra kendisinin yanından ayrılıp kendi işyerimi açmaya karar verdim. sanık …’un yanında 1,5 yıl boyunca 800 TL maaşla çalıştım. Ancak …’tan 1,5 yıl çalışmamın karşılığını alamadım. Kendisinden alacağımı istediğimde çek vermeyi kabul etti ve 19.500 TL tutarındaki suça konu çeki imzalanmış ve üzeri doldurulmuş şekilde bana verdi. Ben bu çekle müşteki …’dan makine satın aldım…” şeklindeki dosya içeriğine ve somut delillere uygun düşmeyen savunmasına, sanık …’nin esasen kendisinin …’dan alacağının olduğu yönündeki savunması karşısında itibar edilemeyeceği, sanık …’nin “…sanık …’nın yanımda çalıştığı dönemde kendisinden 6.000-7.000 TL civarında alacağım vardı, bundan dolayı …’den aldığı makinelerin bir tanesini arkadaşım …’e satışı hususunda aracılık ettim. Kaldı ki bu makinenin satışına şikayetçi…’in de rızası vardı, üstelik makinenin montajını bizzat… gerçekleştirdi. Tek bir makine ile ilgili fatura kestim ve …’den de bu makinenin 6.000 TL olan parasının …’dan olan alacağıma karşılık 2.500 TL’sini ben aldım. Kalan miktarını da …’nın ihtiyacı varmış, o aldı…” şeklindeki savunmasının da atılı suçun hukuki sonuçlarından kurtulmaya yönelik olduğu, savunulduğu gibi sanık …’dan 6.000 TL civarında alacağı varken satış bedelinin 2.500 TL’sini alıp kalan kısmını …’ya vermesinin makul ve mantıklı olmadığı, suça konu çek ile katılandan satın alınan Plotter makinesinin satın alındıktan sadece 22 gün sonra hem de alış fiyatından daha düşük bir bedelle satılmasının dolandırıcılık kastının varlığını gösterdiği, bu şekilde sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri kanaatine varıldığından cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
2. Sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri belirlenmiştir.
3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, yazı ve imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu, muhatap bankanın cevabi yazısı, suça konu çek örneği, fatura örnekleri, tanıklar H.P., A.D., C.K.nin beyanları, sanıkların güncel adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup suça konu çek aslının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sübuta ilişkin temyiz isteği yönünden; Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular bölümünün (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükümlerinin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanığın adli sicil kaydında yer alan Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1057 Esas, 2006/127 Karar sayılı, 14.12.2009 kesinleşme tarihli mahkûmiyet hükmünün tekerrür uygulamasına esas alınması gerekirken, suç tarihinden sonra 30.04.2018 tarihinde kesinleşen Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/78 Esas, 2010/100 Karar (2016/183 Esas, 2018/142 Karar) sayılı kararının tekerrüre esas alınması ve söz konusu hükümde tekerrür uygulanmadığından sanık hakkında ikinci kez mükerrirliğe ilişkin hükümlerin uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bu husus Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. Bununla birlikte, tekerrüre esas alınması gereken mahkûmiyetin mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 512 nci maddesinde düzenlenen “eşyayı cürmiyeyi satın almak ve saklamak” (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 165 inci maddesinde düzenlenen “suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi”) suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinde yapılan değişiklikle bu suçun uzlaşma kapsamına alınması karşısında, söz konusu ilam sebebiyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak tekerrür hükümleri uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 05.03.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenlerle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2012/303 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki tekerrür uygulamasına ilişkin bölümden “(Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/78 esas 2010/100 karar sayılı kararı)” ibaresinin çıkarılarak yerine “(Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1057 Esas, 2006/127 Karar sayılı kararı)” ibaresinin eklenmesi ve “ikinci kez” ibaresi ile “5275 sayılı Kanunun 108/3 maddesi uyarınca” ibarelerinin tamamen çıkarılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2012/303 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, değişik gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.