YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21918
KARAR NO : 2023/4047
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık …’ün yokluğunda verilip 01.07.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükme karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 25.11.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, Mahkemenin 07.12.2015 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, 10.12.2015 tarihinde tebliğ olunan ek kararın sanık tarafından 18.02.2016 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2014/267 Esas, 2015/208 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2’şer yıl 6’şar ay hapis ve 41.660,00’ar TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … yönünden ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1’er yıl 8’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … yönünden ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık …’ın çekin içeriği itibarıyla sahte olduğunu bildiği hususunda dosya kapsamı itibarıyla yeterli delil bulunmadığı gibi alışverişinin herhangi bir aşamasında diğer sanıkların yanında olmadığı hususunun katılanların beyanlarında da anlaşılması karşısında, sanık …’ın müsnet suçlardan beraatine karar verilmesi yerine delil takdirinde hataya düşülüp yazılı şekilde mahkûmiyetine dair hükümler kurulması nedeniyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’in temyiz isteği, suça konu çeki … …’dan aldığına, sahte olduğunu bilmediğine, bu nedenle atılı suçların oluşmadığına, karar tarihinde cezaevinde olduğu halde duruşmalarda hazır edilmeden yokluğunda karar verildiğine ilişkindir.
Sanık …’ın temyiz isteği, suça konu bonoyu kefil olarak imzaladığına, katılanlar ile hiç bir alışverişinin olmadığına, katılanların da beyanlarında kendisinden hiç bahsetmediklerine, kastının olmaması ve suçun işlenişinde fiilen bulunmaması nedeniyle beraatına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık …’ün temyiz isteği; suça konu çekte cirosunun olmadığına, yeğeni olan sanık …’e yardımcı olmak istediğine, temyiz zamanında kararın eline geçmediğine, dosyasının yeniden incelenmesine ve mağduriyetinin giderilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıkların, şikayetçi …’ye ait olmadığı tespit edilen ve içeriği itibarıyla sahte olduğunu bildikleri suça konu çeki, katılan …’a vermek suretiyle 25.000,00 TL değerinde büyükbaş hayvan satın aldıkları, katılan …’ın da borcuna istinaden verdiği çeki katılan …’ün bankaya ibraz etmesi üzerine sahte olduğunun ortaya çıktığı, böylece sanıkların sahte çeki hayvan alışverişinde kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.
2. Adli Tıp Kurumu’nun 14.07.2014 tarihli raporunda, çekin sahte olduğunu gösterir bir bulguya rastlanmadığı, … adına atılı imzanın ve yazıların …’nün eli ürünü olmadığı, keşideci imzasının katılanların ve sanıkların eli ürünü olup olmadığının saptanamadığı, çekin arka yüzündeki ciro imzalarının adları geçen sanıklar … ve …’in eli ürünü olduğu belirtilmiş.
3. Sanık … savunmasında; kahvede oturduğu bir sırada, önceden tanıdığı sanık … ile dayısı olduğunu söylediği ismini sonradan öğrendiği sanık …’ün yanına geldiklerini ve sanık …’in dayısı … ile birlikte mal alacaklarını söyleyerek kendisinden kefil olmasını istediğini, sanık … ile daha önceden birlikte ortak iş yaptıkları ve araba alırken onun da kendisine kefil olması nedeniyle kefil olmayı kabul ettiğini ve çeki ciroladığını, …’in malı alırken kendisinin de çeki cirolayarak alacaklı kişiye vereceğini söylediğini, bundan sonraki alışveriş olayını bilmediğini, suçsuz olduğunu beyan etmiştir.
4. Sanık … savunmasında; suça konu çeki kendisine borcu olan sanık …’ın getirdiğini, bankaya sorup sahte olmadığını öğrenince çeki …’a ciro ettirdiğini, daha sonra o çekle gidip katılan …’tan hayvan satın aldığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
5. Sanık … savunmasında; yeğeni olan sanık …’in 25.000,00 TL değerinde bir çeki olduğunu bozdurması konusunda yardımcı olmasını istediğini, kendisinin de katılan … vasıtasıyla katılan …’a ulaştığını, çeki vererek hayvan aldıklarını, ertesi gün … ve …’ın hayvanları sattıklarını beyan etmiştir.
6. Katılanlardan … beyanında; sanık …’ın kendisini arayarak yeğeni … … ve arkadaşı …’ın getirdiği çek ile hayvan alacaklarını söylediğini, kendisinin de …’a sorduğunu, …’ın kabul etmesi üzerine, sanıklar … ve … … ile birlikte katılan …’ın yanına gittiklerini, …’ın çeki vererek hayvanları aldığını, …’a önceki alışverişlerinden kaynaklı borcu olduğu için …’ın çeki kendisine verdiğini, çeki alarak tahsil için bankaya gittiğinde sahte olduğunun söylendiğini, … beyanında; …’ün kendisini arayarak önceden tanıdığı … ve arkadaşlarının çek ile hayvan almak istediklerini söylediğini, kendisinin de çeki bankaya sordurarak kabul ettiğini, … ile …’ün geldiklerini ve çeki vererek hayvanları aldıklarını, borcundan dolayı çeki …’e verdiğini, ödeme günü geldiğinde …’ün arayarak çekin sahte olduğunu söylediğini beyan etmiştir.
7. Kuveyt … Katılım Bankası A.Ş.nin 10.07.2012 tarihli yazısında, suça konu 83027 numaralı gerçek çekin koçanda olduğu ve henüz ibraz edilmediği belirtilmiştir.
8. Mahkemece, sanıkların savunmaları, katılanların beyanları, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri anlaşılan sanıkların, şikayetçi …’ye ait olmadığı tespit edilen, içeriği itibarıyla sahte olduğunu bildikleri çeki katılan …’a vermek suretiyle 25.000,00 TL değerinde büyükbaş hayvan satın aldıkları, katılan …’un da borcuna istinaden verdiği çeki katılan …’ün bankaya ibraz etmesi üzerine sahte olduğunun ortaya çıktığı, böylece sanıkların resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin kabulü ile temyize konu mahkûmiyet hükümleri verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanıklar … … ve …’ün savunmaları, katılanların beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, suça konu çekte sanık …’ın da cirosunun olduğu ve katılanlardan hayvan alımı ve alınan hayvanların satılması sırasında da eylemde yer aldığı, bu nedenle savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmekle, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip, sanık …’ın diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde atılı suçları işlediği yönünde mahkûmiyet hükümleri kuran mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş, Tebliğnâmedeki bu yöndeki düşünceye iştirak olunmamıştır.
B. Sanık …’ün Temyiz Talebi Yönünden
Mahkemenin 07.12.2015 tarihli, temyiz talebinin reddine dair ek kararı, başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunan sanığa 10.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “İlgili taraf … olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” hükmüne uygun şekilde cezaevindeki sanığa kararın okunarak anlatılmadığının anlaşılması karşısında, sanığın öğrenme üzerine 18.02.2016 tarihli ek kararın temyizi isteminin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
Sanığın, sorgusunda bildirdiği ve aynı zamanda MERNİS adresi olan “… Mahallesi, … Sokak No:248 Acıpayam/Denizle adresine usulüne uygun olarak 01.07.2015 tarihinde tebliğ edilen hükme, 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 25.11.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu,1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği asıl kararın re’sen temyize de tabi olmadığı, aynı Kanun’un 315 … maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna … yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
C. Sanık …’ın Temyiz Talebi Yönünden
Sanığın tekerrüre esas alınan … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/892 Esas ve 2011/1229 Karar sayılı ilamına konu tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra, söz konusu ilam veya diğer adli sicil kayıtlarının esas alınarak 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1. Kararın gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, sanığın, diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek atılı suçları işlediği anlaşılmakla, sanığın, suça konu çeke, sahte olduğunu bilmeden kefil olarak imza attığı ve hayvan alım satımı eylemlerine iştirak etmediği yönündeki temyiz nedenleri yerinde görülmeyerek, temyize konu kararlarda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylem uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
D. Sanık … …’in Temyiz Talebi Yönünden
a)Sanığın sorgusunun yapıldığı 06.02.2015 tarihinde başka suçtan Kale K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olup duruşmalardan bağışık tutulmak istemediğini beyan ettiği, hükmün verildiği 04.06.2015 tarihinde de Denizli Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığın, kısa kararın okunduğu oturuma getirtilmeyerek ya da usulünce SEGBİS ile duruşmada hazır edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü ve 196 ncı maddelerine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B,C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2015 tarihli ve 2014/267 Esas, 2015/208 Karar sayılı ek kararı ile 04.06.2015 tarihli ve 2014/267 Esas, 2015/208 Karar sayılı kararlarında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek karar ve hükümlerin, sanık … yönünden Tebliğname’ye uygun, sanık … yönünden aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle, Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2014/267 Esas, 2015/208 Karar sayılı kararı sayılı kararlarına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.