YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21933
KARAR NO : 2023/5429
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/112 Esas, 2015/238 Karar kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 58 … maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 35.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 … maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesi ve 53 üncü uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların temyiz isteği; mahkûmiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların, suç tarihinde katılan … …’a ait araç kiralama hizmeti veren … Otomotiv isimli iş yerine gelerek araç kiralamak istedikleri, sanık …’in kendisini …, sanık …’in ise … … olarak tanıttığı, sanık …’in … plaka sayılı aracı iki günlüğüne kiralamak üzere pazarlık yaptığı ve kira bedelini peşin olarak ödediği ancak … belgesinin yanında olmadığını belirterek kiralama işlemlerinin sanık … ile yapılmasını istediği, bu kapsamda sanık …’in, … adına düzenlenmiş ancak üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve aslı ele geçirilemeyen sahte … belgesini ibraz ederek araç kiralama sözleşmesini imzaladığı, sanıkların aracı kira süresi bitiminde getirmemeleri üzerine katılan … …’ın şikayetçi olduğu ve 19.02.2015 tarihinde 20 B.. 95 plaka sayılı aracın bir depoda parçalanmış vaziyette bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Sanıklar birbirlerini suçlar nitelikte savunmada bulunmuşlardır.
3. Katılan Sedar …, sanıkları kesin ve net şekilde teşhis etmiştir.
4. Mahkemece sanıkların kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuş, suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasi Parti, Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanıkların savunmaları, katılanın beyanı, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların mahkûmiyetlerine karar veren Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 … maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Sanık …’i tekerrüre esas alınan Boğazlayan Sulh Ceza Mahkemesinin 26.04.2012 tarihli ve 2010/114 Esas ve 2012/126 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, aslı ele geçirilemeyen belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yönünden inceleme yapılması imkanı bulunmadığından, suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçu bakımından; somut olayda … ve … … adına düzenlenen ancak üzerinde sanıklara ait fotoğraf bulunan sahte … belgelerinin asıllarının ele geçirilemediği anlaşılmakla, aslı ele geçmeyen belgelerin aldatıcılık niteliği tespit edilemeyeceğinden, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
2. Özel belgede sahtecilik suçu bakımından;
a. Suça konu araç kiralama sözleşmesi aslının Adli Emanette bulunmadığı, dosya kapsamında ise yalnızca fotokopisinin bulunduğu anlaşılmakla suça konu kira sözleşmesi aslının araştırılması, bulunduğu takdirde duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliği hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, belge aslının elde edilememesi ve belgenin onaysız fotokopiden ibaret olduğunun anlaşılması durumunda ise hukuki sonuç doğurmayacağı ve sahtecilik suçunun oluşmayacağı dikkate alınmadan hüküm kurulması,
b. UYAP üzerinden yapılan incelemede sanıklar hakkında Olay ve Olgular başlığı altında birinci sırada anlatılan benzer eylemleri nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan açılmış davalar bulunduğunun anlaşılması karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı … Ceza Kanunu ile 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen veya kullanılan belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43 ncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak; ilgili dosyaların getirtilerek incelenmesi, bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örneklerinin dosya içerisine konulması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, bu şekilde eksiklik tamamlandıktan sonra eylemlerinin ayrı ayrı suçları ya da zincirleme şekilde işlenmiş özel belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarih, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanıklar Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasi Parti, Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/112 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/112 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.