YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22023
KARAR NO : 2023/5187
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/439 E., 2015/195 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin,18.06.2015 tarihli ve 2014/439 Esas, 2015/195 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 nci, 53 üncü ve 58 … maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 58 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği; mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğine, … Telekom’un kamu kurumu niteliğinde olmadığına, şikayetçilerin zararının bulunmadığına olmadığı verilen kararın bozulmasına ilişkindir.
2. Sanık müdafinin temyiz isteği; mahkemece verilen kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikayetçi …’ün … Telekom ve TTNET satış bayiliği yaptığı, kendisi ile aynı işi yapan bayilerden birinin birileri tarafından sahte kimlik dolandırıldığını duyunca araştırma yaptığını ,bayilerden birinde gördüğü … belgesi fotokopisinden kendisininde bu şahıslara laptop satarak işlem yaptığını fark ettiğini kendisi adına satışları çalışanı olan tanık Ç. G. T’nın yapmış olduğu beyan ederek şikayetçi olmuştur.
2. Yapılan satışlardan birinin şikayetçi … adına yapıldığı, …’ ın 0 232 (…) (..) (..) nolu hattı üzerinden sahte olarak düzenlenmiş … belgesi kullanılarak imzalanan sözleşme ile bir adet Asus marka DCN0CV2184…04 seri numaralı laptop cihazın şikayetçi …’e ait iş yerinden sanık … tarafından alındığı belirlenmiştir.
3. Sanık savunmasında, suçlamayı ikrar ederek, açık adres ve kimlik bilgilerini veremediği … isimli bir kişinin yönlendirmesi ile bu işlemleri gerçekleştiğini beyan etmiştir.
4. Mahkemece, sanığın şikayetçi …’e ait … Telekom ve TTNET satış bayisine giderek resmi belge niteliğindeki sahte … belgesini ibraz etmek suretiyle bu belgedeki kimlik bilgileri doğrultusunda düzenlenmiş sahte başvuru formu, kampanya katılım taahhütnamesi ve TTNET ADSL abonelik sözleşmesi formunu … adına imzalayarak resmi belgede sahtecilik suçunu, yine Emniyet Genel Müdürlüğünün maddi varlığından sayılan sahte … belgesiyle başvurarak TTNET aboneliği oluşturmak ve kampanya koşullarında Asus marka laptop bilgisayar almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçuna işlediği sabit görülerek atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin nitelikli dolandırıcılık suçunun sübutuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Belgelerde sahtecilik suçlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılmasının gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği ve fotokopi üzerinde mahkemece söz konusu belgenin objektif olarak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespitinin mümkün olmadığı nazara alındığında; somut olayda … adına düzenlenmiş suça konu … belgesi aslının ele geçirilemediği ve bu nedenle aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilemeyecek olması karşısında, yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmayacağı ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sözleşmeler (bağlantılı nakil başvuru formu, kampanya katılım taahhütnamesi ve telefon abonelik sözleşmeleri) bakımından;
a. Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 … maddeleri ile değişik, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve beşinci fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri karşısında; sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu ve sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b. Sanığın eylemine uyan “5809 sayılı Kanun’a aykırılık” suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 … maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen “Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 nci madde ile “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinin gerekli görülmesi,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenleİzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2015 tarihli ve 2014/439 Esas, 2015/195 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin,18.06.2015 tarihli ve 2014/439 Esas, 2015/195 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.