YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21511
KARAR NO : 2023/2792
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
Sanık … müdafinin, 22.10.2015 tarihinde tefhim olunan hükme yönelik, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 03.11.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu belirlenmiştir.
Sanık … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/52 Esas, 2015/260 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 6.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına;
2. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’ün temyiz istemi, şikayetçilerin zararlarının olmadığı, katılan aleyhine yapılan icra takibinden vazgeçildiği, katılan ile ortaklığının devam ettiği hususlarının mahkemece dikkate alınmadığı ve kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık … ile katılan …’nun … Turizm A.Ş. ve … Mermer Sanayi A.Ş. isimli şirketlerde ortak oldukları ve birlikte iş yaptıkları, sanık …’in, şikayetçi …’un alacaklı, katılan …’nun borçlu olduğu ve aralarında yaptıkları iş yapım sözleşmesine istinaden düzenlenen ancak işin yapılmaması nedeniyle şikayetçi … tarafından iade edilen suça konu üç adet 10.000 TL bedelli senetleri ve yine katılan tarafından … Ticaret isimli şirketten alınan mobilyalar karşılığında 10.000 TL bedelli olarak düzenlenen ancak sonrasında taraflar arasında başka bir senet düzenlenmesi nedeniyle katılanın imzasının atılı olduğu şekilde sanık …’te kalan suça konu 30.04.2009 düzenleme ve 30.04.2010 ödeme tarihli borçlu 10.000 TL bedelli senedin sanık … tarafından bedel kısmına “yüz” ve “1” yazı ve rakamlarını ekleyerek bedelini 110.000,00 TL yaparak temyiz dışı sanık … ile birlikte yapacakları iş için aldığı paranın teminatı olarak …’a verdiği, sanık … tarafından da katılan aleyhine icra takibi yapıldığı iddiasıyla sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Adli Tıp Kurumunun 03.04.2012 tarihli raporunda; 110.000,00 TL bedelli bono üzerindeki “yüz” ve “1” ibarelerinin kendisinden sonra gelen rakam ve yazılardan farklılık gösterdiği ve bu ibarelerin benzer nitelikte bir kalemle senede sonradan eklendiği, Adana Kriminal Laboratuvarı’nın 03.11.2014 tarihli uzmanlık raporunda, senede sonradan eklendiği belirtilen “yüz” ve “1” yazı ve rakamlarının sonradan yazıldığının dikkat çekici nitelikte olduğu bu nedenle yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı,04.11.2013 tarihli uzmanlık raporunda ise; senedin ön yüzündeki yazı ve rakamların şikayetçi …’un eli ürünü olduğu, arka yüzündeki … İnşaat cirosu üstündeki imzanın …’un eli ürünü olmadığı … cirosu üstündeki imzanın sanık …’in eli ürünü olduğu, bunun dışında senedin ön ve arka yüzünde bulunan diğer yazı ve imzaların sanık …’in eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
3. Sanık … savunmasında, 10.000 TL bedelli üç adet senedin, şikayetçi … tarafından yapmış olduğu danışmanlık karşılığında kendisine verildiğini, 110.000 TL bedelli senedi ise katılan … ile ortak iş yapmadan önce verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında …’ndan aldığını senetteki yazı ve rakamların kendisine ait olduğunu, senetten herhangi bir tahrifat olmadığını, aldığı bu senetleri sanık … ile yapacakları ortak iş karşılığında, …’dan aldığı paranın teminatı olarak sanık …’a verdiğini beyan etmiştir.
4. Sanık … savunmasında; 2009 yılında sanık … ile ortak iş yapmak üzere anlaştıklarını bu nedenle kendisine 300.000,00 TL civarında para verdiğini, ancak işte bir ilerleme görmeyince verdiği paraları güvence altına almak için teminat istediğini, sanık …’in de suça konu bonoları teminat olarak kendisine verdiğini, verdiği parayı tahsil edemeyince bonoları icra takibine koyduğunu, katılan …’in bu işle bir ilgisinin olmadığını anlayınca da icra takiplerinden vazgeçtiklerini, senetleri parayı verdiği gün almadığını, daha sonra işin tamamlanmayacağını anladığında aldığını beyan etmiştir.
5. Şikayetçi … beyanında; katılan … ile yapacakları iş karşılığında katılan …’den bonolar aldığını, ancak işi tamamlayamaması nedeniyle bonoları katılana iade ettiğini suça konu üç adet 10.000 TL bedelli bonoların da iade edilen bonolar arasında olduğunu, bonoların arka yüzündeki kaşenin şirketine ait olmadığını ve imzaların da kendisi tarafından atılmadığını beyan etmiştir.
6. Katılan …, sanık …’in suça konu bonoları haksız olarak ele geçirerek sanık …’a verdiğini, …’ın da kendisine icra takibi yaptığını, ancak sonra yaptığı takipten vazgeçtiğini, sanık …’ın da olayda mağdur olduğunu, sanık …’den şikayetçi olduğunu, sanık …’dan şikayetçi olmadığını beyan etmiştir.
7. Mahkeme, sanık …’ün haksız olarak ele geçirdiği bonoları cirolayıp almış olduğu bedele karşılık sanık …’a vermek suretiyle, sanık … ve şikayetçi …’u dolandırmaya teşebbüs ve 10.000,00 TL bedelli bonolardaki …’a ait ciroyu sahte olarak yaparak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kanaatine vararak sanık … hakkında her iki suçtan mahkumiyet, sanık …’ın diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek şikayetçileri dolandırmaya çalıştığı ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği konusunda kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararı vermiştir.
III. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık müdafiinin, 22.10.2015 tarihinde tefhim edilen hükme yönelik, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 03.11.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşıldığından sanık müdafinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2013 tarihli ve 2013/2524 Esas sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) (142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (h)) bendinde düzenlenen bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan da dava açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu suçtan Mahkemece hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen suça konu senetlerin dosyada delil olarak saklanması yerine imhasına karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
a) Tüm dosya kapsamına göre, sanık … ile …’ın fikir ve eylem birliği içinde katılan …’na yönelik dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair delil bulunmadığı, sanık … hakkında atılı suçlardan beraat kararı verildiği ve temyiz edilmediği, suça konu bonoların sanık … tarafından katılan …
aleyhine icra takibine konulmadığı, icra takibinin … tarafından yapıldığı, dolayısıyla sanık …’ün kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 157 … maddesinde düzenlenen uzlaşmaya tabi dolandırıcılık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
IV. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/52 Esas, 2015/260 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
1. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-1) numaralı bentte açıklanan nedenle, Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/52 Esas, 2015/260 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği suça konu belgenin akıbetine ilişkin hüküm fıkrasından “imhasına” ibaresinin çıkartılarak, yerine “dosyada delil olarak saklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-2) numaralı bentte açıklanan nedenle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/52 Esas, 2015/260 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar veril