Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/2358 E. 2023/2160 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2358
KARAR NO : 2023/2160
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/25 E., 2015/216 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 Tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/216 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 212 nci maddesinin birinci fıkrası ve 268 inci maddesi yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesinin kanuna aykırı olduğuna, sanık hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri uygulanması konusunun değerlendirilmediğine ve resen nazara alınacak sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, eniştesi olan şikâyetçinin nüfus cüzdanını kendi arabasında bulduğu ve yakalaması olduğundan nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığı, yapılan bir ihbar üzerine polis tarafından yakalandığında bu kimliği verdiği, görevlilerin şikâyetçinin nüfus kayıt örneğine göre sorular sorduğunda sanığın doğru cevaplar vermemesi üzerine gerçek kimliğini itiraf ettiği, bu suretle resmi belgede sahtecilik, ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, suçlamayı kabul etmiştir.
3. Ekspertiz raporlarına göre; nüfus cüzdanında fotoğraf değişikliği yapıldığı, bu tahrifatın ilk bakışta ve kolaylıkla dikkati çekmeyecek nitelikte olması nedeniyle aldatma kabiliyetinin olduğu ve üzerindeki fotoğrafın mümkün derecesinde sanığa ait olduğu tespit edilmiştir.
4. Adana Dr. …Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi raporuna göre, psikotik bozukluk tanısı konulan sanığın, isnat edilen suçları hastalığına bağlı belirtiler nedeniyle işlemediği, olayın bilinçli bir şekilde gerçekleştiği, mevcut atipik psikoz nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneğinin kısmen azalmış olabileceği, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünden yararlanabileceği kanaati bildirilmiştir.
5. Mahkemece, suça konu nüfus cüzdanı üzerinde yapılan gözlem ile aldatma kabiliyetinin olduğu belirlenmiş, sanığın sabıka durumu ve kişiliği gözönünde bulundurulduğunda 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek temyize konu mâhkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanması sırasında tekerrüre esas alınan ilamın ve ayrıntılarının açıkça gösterilmemesi hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
3. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise; “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır.
4. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
5. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; daha önce işlediği iddia olunan suçlar nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan sanığın kimlik soran polis memurlarına kendisini şikâyetçi … olarak tanıtıp sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, şikâyetçi ile ilgili sorulan sorulara çelişkili cevapları üzerine kimliği konusunda tereddüte düşüldüğü ve gerçek kimliğini itiraf ettiği, sanığın yalan beyanı ile … adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun’un 58 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin (A) kısmının beşinci paragrafının tamamen çıkartılarak “Sanığın Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.03.2007 tarihli ve 2003/280 Esas, 2007/88 Karar sayılı ilamı ile hükmedilen 6 yıl 9 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin 6 ve 7 nci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Elbistan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5271 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.03.2023 tarihinde karar verildi.