Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/25025 E. 2023/2504 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25025
KARAR NO : 2023/2504
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2013 tarihli ve 2013/2 Esas, 2013/423 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2013 tarihli ve 2013/2 Esas, 2013/423 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.05.2015 tarihli ve 2015/5199 Esas, 2015/25813 Karar sayılı kararı ile “…gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılabilmesi amacıyla, sanık …’in savunmasında katılanın kızı ile bir süre birlikte olduğunu ve katılanın iş kurup kızı ile evlenmesini sağlamak için söz konusu parayı hediye olarak verdiğini iddia etmesi ve fakat sonraki süreçte katılana aldığı paranın bir kısmını ödemiş olması karşısında, katılanın kızı olan ve ifadelerde adı Cristina olarak geçen kişinin tanık olarak dinlenip söz konusu iddiaların sorulması, dosya içerisinde bulunan sanık … tarafından borç sözleşmesi adı altında yazıldığı iddia edilen Almanca dilindeki yazılı beyanın içeriğinin anlaşılabilmesi amacıyla tercümesinin yaptırılması, katılan vekilinin mazereti nedeniyle katılamadığı ilk celse katılan ve vekilinin yokluğunda karar verilerek, katılan vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği tanığı dinletememiş olması ve delillerini ibraz edemediği dikkate alınarak, katılan vekilinin dilekçesinde belirttiği tanık …’ın tanık olarak dinlenmesi, sanıkların kendilerini emlakçı ya da otel sahibi olarak tanıttıklarına dair bir kartvizit ya da yazılı bir belgenin bulunup bulunmadığı hususlarının taraflardan sorulup varsa buna ilişkin belgenin dosya içerisine alınması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2015/610 Esas, 2019/678 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Kanunu’nun ( 5237 sayılı Kanun ) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; katılanın beyanları dışında delil olmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, taraflar arasındaki uyuşmazlığın alacak verecek ilişkisinden kaynaklı hukuki uyuşmazlık olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın tatil amacıyla Türkiye’ye geldiği 2011 yılında sanıklarla tanıştığı, temyiz dışı sanık …’nun kendisini müdür olarak görev yaptığı spa merkezinin sahibi olarak tanıttığı, diğer sanık …’in ise aynı yerde çalıştığı ve katılanla yakınlık kurması üzerine bir süre arkadaşlık yaptıkları, bu dönemde aralarında … ilişkisinin oluştuğu, sanıkların bir süre sonra katılana Türkiye’den ev alması konusunda tavsiye ve telkinlerde bulunup, yardımcı olabileceklerini söyledikleri, katılanın da aralarındaki … ilişkisi nedeniyle ikna olarak kendisine ev almaları için sanıklara önce kapora olarak 3.600 Euro parayı elden nakit olarak verdiği, İsviçre’ye döndüğünde, sanık …’in hesabına 07.06.2011 tarihinde 118.161,55 Frank, temyiz dışı sanık …’nun hesabına ise 06.07.2011 tarihinde 122.537,22 Frank para gönderdiği, sonraki süreçte katılan tekrar Türkiye’ye gelerek sanıklardan vaad ettikleri evi talep etmesine rağmen sanıkların katılanı oyaladıkları, herhangi bir şekilde evin satışını gerçekleştirmedikleri gibi aldıkları paraları da iade etmedikleri, bu suretle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla iş bu dava açılmıştır.
2. Katılan aşamalarda ev alma bahanesiyle dolandırıldığını, zararının karşılanmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Bozma sonrası dinlenen tanıklar C. Ve İ.Y. katılanın beyanlarını doğrulamışlardır.
5. Sanıklar tarafından katılana ibraz edilen kartvizit dava dosyası arasına alınmıştır.
6. Mahkemece, bozma sonrası sanığın eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Katılanın tatil amacıyla Türkiye’ye geldiği 2011 yılında sanıklarla tanıştığı, temyiz dışı sanık …’nun kendisini müdür olarak görev yaptığı spa merkezinin sahibi olarak tanıttığı, diğer sanık …’in ise aynı yerde çalıştığı ve katılanla yakınlık kurması üzerine bir süre arkadaşlık yaptıkları, bu dönemde aralarında … ilişkisinin oluştuğu, sanıkların bir süre sonra katılana Türkiye’den ev alması konusunda tavsiye ve telkinlerde bulunup, yardımcı olabileceklerini söyledikleri, katılanın da aralarındaki … ilişkisi nedeniyle ikna olarak kendisine ev almaları için sanıklara para gönderdiği, katılan tekrar Türkiye’ye gelerek sanıklardan vaad ettikleri evi talep etmesine rağmen sanıkların herhangi bir şekilde evin satışını gerçekleştirmedikleri gibi aldıkları paraları da iade etmedikleri olayda; katılanın aşamalardaki beyanları, tanıklar C. ve İ.Y’nin beyanları, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı itibariyle, sanığın en başından itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği, kendisini olduğundan farklı biriymiş gibi göstererek ev almasına yardımcı olacağına dair katılanda inanç oluşturup hileli davranışlarla katılanı kandırarak haksız menfaat temin etmiş olduğu anlaşılmakla; 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma kapsamında kalan ve 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2015/610 Esas, 2019/678 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğinci kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2023 tarihinde karar verildi.