Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/22308 E. 2023/1260 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22308
KARAR NO : 2023/1260
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/74 E., 2015/159 K.
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2014/74 Esas, 2015/159 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür uygulamasına ve hak yoksunluklarına, dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, aynı fıkranın (son) bendi, aynı Kanun’un 52 , 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis, 11.524 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür uygulamasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, dosyanın tam anlamıyla incelenmediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, kardeşi olan katılan …’nın nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırarak, T.C. Ziraat Bankası Şanlıurfa Şubesine müracaat ederek katılan adına bireysel kredi sözleşmesi imzalayıp 4.900 TL kredi çektiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından dava açılmış, Mahkemece resmi belgede sahtecilik suçuna konu eylemin özel belge niteliğinde olan banka kredi sözleşmesi olduğu kabul edilerek özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
2. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 16.01.2014 tarihli uzmanlık raporunda; kredi sözleşmesindeki … adına atılı bulunan imzalar ile müşteri bilgilendirme belgesi üzerindeki ve bireysel kredi sözleşmesindeki bazı bölümlerin sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında; ağabeyi olan katılanın bankadan kredi çekmek istediği, ancak hasta ve yatalak olması nedeniyle gidemediği için kendisinden kredi çekmesini istediğini, bu nedenle nüfus cüzdanını vererek kendi fotoğrafını yapıştırmasını istediğini, kendisinin de kimlik üzerine fotoğrafını yapıştırarak bankadan ağabeyi adına kredi sözleşmesi imzaladığını ve parayı alarak ağabeyine elden verdiğini, kredi borcunu kendisinin ödediğini ve buna ilişkin dekontlarının bulunduğunu ve suçsuz olduğunu beyan etmiştir.
4. Katılan beyanında; 03.04.2013 tarihinde Ziraat Bankasına maaşını çekmek için gittiğinde maaşının eksik olduğunu gördüğünü, bankaya sorduğunda ise adına kredi çekildiğini öğrendiğini, kendisinin kredi kullanmadığını ve kardeşi olan sanıktan adına kredi çekmesini istemediğini, kardeşinin daha önce de kimliğini kullanması nedeniyle kendisinden şikayetçi olduğunu, kredi borcunu her ay kendisinin ödediğini, zararının karşılanmadığını, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmiştir.
5. Ziraat Bankasından gelen 22.10.2014 tarihli yazıda, söz konusu kredinin 24 taksit olduğu ve o tarihe kadar 19 taksitinin ödendiği, henüz ödenmemiş 5 taksitin bulunduğu, krediye ilişkin ödemelerin muhtelif zamanlarda borçlu …’nın hesabına taksit tutarı kadar para yatırılması şeklinde olduğu, ancak yatıran kişi tarafından isim belirtilmediğinden kimin yatırdığının tespit edilemediği belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesinin uygulanmasına karar verilmişse de; sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas kabul edilen ilamın elektrik hırsızlığı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre hükmolunan hapis cezasına ilişkin olması ve 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 163 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yeniden düzenlenmesi ve anılan Kanun’un geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında; elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyeti bulunan kişinin anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının hükme bağlanmış olması karşısında, adli sicil kaydındaki ilamla ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesi bakımından değerlendirme yapılması ve tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunun ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın sahte nüfus cüzdanı düzenleyip kredi başvurusunda bulunduğu dikkate alınarak, eyleminin Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde öngörülen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve birden fazla nitelikli halin ihlali söz konusu olması nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1. Sanık hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde, Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen fazla adli para cezasına hükmedilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün miktarının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi gereğince 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde tespit edilmesi gerektiği ve bu açıklama ışığında; somut olayda bankadan çekilen kredi miktarının 5.000,00 TL den ibaret olması nedeniyle haksız menfaat miktarı üzerinden, adli para cezasının 500 gün olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeksizin 576 gün üzerinden hesaplanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi isabetli bulunmamıştır.

IV. KARAR
1. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2014/74 Esas, 2015/159 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2014/74 Esas, 2015/159 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan para cezasına ilişkin (B-1) ve (B-4) paragraflarında bulunan “5.762,00”, “11.524”, “576” ve 11.524,00 ile (B-5) paragrafında bulunan “11.524,00” ve 576,2” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5.000”, “10.000”, “500”, “10.000” ve “500” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.