Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/24567 E. 2023/1666 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24567
KARAR NO : 2023/1666
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/295 E., 2019/148 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412

sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2012 tarihli ve 2012/346 sayılı ve 14.07.2011 tarihli ve 2011/1018 sayılı iddianameleri ile sanıklar hakkında ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca İskenderun Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Kamu davalarının birleştirilmesi üzerine İskenderun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 tarihli ve 2011/228 Esas, 2013/575 Karar sayılı kararı ile tüm sanıkların dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarının uygulanmasına hükmedilmiş ve adı geçen Mahkeme kararının sanıklar Mehmet, Bekir ile Mustafa müdafileri ve sanık … tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.06.2017 tarihli ve 2017/10002 Esas, 2017/13399 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir.
3. İskenderun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/394 Esas, 2018/184 Karar sayılı kararı ile dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilerek yapılan uzlaştırma işlemi neticesinde taraflar arasında uzlaştırmanın sağlanamadığı tespitiyle eylemin üçten fazla sanığın iştirakıyla işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında düzenlenen nitelikli dolandırıcılığa temas edebileceğine işaret edilerek görevsizlik kararı verildiği, İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2018 tarihli ve 2018/197 Esas, 2018/210 Karar sayılı kararı ile 158 nci maddesinin 3 üncü fıkrasındaki durumun nitelikli dolandırıcılığa temas etmediği, yalnızca basit dolandırıcılık suçu için artırım maddesi olarak düzenlendiği belirtilerek karşı görevsizlik kararı verildiği, görev uyuşmazlığını çözmekle yetkili merci Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3.

Ceza Dairesinin ise 01.10.2018 tarihli ve 2018/3010 Esas, 2018/2023 Karar sayılı kararı ile İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kesin olarak görevli olduğuna karar verdiği anlaşılmıştır.
4. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli ve 2018/295 Esas, 2019/148 Karar sayılı kararı ile sanıkların eylemlerinin suç tarihine göre dolandırıcılık suçuna temas ettiği belirtilerek;
a) Sanıklar Recep, Bekir ve Mehmet hakkında 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, ancak bozma öncesi kurulan hükümde adli para cezasına hükmedilmediğinden sanıkların kazanılmış hakkı gözetilerek neticeten 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
b) Sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 4.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
5. Tebliğnamede sanıklar hakkındaki hükümlerin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyizi sanığın atılı suçu işlemediğine, suçlamaların gerçek dışı olduğuna, bu sebepler ve re’sen tespit olunacak nedenlerle beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık …’un temyizi mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
3. Sanık …’ın temyizi pişmanlık duyduğuna ve verilen cezadan dolayı mağduriyet yaşadığına, kararın bozulmasını istediğine ilişkindir.
4. Sanık …’ın temyizi uzlaştırma hükümlerinin uyuglanmadan doğrudan hapis cezası verildiğine, hatalı gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmadığına, suç işlediğine dair somut delil de bulunmadığı halde beraati yerine mahkumiyetine karar verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın İstanbul ilinde müteahhitlik yaptığı, katılanın yeğeni olan Eyüp ile sanıklardan …’ın asker arkadaşı oldukları, sanıklardan …’ın katılanın yeğeni Eyüp’ü telefonla arayarak ellerinde demir bulunduğunu, bunu ucuz satmak istediklerini belirtmesi

üzerine katılanın yakın akrabalarıyla birlikte 25.04.2011 tarihinde İskenderun ilçesine geldikleri, katılan ve yakınlarını sanıklar … ve …’un karşıladıkları ve otele yerleştirdikleri anlaşılmıştır.
2. Katılanla sanıkların İskenderun’da Okyanus Kafe isimli iş yerinde bir araya geldikleri, burada sanıklardan …’ın kendisini Tolga Koçer ismiyle ve İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nın satın alma müdürü olarak tanıtmak suretiyle pazarlık yaptıkları, 100.000,00 TL peşin ve 175.000,00 TL tutarlı da çek vermek suretiyle 275.000,00 TL’ye, tonu 850,00 TL’den demir satın alma hususunda anlaştıkları, katılanın aynı gün 25.000,00 ve 75.000,00 TL olarak iki parça halinde 100.000,00 TL peşinatı sanıklardan …’ın hesabına havale ettiği belirlenmiştir.
3. Sanıklardan … ve …’un ertesi gün katılanla buluşarak 30.000,00 TL daha nakit para vermesini istedikleri, katılanın da 30.000,00 TL daha sanık …’in hesabına havale ettiği anlaşılmıştır.
4. Sanıkların belirttikleri tarihte demir göndermedikleri gibi telefonlarını da kapattıkları, bu suretle iştirak halinde ucuza demir satacakları vaadiyle katılandan 130.000,00 TL menfaat sağladıkları anlaşılmıştır.
5. Sanıklar katılanla bir araya geldiklerini kabul etmekle birlikte demir alışverişi yapmadıkları ve atılı suçu işlemedikleri yönünde savunmada bulunmuşlardır.
6. Sanıklara pazarlık yaptıkları kafenin kamera kayıtları, araç plakası, iletişim tutanakları ile ulaşılıp katılan ve yanında bulunan tanıklar M.S.A. ve H.A. tarafından sanıkların net bir şekilde teşhis edildiği belirlenmiştir.
7. Mahkemece sanıkların iştirak halinde basit dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine hükmedilmiştir.

IV.GEREKÇE
1. Sanıkların temyiz sebepleri yönünden, banka ve pazarlık yapılan kafenin kamera kayıtları, iletişim tutanakları ve teşhis tutanakları dikkate alındığında suçu işlemedikleri yönündeki savunmalarına mahkemesinde itibar edilmemesinin yerinde olduğu, uzlaşma hükümlerinin uygulandığı ve uzlaşmanın sağlanamadığı, sanıklardan Mustafa’nın 20.000,00 TL ödemede bulunmasına rağmen katılanın zararının tamamını gidermemesi nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2.Diğer temyiz sebepleri yönünden, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli

kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık … müdafiinin ve sanıklar …, … ile …’un yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hüküm fıkralarının ilk paragraflarında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının irdelenmesi yerine sehven 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi uyarınca değerlendirme yapılması hususları dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçenin 3. nolu paragrafında açıklanan nedenlerle İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli ve 2018/295 Esas, 2019/148 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve sanıklar …, … ile …’un temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği her bir sanık hakkındaki hüküm fıkralarının ilk paragrafları tamamen çıkarılarak (1), (2), (3) ve (4) numaralı bölümlerin ilk paragraflarına sırasıyla ”Sanık … hakkında”, ”Sanık … hakkında”, ”Sanık … hakkında”, ”Sanık … hakkında” ibareleri yazıldıktan sonra devamında her bir paragrafa ayrı ayrı ”İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca basit dolandırıcılık suçundan açılan kamu davası üzerine 6763 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinde yapılan değişiklik sonrasında sanığın eyleminin aynı Kanun’un 158 inci maddesinin 3 üncü maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçuna temas edip etmediği yönünden ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu merciince belirttilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin nitelikli hal değil artırım maddesi olarak düzenlendiği ve suç tarihinde yürürlükte de bulunmadığı, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi gereği sanık lehine değerlendirmeyle uygulanma imkanının olmadığı gözetilerek sanığın üzerine atılı ”basit dolandırıcılık ” suçunu işlediği sabit olduğundan, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, olay nedeniyle mağdurun uğradığı zarar miktarı ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak 4 yıl hapis ve 500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin yazılması suretiyle, hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.