Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/26493 E. 2023/442 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/26493
KARAR NO : 2023/442
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/261 E., 2020/12 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2012 tarihli ve 2012/117 Esas, 2012/582 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2012 tarihli ve 2012/117 Esas, 2012/582 Karar sayılı kararının sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 10.02.2016 tarihli ve 2015/6333 Esas, 2016/1085 Karar sayılı kararı ile yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hak ve nesafet kurallarına aykırı olacak şekilde sanık hakkında cezanın üst sınırdan tayini; 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesine göre sanığın tutuklu kaldığı süreler nazara alınarak mahsup hükmünün uygulanmaması; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının uygulanması zorunluluğu, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2016/286 Esas, 2016/443 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2016/286 Esas, 2016/443 Karar sayılı kararının sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 04.03.2019 tarihli ve 2017/13711 Esas, 2019/1662 Karar sayılı kararı ile sanığın şikayetçiyi telefonla arayarak başkomiser ve savcı isim ve sıfatlarından bahsederek sanığın hesabına 7.103,00 TL para yatırmasını sağlamak şeklinde iddia edilen eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2019 tarihli ve 2019/328 Esas, 2019/492 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
6. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/261 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tutuklukta geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği, sanığın kendi ad ve soyadını vererek dolandırıcılık suçunu işlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, Yusuf Kırtay’ın (Kemal Kara) dinlenilmemesine, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini ile 168 inci maddenin uygulanmamasına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın katılan …’i telefonla arayarak kendisini Adana Emniyet Müdürlüğünden başkomiser Selim Sarı olarak tanıtıp telefonunun dolandırıcılık suçuyla ilgili dinlendiğini söyleyip savcı …’ın hesabına 7.103,00 TL havale etmesini isteyerek havale edilen parayı çekmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanık sorgusunda; Adana Oto Galericiler sitesi civarında kurulan açık oto pazarında bulunduğu sırada açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği Kemal Kara isimli şahısla tanıştığını, Türkiye’nin her yerinde oto alıp sattığını söylediğini ve banka hesap numarasını istediğini, oto alım satım karşılığı olduğunu söylediği hesabına gelen paraları çekerek Kemal Kara’ya teslim ettiğini, Kemal Kara tarafından kandırıldığını beyan etmiştir.
Sanık 18.12.2019 günlü celse anlatımında bu kez daha önce adını Kemal Kara olarak bildirdiği şahsın gerçek adının Yusuf Kırtay olduğunu ve bir çok dolandırıcılık olayına karıştığını öğrendiğini ancak açık kimlik bilgisi ve adresini bilmediğini, hesabına yatan parayı çekip bu şahsa verdiğini, herhangi bir menfaat temin etmediğini, Yusuf Kırtay’ın kendisine sadece yemek yedirdiğini, katılanın zararını gidermediğini beyan etmiştir.
Katılan … de, sanığın hesabına 7.103,00 TL para yatırdığını, zararının karşılanmadığını beyan etmiştir.
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiin temyiz sebepleri yönünden; Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/261 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararında, sanığın hayatın olağan akışına uygun düşmeyen adını önce Kemal Kara daha sonra Yusuf Kırtay olarak bildirdiği açık kimlik ve adres bilgilerini dahi bilmediği bir şahsa hesap bilgilerini vererek şahsa gelen parayı çekip elden teslim ettiği şeklindeki denetime elverişli olmayan çelişkili savunmaları, katılan beyanları, bankadan para çekme anına ilişkin kamera kayıtları, banka cevabi yazıları ile dosyada kapsamında elde edilen diğer deliller doğrultusunda, yüklenen suçun sübut bulduğuna dair kabul ile suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlenmesindeki özellikler ve zarar miktarı da gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayininde ve zararın giderilmemiş olması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2020 tarihli ve 2019/261 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.02.2023 tarihinde karar verildi.