YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22224
KARAR NO : 2023/1667
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/100 E., 2015/64 K.
SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Temyizin kapsamına göre Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2014 tarihli ve 2014/247 sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında on ikişer defa, sanık … hakkında bir defa olmak üzere sanıklar hakkında ayrı ayrı ;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 53 üncü maddesi,
b) Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi,
Uyarınca Denizli Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli ve 2014/100 Esas, 2015/64 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında,
i. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 27.625,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına,
ii. Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ek savunma da verilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına,
b) Sanık … hakkında,
i. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca erteli 7 ay 15 gün hapis ve 20,83 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına,
ii. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 51 inci maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve özel belgede sahtecilik suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükümlerinin bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan kurum vekilinin temyizi, sanıkların teşdiden cezalandırılmaları gerekirken bu durumun göz ardı edilmesine ve yasal olmayan sebeplerle cezalarında indirim yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in Efe Meşrubat Memba…. A.Ş. de muhasebecilik yaptığı, sanık …’ın ise aynı iş yerinde katılan kuruma kayıtlı işçi olduğu anlaşılmıştır.
2. Katılan kurumun adı geçen iş yerinde yaptığı denetime ilişkin 29.08.2013 tarihli rapor içeriğine göre, denetim tarihinde iş yeri faal olmadığı halde muhasebeci sanık …’in sanık … ve temyiz dışı diğer on bir sanığın işçi olarak fiilen çalışmadıkları halde, çalışıyorlarmış gibi tanzim ettiği işe giriş bildirgelerini e-bildirge yoluyla internet üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna (…) bildirildiği iddia olunmuştur.
3. Sanık … muhasebe işlerini yürüttüğü Efe Meşrubat Memba…. A.Ş.nin sonradan iflas ettiğini, işe giriş bildiriminde bulunduğu sanıklardan … ile temyiz dışı sanıkların adı geçen iş yerinde çalıştıklarını gördüğünü, bu kişilerden bir kısmının işten çıkışını katılan kuruma bildirmeyi unuttuğunu savunmuştur.
4. Sanık … ise iş yerinde iki ay kadar çalışıp çıktığını, temizlik işleri yaptığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece sanıklardan …’in mali müşavir olması nedeniyle düzenlediği işe giriş bildirgelerinin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu değerlendirilerek bu suçtan ve on iki işçinin haklarında işe giriş bildirgesi düzenleyerek katılan kurumun zarara uğramasına sebep olduğundan zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan, diğer sanık … hakkında ise suça konu bildirgenin sahte olması nedeniyle özel belgede sahtecilik ve sigortalılık tesisi nedeniyle katılan kurumun zararının olmaması gözetilerek nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden suça konu iş yerinin gerçek bir iş yeri olması, sanıkların kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması, kurumun kendisine bildirilen iş yerlerini ve işe giriş bildirgelerini denetleme yetkisinin her zaman bulunması, işçi olan sanık …’in sigorta primlerini katılan kuruma yatırmış olması halinde, 5510 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesince primlerin irat kaydedileceği, aynı Kanun’un 96 ncı maddesince de yapılan sağlık harcamalarının da geri alınacağının düzenlenmiş olması, primlerin yatırılmamış olması halinde de katılan kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması nedenleriyle katılan kurumun zararından da bahsedilemeyeceği bu sebeplerle sanıklara atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyla oluşmadığı,
2. Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden sanık …’in muhasebe işlerini yaptığı iş yerinde sanık … ve temyiz dışı diğer on bir sanığın işçi olarak fiilen çalışmadıkları halde, çalışıyorlarmış gibi tanzim ettiği işe giriş bildirgelerini e-bildirge yoluyla internet üzerinden katılan kuruma gönderdiği ve bu şekilde sanıkların ayrı ayrı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece mali müşavir sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, işçi sanık … hakkında ise özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, somut olayda sanıklar açısından fiiller değerlendirildiğinde resmi belgede sahtecilik suçu açısından yapılan değerlendirmede, resmi belgenin kamu görevlisi tarafından görevi gereği, kanunun belirlediği şekil şartlarına uygun olarak düzenlediği belgeler olduğu, “işe giriş bildirgesini” düzenleyen, muhasebecinin eyleminin 3568 sayılı … Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2 nci maddesinin (A) fıkrasında belirtilen “muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu” kapsamındaki işlerden olmaması, aynı Kanun’un 47 nci maddesinde sözü edilen meslek mensuplarının görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan da sayılmaması, “işe giriş bildirgesinin” resmi belge sayıldığına dair yasal bir düzenlemenin de bulunmaması hususları dikkate alındığında bu tür veri girişlerinin ceza hukuku anlamında resmi belge olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki, 5510 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen resmi belgenin oluşması için failin sisteme veri yüklemesi yeterli olmayıp ayrıca işe giriş bildirgesinin elektronik olarak sunulduğu … tarafından sistem üzerinden tali bir kısım işlemlerin yapılması gerektiği, bu bağlamda, suça konu e-bildirgelerin, resmi belge olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmaması ve gerçeğe aykırı e-bildirgeleri verme eyleminde sisteme girilen verilerin resmi belgede sahtecilik suçunun maddi konusuna ve sanıklar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin suçun tipiklik ilkesine uymadığından resmi belgede sahtecilik suçuna da vücut vermeyeceği; sisteme giriş yapan ilgilinin gerçek kimliği ile işlem yapmakla birlikte, verinin içeriğinin doğru olmaması nedeniyle özel belgede fikri sahtecilik suçunu oluşturacağı düşünülebilirse de Türk Ceza Kanun’unda özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması ve elektronik ortamda verilen işe giriş bildirgesinin sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturan belge niteliğini haiz olmaması nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunun da unsurlarının oluşmayacağı; sisteme veri yerleştirme suçu açısından yapılan değerlendirmede ise; hukuka aykırı olarak girilen sisteme, veri sağlayıcısı tarafından izin verilmeyen şekilde veri girişi yapmak ya da veri taşıma araçları ile yükleme yapmak gerektiği; somut olayda muhasebeci sanık …’in mükellef tarafından verilen rıza ve izne istinaden mükellefe ait şifre kullanarak sisteme veri yüklediği ve şifreyi hukuka aykırı bir şekilde elinde bulunduran kişi konumunda olmadığı, iş yerinin muhasebecisi olan sanığın iş yeri ile aralarındaki sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle sisteme hukuka uygun şekilde girerek, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri yerleştirmesi sonucu kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir veri iletmekten ibaret eyleminin sisteme veri yerleştirme suçunu da oluşturmayacağı; sanıkların eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesinde de; resmi belgeyi düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulmasında kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluluğu gerekli ise kişinin beyanına itibar edilemeyeceği, kişinin bu beyanını içeren belgenin de ispat aracı olarak kullanılamayacağından, aynı zamanda elektronik ortamdaki veri girişinin muhatabı bilgisayar sistemi olup, 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesindeki tanıma uyan bir kamu görevlisi bulunmadığı gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas ve 2014/153 Karar sayılı kararına göre, bu beyan sonucunda düzenlenen, öz ve biçimsel unsurları tam olan bir resmi belge de bulunmadığından, sanığın eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu da oluşturmayacağından, muhasebeci olan sanık …’in katılan kurum ile şirket yetkilisi arasındaki sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle sisteme hukuka uygun şekilde girerek, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri yerleştirmesi sonucu kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir veriyi iletmekten ibaret eyleminin ve buna iştirak eden işçi olarak adına bildirim yapılan sanık …’ın eylemlerinin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gözetilerek sanıkların beraati yerine mahkumiyetlerine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin 16/04/2015 tarihli ve 2014/100 Esas, 2015/64 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.