YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20701
KARAR NO : 2023/2422
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Basit dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Niğde 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2015/224 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis, 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulamasına ve hak yoksunluklarına, özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, Kayseri Kriminal Laboratuvarı tarafından düzenlenen uzmanlık raporunda, suça konu belgedeki suçtan zarar gören … adına atılı bulunan imzanın, kendi eli ürünü olduğu net olarak belirtilmemesine rağmen mahkemece hükme esas alındığı, ayrıca bu imzanın katılanın eli ürünü olup olmadığına dair rapor alınmadığı, katılanın 10.000,00 TL verdiğini beyan etmesine rağmen bu konuda hiç bir delil sunmadığı ve mahkemece araştırma yapılmadığı, menfaat temin ettiğine ilişkin katılanın soyut beyanı dışında bir delil bulunmadığı, bu nedenlerle kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın suçtan zarar gören …’den kiraladığı iş yerini katılan …’a kiraya vererek, katılanın kiracı, mülk sahibi olan suçtan zarar gören …’in kiralayan olarak gözüktüğü kira sözleşmesini …’in imzasını da taklit etmek suretiyle hazırlayarak katılana verdiği ve karşılığında katılandan 10.000,00 TL para aldığı iddiasıyla sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.02.2015 tarihli uzmanlık raporunda, kira sözleşmesindeki yazı, rakam ve … adına atılı bulunan imzanın suçtan zarar gören …’in, yazı ve rakamların katılan …’ın eli ürünü olmadığı, … adına atılı bulunan imzanın sanığın eli ürünü olmasının mümkün ve muhtemel olduğu belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında; söz konusu iş yerini suçtan zarar gören …’den kiraladığını, katılan … ile kira sözleşmesini suçtan zarar gören …’nın istemi üzerine yaptığını, esas kira sözleşmesine bakarak yeni bir kira sözleşmesi hazırladığını ve katılana verdiğini, ancak sözleşmenin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
4. Katılan … beyanında; sanığın kahvehane olarak çalıştırdığı iş yerini içerisindeki malzemelerle birlikte sanıktan devraldığını, sanığın dükkan sahibi ile kira sözleşmesini kendisinin yapacağını söyleyerek getirmiş olduğu kira sözleşmesinin altını kiracı olarak imzalamasını istediğini, kendisinin de kiracı bölümüne ad ve soyadını yazarak imzaladığını ve sanığa verdiğini, sanığın sözleşmeyi dükkan sahibi olan suçtan zarar görene imzalatacağını söyleyerek aldığını, karşılığında katılana 10.000,00 TL para verdiğini, katılanın 2.000,00 TL zararını karşıladığını, 8.000,00 TL zararının ise karşılanmadığını beyan etmiştir.
5. Suçtan zarar gören … beyanında; mülkiyeti kendisine ait olan iş yerini sanığa bir yıllığına kiraya verdiğini, sanık ile katılan arasındaki ilişkiyi bilmediğini, kira sözleşmesi sona erdikten sonra sanığı aradığında sanığın iş yerini devrettiğini söylediğini, bunu kabul etmeyerek dükkana gittiğinde dükkanda bulunan katılanın kira sözleşmesini göstererek, 10.000,00 TL para verdiğini söylediğini, ancak kendisinin böyle bir para almadığını ve kira sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
6. Mahkeme, alınan uzmanlık raporuna göre, sözleşme altındaki … adına atılmış imzanın … ve … elinden çıkmadığı, ancak sahte atılan imzanın sanığın elinden çıkma ihtimalinin muhtemel olduğunun bildirildiği, bu şekilde, sanığın katılanın kiracı, suçtan zarar görenin kiralayan olarak gözüktüğü kira sözleşmesini hazırlayarak suçtan zarar görenin imzasını da taklit edip, belgeyi katılana verdiği ve karşılığında katılandan 10.000,00 TL alarak haksız menfaat temin ettiği gerekçesiyle sanık hakkında her iki suçtan mahkumiyet hükmü kurmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
a) Sanık savunması, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz sebepleri yerinde olmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
c) Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği halde tekerrüre esas alınan ilamın hükümde belirtilmemesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
1. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (1-c) numaralı bendinde açıklanan nedenle Niğde 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2015/224 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin tekerrür hükümlerinin uygulandığı paragrafında “olarak sabıka kaydında bu yönde” ibaresinin çıkartılarak yerine, “Niğde 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.10.2012 kesinleşme tarihli ve 2008/309 Esas, 2008/434 Karar sayılı” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Niğde 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2015/224 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.