YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21482
KARAR NO : 2023/202
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/69 E., 2015/190 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2015 tarihli ve 2015/69 Esas, 2015/190 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (son) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.560,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; çekin çalıntı olduğunu bilmeden verdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan …’den kiraladığı dükkan karşılığında daha önceden katılan …’den boş olarak çalınan 9086547 seri nolu çeki 15.02.2011 keşide tarihli ve 5.280,00 TL bedelli olarak doldurulmuş şekilde verdiği, çek bankaya ibraz edildiğinde çalıntı olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmalarında özetle; suça konu çeki, soyadını bilmediği Hilmi isimli kişiden cirosuz ve herhangi belge olmaksızın aldığını belirtmiştir.
3. Katılan …, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.
4. Suça konu çeke ilişkin olarak;
Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 05.06.2012 tarihli;
“Çekteki tanzim yazılarının sanık el ürünü olduğu, ancak keşideci imzası ile, çek arkasındaki ciranta yazı ve imzalarının sanık el ürünü olduğunu gösterir yeterli kaligrafik bulguların tespit edilemediği”
Görüşlerini içerir kriminal raporu dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Bilişim Sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın suça konu çeki hangi ticari ilişkiye istinaden kimden aldığına dair herhangi bir delil sunamaması ve suça konu çeke ilişkin düzenlenen kriminal raporu karşısında sanığın mahkûmiyetine yönelik hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezası belirlenirken, tespit olunacak temel gün, suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 inci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısı 200 gün olarak belirlenip bu miktar üzerinden uygulama yapıldıktan sonra sonuç cezanın haksız elde olunan yararın iki katına çıkartılması suretiyle, sanık hakkında fazla adli para cezası tayin edilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Suça konu çek üzerinde keşide yerinin bulunmaması nedeniyle özel belge niteliğinde olduğu, bu haliyle sanığın üzerine atılı eylemin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, bu suç için, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağı belirtilmiştir.
3. Her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi 15.02.2011 olarak yazılmış ise de, katılan …’in soruşturma aşamasında alınan beyanında, suça konu çeki 2010 yılı yaz aylarında aldığını belirtmesi karşısında, suç tarihinin en aleyhe kabulle 31.08.2010 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A. Bilişim Sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2015 tarihli ve 2015/69 Esas, 2015/190 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “200 GÜN”, “166 GÜN”, “(20X166 )”, “3.320,00 TL” ibarelerinin çıkartılarak yerine, sırasıyla “529 GÜN”, “440 GÜN”, “(20X440)”, “8.800 TL” ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasındaki “sanık hakkında tayin edilecek adli para cezasının TCK 158/1,f- son cümle gereğince tayin edilecek adli para cezasının miktarı, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağından sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının suçtan elde edilen menfaat tutarı (5.280×2 )TL olan 10.560 TL’den az olamayacağından sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının 10.560 TL’YE ÇIKARTILMASINA,” cümlesinin tamamen çıkartılması ve hüküm fıkrasının A-9 uncu paragrafındaki “10.560,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “8.800,00 TL” ibaresinin yazalması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2015 tarihli ve 2015/69 Esas, 2015/190 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.