Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/24814 E. 2023/800 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24814
KARAR NO : 2023/800
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/61 E., 2019/183 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2012 tarihli ve 2011/593 Esas, 2012/9 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2012 tarihli ve 2011/593 Esas, 2012/9 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 01.03.2016 tarihli ve 2015/5704 Esas, 2016/2184 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan ve bu kriterler esas alınmadan hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının alt sınırdan tayini, sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 1136 sayılı Kanun’un 168 inci ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2017/61 Esas, 2019/183 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyizi, Yargıtay bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulduğuna, haksız menfaat miktarı ile sanıklar hakkında alt sınırdan verilen cezaların orantılı olmadığına, sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve katılan lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık …’ın temyizi, olayla alakası olmadığına, diğer sanık …’ın ifadeleri ile tarafına ceza verildiğine, eksik inceleme ile hakkında kurulan hükmün bozulması talebine ilişkindir.

3. Sanık …’ın temyizi, diğer sanık …’in isteği ile banka kartını verdiğine, hesabına yatırılan paranın nereden geldiğini bilmediğine, suç ile ilgisinin bulunmadığına ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması ile beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde katılanın cep telefonundan kendisini emniyet görevlisi olarak tanıtan şahıslarca arandığı, terör örgütleri tarafından adına kredi kartı ve GSM hatları çıkarıldığı ve bu kişilerin yakalanması için yardımcı olması gerektiği söylenerek kendisine verilen talimatlar neticesinde sanık …’a ait banka hesabına 34.430,00 TL yatırmasının sağlandığı, daha sonrasında ise birçok farklı GSM numarasına toplamda 5.120,00 TL para yükleme işlemi gerçekleştirmesinin sağlandığı, bir gün sonra yeniden arayarak para yatırmasının istenmesi üzerine katılanın şüphe duyarak şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.
2. Katılan tarafından gönderilen 34.430,00 TL’nin Şanlıurfa Garanti Bankası güvenlik kamera kayıtları ve dekontlar ile sanık … tarafından yanında bir erkek şahıs ile birlikte çekildiği tespit edilmiş, sanık …’ın alınan ilk ifadelerinde, bankada yanında bulunan kişiyi tanımadığını, paranın nereden geldiğini bilmediğini, parayı çekerek harcadığını beyan ettiği ancak sonrasında alınan ifadelerinde ve dilekçelerinde arkadaşı Murat Ö.’nün de tanıdığı Halil Özpolat isimli yeni tanıştığı bir arkadaşının kartı olmadığını beyan ederek kartını istediğini, sonrasında da yüklü miktarda para gelmesi üzerine parayı birlikte çekmeye gittiklerini, çektiği parayı bu kişiye verdiğini, suç ile ilgisinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Murat Ö.’nin tanık sıfatıyla alınan ifadeleri üzerine yapılan araştırmalar neticesinde sanık …’ın kimliği ve suç tarihinde sanık …’ın bankadan parayı çekerken yanından bulunan kişi olduğunun tespit ve teşhis edildiği anlaşılmıştır. Sanık ifadeleri, katılan ve tanık beyanları, banka dekontları, güvenlik kamera kayıtları ile fotoğrafları ve ilgili diğer tutanaklar dosya arasında bulunmaktadır.
4. Sanık …’ın olayla ilgisi olmadığını, sanık …’ın ise sanık …’ın isteği üzerine nereden geldiğini bilmediği parayı çekerek sanık …’e verdiğini beyan ederek suçlamaları reddettiği anlaşılmıştır.
5. Hukuki süreç başlığı altında birinci sırada belirtilen görevsiz mahkemece, sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 01.03.2016 tarihli ve 2015/5704 Esas, 2016/2184 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada yasa değişikliği nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.
7. Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 26.10.2017 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
8. Mahkemece, dosya kapsamındaki deliller karşısında sanıkların suçtan kurutulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği değerlendirilerek, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde kamu görevlisi olduklarını söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eylemlerinin, suç tarihinden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle sanıkların, lehine olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2017/61 Esas, 2019/183 Karar sayılı kararında;
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18/06/2013 tarihli ve 2012/15-1351 Esas, 2013/328 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Ancak, hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, bu düzenlemelere uygun olarak; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile dosya içeriğine yansıyan bilgi ve belgelerin isabetli biçimde değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Somut olayda elde edilen haksız menfaat miktarı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan ve bu kriterler esas alınmadan hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesi,

2. Suç tarihinde kısa aralıklarla katılan tarafından farklı şekillerde para gönderilmesini sağladıktan sonra ertesi gün arayarak yeniden para göndermesini isteyen sanıklar hakkında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemeleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. 1136 sayılı Kanun’un 168 inci ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Nedenleriyle, uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 01.03.2016 tarihli ve 2015/5704 Esas, 2016/2184 Karar sayılı bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşıldığından hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2017/61 Esas, 2019/183 Karar sayılı kararında; sanıklar ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.