Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20570 E. 2023/5312 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20570
KARAR NO : 2023/5312
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/142 E., 2015/326 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2015 tarihli ve 2014/142 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın, kamu davasına katılan sıfatı ile taraf olan, hükmü temyize hak ve yetkisi bulunan ve kendisini tek bir vekille de temsil ettirmeyen katılan … adına tebliğe çıkarıldığı ancak söz konusu tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Şöyle ki 7201 sayılı Kanun’un “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci ve fıkralarına göre;
“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”

Mezkûr hüküm gereği yapılan inceleme neticesinde adı geçen katılanın dava dosyasında bilinen en son adresinin; “Şirinevler Mah. … 3. Sokak No: 18 İç Kapı No: 12 Bahçelievler/İstanbul” olduğu, katılana gerekçeli kararın tebliği için düzenlenen tebligat mazbatasında bu adrese yer verildiği hâlde doğrudan Merkezî Nüfus İdaresi Sisteminde (MERNİS) kayıtlı olan adrese tebligat usûlünün uygulandığı ve tebliğ işleminin MERNİS adresine yapıldığına dair şerh düşüldüğü belirlenmiştir.

7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği, adı geçen katılanın öncelikle bilinen en son adresleri esas alınarak gerekçeli kararın tebliği yoluna gidilmesi, 7201 sayılı Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21 … maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca bu adreslere tebligat çıkarılıp söz konusu tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde 21 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca MERNİS adresi esas alınarak tebliğ yoluna gidilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun’un 21 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir.

Mevcut açıklamalar ışığında, inceleme konusu gerekçeli kararın adı geçen katılana usûlüne uygun şekilde tebliği ile tebliğ ve tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemi hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Oy birliğiyle, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.