Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/21938 E. 2022/19215 K. 16.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21938
KARAR NO : 2022/19215
KARAR TARİHİ : 16.11.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

1-Katılan … ve müşteki …’e yönelik “Bilişim sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık” suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA,
2- “Resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanığın Aralık 2010 tarihinde tamamen sahte olarak oluşturulmuş suça konu 25.750 TL bedelli çeki katılan …’e; 20.01.2011 tarihinde ise tamamen sahte olarak oluşturulmuş 27.410 TL bedelli çeki müşteki …’e vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme şekilde sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması;
Yasaya aykırı, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Üye … ve Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğu ile diğer yönlerden ise oy birliğiyle 16.11.2022 tarihinde karar verildi.

Üye (K.O.)

Üye (K.O.)

KARŞI OY

Somut olayda;
1 nolu olay; Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No : 2011/9212 ve 21/05/2013 tarihli iddianamesiyle,
2010 yılı Aralık ayında şikayetçi … ile aralarındaki ticari alış veriş nedeniyle, Adli Emanetin 2013/951 sırasında kayıtlı Kuveyt … Bankası … Şubesi’ne ait 18/01/2011 keşide tarihli, 25.750 TL bedelli, … seri numaralı sahte çeki ciro ederek şikayetçiye verdiği, 18/01/2011 günü suça konu bu çekin şikayetçi …’in oğlu tanık … tarafından Kuveyt … Bankası … Şubesi’ne ibrazında, çekin sahte olduğunun tespit edildiği, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı’nın 03/05/2013 tarihli, … sayılı Ekspertiz Raporu’na göre, çekin arkasındaki “…Gıda Pazarlama …” ibareli kaşe üzerinde bulunan ciranta imzasının sanık …’in eli ürünü olduğu, böylece şüphelinin üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla aynı yer 1. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı,

2 nolu olay; … Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No: 2012/2331 ve 22/08/2013 tarihli iddianamesiyle … Demir Alüminyum İnş. San. ve Tic Ltd. Şti’nin … Şubesininde çek hesabı olduğu; Şirkete ait … seri nolu çekin 08. 01.2011 keşide tarihli ve 25.000 TL bedelli doldurarak kullanıldığı ve çek bedelinin ödenmesi üzerine çek aslı 11.01.2011 tarihinde bankaya iade edildiği, Müşteki şirket temsilcisinin ödenen bu seri nolu çekin, 20.01.2011 keşide tarihli ve 27.410,00TL olarak tanzim edilip, Köşk Denizbanka, tahsilinin için ibraz edildiğini öğrenmesi üzerine şikayet olduğu,
Çeki Bankaya ibraz eden … ifadesinde; Köşk’te incir , kestane ticareti yaptığını, …Gıda Pazarlama Şirketi sahibi şüpheli …’in alacağı mal karşılığı suça konu çeki verdiğini, çeki bankaya ibraz ettiğinde sahte olduğu için geri verildiğini beyan ettiği,
Suça konu çek üzerindeki yazı ve imzaların kime ait olduğu konusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, … Jandarma kriminal laboratuvarı amirliğince düzenlenen 02.08.2013 tarihli raporda ; çekin ön yüzündeki yazılar ile arka yüzünde bulunan cirolardaki imzaların … ve …’e ait olmadığının bildirildiği,
Şüpheli …’in suça konu çeki …’e kendisinin verdiğini kabul ettiği, bunun yanında çekin arkasında bulunan …Gıda Pazarlama kaşesi altında … ismi yazıldığı halde, bu şirket sahibinin …olduğunun tespit edildiği, çekin üzerindeki yazı ve imzaların … eli mahsulü olmasa bile şüphelinin çeki …’e verdiğini kabul etmesi nedeniyle, şüphelinin çekin sahte olduğunu bildiği ve bu çeki mal almak için …’e vererek kullandığının sabit olduğu,
Böylelikle, şüpheli …’in …’a yönelik resmi evrakta sahtecilik, diğer müşteki …’e karşı ise dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediğinden bahisle şüpheli hakkında … 3. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı,
Yargılama sırasında … 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının, aynı 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava ile birleştirilmesine karar verildiği, yargılama sonunda;
Sanık …’in katılan …’den satın aldığı kestane ve incir karşılığında adli emanetin 2013/951 sırasına kayıtlı Kuveyt … Bankası … Şubesine ait 18.01.2011 tarihli 25.750,00 TL bedelli, … seri numaralı sahte çeki ciro ederek şikayetçiye sahte olduğunu bildiği halde almış olduğu mal karşılığında kendisine haksız kazanç sağlamak amacıyla vermek suretiyle katılan …’e yönelik Resmi Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçlarını işlediği, sanık ve müştekiden alınan imza örnekleri, dosyaya celp olunan belge asıllarının kriminal laboratuvarca incelendiği, yapılan inceleme sonucu çekteki cironun sanık …’in eli ürünü olduğu, diğer imza ve yazı örneklerinin katılana ve müştekiye ait olmadığının tespit edildiği, sanık her ne kadar savunmasında suça konu çeki … isimli bir şahıstan aldığını, ancak bu kişinin kimlik bilgilerini ve açık adresini bilmediğini savunmuş ise de sanığın bu yöndeki savunmasının kendisine atılı suçtan kurtarmaya yönelik savunmalar olduğu, … isimli kişinin gerçekten var olup olmadığı, sanıkla ticari ilişkide bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilemediği, sanığın bu yöndeki savunmasını inandırıcı bir delil ile kanıtlayamadığı, dolayısıyla bu savunmalara itibar edilemeyeceği, sanığın katılan …’e yönelik Resmi Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçlarını işlediğinin sabit olduğu,
Yine sanık …’in, bu dosyası ile birleştirilen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/45 Esas sayılı dosyasına ilişkin müşteki … ‘e ait iş yerine giderek müştekiden incir ve kestane almak istediğini söylediği, karşılığında çek vereceğini belirttiği, bunun üzerine müştekinin sanıktan çeki alarak çekin sağlam olup olmadığını öğrenmek için Denizbanka ibraz ettiği, bankaca çekin sağlam olmadığı, sahte olduğunun kendisine söylenmesi üzerine dolandırılmak istediğini fark eden müştekinin çeki sanığa iade etmek için sanığı aradığı ancak sanığın telefonunu kapaması üzerine kendisine ulaşamadığı, suça konu çekin katılan … ait … Aliminyum İnş. San.ve Tic.Ltd Şti Halkbank … Şubesinden verilen çek hesabına ilişkin olduğu, çekin aslının katılan tarafından kullanıldığı, suça konu çekin ise tamamen sahte üretilmiş çek olduğu, suça konu çeki üzerinde yapılan inceleme sonucu çekteki imza ve yazı örneklerinin müştekilere ve sanık … e ait olmadığının tespit edildiği, bu şekilde sanığın sahte olduğunu bildiği çekle müşteki …’den haksız kazanç sağlamaya çalıştığı, ancak müştekinin çekin sahte olduğunu öğrenmesiyle eylemini tamamlayamadığı, bu şekilde sanığın müşteki … ne yönelik dolandırıcılığa teşebbüs, katılan … yönelik resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği, sanığın müşteki … ‘ya yönelik dolandırıcılığa teşebbüs, katılan …’ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle ,
Sanığın müşteki … yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan dolayı TCK 158/1-f, 35, 53, katılan …’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı TCK 204/1. maddesi ile yine sanığın katılan …’e yönelik dolandırıcılık eyleminden dolayı TCK 158/1-f, 53, resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı TCK 204/1, maddesi ile ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilemesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda;
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının onanmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen kararın ise; sanığın Aralık 2010 tarihinde tamamen sahte olarak oluşturulmuş suça konu 25.750 tl bedelli çeki katılan …’e; 20.01.2011 tarihinde ise tamamen sahte olarak oluşturulmuş 27.410 tl bedelli çeki müşteki …’e vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme şekilde sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının onanmasına ilişkin görüşüne katılıyoruz. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız ise, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı TCK 204/1. maddesi ile ayrı ayrı cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkemenin kararı isabetli olup onanması gerektiğini düşündüğümüzden dolayı bozma yönünde görüşe iştirak etmiyoruz.
Öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuat ve içtihatlar incelendiğinde ;
5237 Sayılı TCK’nun 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için,
a- ) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- ) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- ) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, “suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi”ne dair şartın gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.
Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145 ile 08.07.2003 gün ve 189-207 Sayılı kararlarında yer verildiği üzere, aynı suç işleme kararı altında suç işlenmesi her biri ayrı ayrı suç teşkil eden fiilleri birbirine bağlayan ve olaya zincirleme suç özelliğini veren subjektif bir bağdır. Sanığın çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suç işlediği ya da suç işleme kararının yenilendiği durumlarda aynı suç işleme kararından söz edilemeyeceğinden, zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır.
Zincirleme suçtan söz edebilmek için failin, başlangıçta genel bir niyet ve suç işleme kararı ile aynı suçu aynı mağdura karşı birden fazla kez işlemesi gerekmektedir. Buna göre “suç işleme konusunda tek kararı” olmayıp, ikinci eylemde suç işleme kararı yenilenmiş ise her bir fiil bağımsız suç olarak kabul edilecek ve zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Sanığın iç dünyasına dair olan bu gereklilik sübjektif bir şart olup, mahkemelerce denetime imkan sağlayacak şekilde tespit edilerek karara yansıtılması gerekecektir.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade eder. Önce suç işleme kararı verilir ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer alır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermez. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilir.
Zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusunda tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.” suç kastının yenilendiği kabul edilmelidir.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir.
Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. (YCGK-K.2015/47).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; 1. olayda sanık 2010 yılı aralık ayında mağdur … ile aralarındaki ticari alış veriş nedeniyle, Adli Emanetin 2013/951 sırasında kayıtlı Kuveyt … Bankası … Şubesi’ne ait 18/01/2011 keşide tarihli, 25.750 TL bedelli, … seri numaralı sahte çeki ciro ederek şikayetçiye verdiği, 2. olayda bu kez …Gıda Pazarlama Şirketi sahibi olan sanığın mağdur …’in alacağı mal karşılığı suça konu 08. 01.2011 keşide tarihli ve 25.000 TL bedelli sahte çeki vermek suretiyle atlı suçları işlediği,
Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145 ile 08.07.2003 gün ve 189-207 Sayılı kararlarında yer verildiği üzere, Sanığın çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suç işlediği ya da suç işleme kararının yenilendiği durumlarda aynı suç işleme kararından söz edilemeyeceğinden, zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır.
Sanık farklı zamanlarda ve değişik miktarda sahte çeki farklı ticari ilişkilerde iki ayrı mağdura karşı kullanmak suretiyle haksız menfaat temin ettiği sübut bulmuştur. İşlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. suç kastının yenilendiği kabul edilmelidir. Her iki olayda suçta kullanılan çeklerde de yapılan sahtecilikte farklı yöntem kullanılmış, 1.olayda çek tamamen sahte olarak düzenlenmiş, 2. olayda ciroda sahtecilik yapılmıştır. Sanığın her seherinde farklı sahte çekleri farklı mağdurlara karşı kullanması suç kastının yenilendiğinin ispatıdır. Aksinin kabulü halinde sanığın hukuki kesinti oluncaya kadar işlediği tüm sahtecilik suçları incirin parçası olarak kabul edilecek, tüm bu eylemleri nedeniyle işlediği diğer suçlardan ayrıca cezalandırılamayacak. Bu husus kanunun ruhuna ve koruduğu amaca aykırıdır.
Hal böyleyken sanığın suç işleme konusunda tek kararı olmayıp, ikinci eylemde suç işleme kararı yenilendiğinden her bir fiil bağımsız suç olarak kabul edilecek ve zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Somut olayda olduğu gibi, suç teşkil eden eylem failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Suç kastının yenilendiği kabul edilmelidir. Sanıktan ticari ilişki karşılığı sahte çekleri alan müştekiler dolandırıcılık suçunda olduğu gibi sahtecilik suçunun da mağduru ve aynı zaman suçtan zarar görenidir.
Bu bakımdan ; yerel mahkemece sanık hakkında iki ayrı sahtecilik suçundan hüküm kurulması isabetli olup, tebliğnamedeki düşünce doğrultusunda mahkumiyet hükümlerinin onanması gerekirken, sayın çoğunluğun olayda zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiğinden bahisle bozma yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.

… …
11. Ceza Dairesi Üyesi 11. Ceza Dairesi Üyesi